Türkçeden Farsçaya

Türkçede var olan bir sözün başka  bir dilde de kullanıldığını gören çokları o sözün o dilden alındığını sanır.
Gerçekte ise Türkçe, çevre halkların dillerine birçok söz vermiştir.
Makedonya’ya ilk gidişimde yemekten önce “çorba” gelmişti; sonra “dolma” sonra “türlü tava”. Hepsinin adı Türkçeydi ve “Makedonca’da başka Türkçe söz var mı?” diye sorduğumda Makedonca karşılık vermişlerdi: “besbelli yok”
Balkan dillerine olan etkimiz çok bilinir de sözgelimi Türkçe’nin Farsça’ya etkisi pek bilinmez.
A.Dilberipur’un hazırladığı ve “Türkçe-Farsça Ortak Kelimeler Sözlüğü”nü karıştırdığınızda Türkçeden Farsça’ya geçen kelimelerin de azımsanmayacak sayıda olduğunu görüyorsunuz.
Şiir ve tasavvuf alanında Farsçadan Türkçeye, ordu ve devlet yönetimi alanında da Türkçeden Farsçaya sözler geçtiğini uzmanlar söylüyor.
Kimi sözler ise kökü Arapça ya da Farsça olsa da Türkçe eklerle oluşmuş haliyle Farsça’da kullanılıyor.
İşte örnekler: Abacı, arabacı, aynacı, bostancı, istilacı, işgalci, kebapçı, mimarbaşı, saatçi, tüfekçi. Ve başkaları...
Yani Türkçe’nin “” takısı Farsça’ya geçmiş ve çokça kullanılıyor.
 
Farsça’daki Türkçe
 
Biz “anahtar”, diyoruz ama Farsçada Türkçesi söyleniyor: “Açar”. “Açmaz” sözü de kullanılıyor. Biz de “açar” ile açalım bu konuyu...
Adaş, ağa, akçe Farsçada kullanılan sözler. Biz ise Farsçadan bozma “para” sözünü kullanır olmuşuz. “Para” doğu Türkçelerinde “rüşvet” demek... Onlar akçe diyorlar. Ya da “akça”...Açka” diyen de var.
Alaçık, aslan, ayak, ayakçı,aygır, bahadır, baha, barut, basma, basmacı, bastık, başı, başlık, batak, baykuş, bayrak, bilge, binbaşı, boğaz, bohça, boncuk, çakmak, çapar, çarık, çatma, çebiç, çelebi, çelik, çok, çolak, çomak, çöl, çömçe,dadaş, dadu, dağ, damga, dede, değnek, dolma,elçi, gezlik, hakan, han, kabuk, kaçak, kaçakçı, kak, kalpak, kaltak, kamçı, kap, karışmış, katık, katma, kavluk, kavurma, kavurmaç, kavut, kayık, kayıkçı, kayın, kayış, kaymak, kaz, kazan, keşik, kılavuz, kılıç, kılık, kısrak, kıstas, kışlak, kıvrak, kıyma, kızıl, kızılbaş, köprü, kullar ağası, kullukçu, kurultay, kurut, kuş, kutsuz, kutu, muştuluk, otağ,oturak, oymak,ördek, saç, saçma, sevgili, suluk, sürütme, şişek, şişlik, tabur, talan, tokmak, top, topçu, tuğ, tuğra, turna, tutsak, tütün, uğur, ulus, uşak, uyruk, üzengi, yağı, yağma, yaka, yalancı, yalnız, yaman, yargı, yasa, yasak, yatak, yavaş, yayla, yedek, yenge, yeniçeri, yeni dünya,yıl, yoğurmak, yurt, yüzbaşı...
Başka? Çok... Bir de Türkiye Türkçe’sinde unutulan ama öteki Türkçelerde kullanılan sözler var. Örnek mi? Tansık, yorga...
 
Peki Ne Olmuş?
 
Evet “Türk’e Türk propagandası” yapmaya şiddetle ve hiddetle karşı olan ama her gün Türk’e Türk düşmanlığı aşılamaya çalışan birilerinin “peki ne olmuş?” dediklerini duyar gibi oluyorum.
Türk’e Türk propagandası” kalıbını defalarca duydukları için, sözü sorgulamadan benimseyip tekrarlayan kimi iyi niyetlilerin de var olduğunu bildiğimden bu az bilinen gerçeği biraz aralamak istedim.
Türkçenin çevre dillerden etkilendiği doğrudur ama çevre dilleri de etkilemiştir gerçeğini belirtmek istedim.
Niye mi?
Çünkü...
Bazı aşağılık kişilerin...
Türk’e aşılamaya çalıştıkları aşağılık duygusunu önlemek çabalarına bir küçük katkı olur diye düşündüm.
Dahası mı?
Dahasını kimilerinin aklı almaz ama söyleyelim... Bugün dünyada yaşayan dillen arasında “en eskilerinden biri” değil, en eskisi, en köklüsü, en ahenklisi ve gelişmeye en uygun olanı Türkçedir.
Bakınız en eski dildeki Sümercedeki Türkçeye...
Orkun yazılarının yazıldığı çağda, ne İngilizce vardı, ne Fransızca, ne Almanca, Ne İtalyanca, ne Rusça...
Daha ne olsun?
Elbette TÜRK ÖVÜN, ÇALIŞ, GÜVEN
Ve NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
    
YORUM EKLE