Türk Siyasi Hayatında Fırtınayı Fırsata Çevirmek…

 Bugünlerde Türkiye siyasi tarihine koltuğunu terk etmemek için akıl almaz oyunlar oynamaya meyletmiş bir genel başkan damgasını vuruyor. Yaşanan onca olaydan, edilen onca sözden ve geçilen onca eşikten sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını kabullenememek travmatik bir durum. Fakat nedense sanki baba evinden kalan miras bölüşümüymüş gibi oturduğu koltuğu terk etmeme hali Türkiye siyasi tarihine de anlayış olarak yerleşmek üzere. Durumun kaygı verici hatta dehşete düşüren tarafı bence bu olsa gerek.

Düşünsenize demokrasi ile iş başına gelip demokrasiyi ortadan kaldırarak yola devam etmek isteği duyuyorsunuz! Bunu yaparken sormazlar mı adama hedefin nedir amacın nedir diye?

Son 15 yılın yönetimsel anlayışlarını ve sonuçlarını incelendiğimizde bırakamamak vazgeçmemek direnmek olarak karşımıza çıkan ve bize despotizmin işaretlerini veren anlayışlar salgın hastalık gibi.

İktidarın gücü yitirmemek adına sergilediği tutumun da MHP nin koltuk kavgasından aşağı kalır yanı yok. Hatta Bahçeli bu koltuk ısrarcılığını bir başka siyasetçiden de ilham alarak yaşıyor olabilir.

Her ne olursa olsun MHP tabanı ve değişimin başını çekenler geriye dönüşün mümkün olmadığı gerçeği ile eski genel merkezle zaman kaybetmek yerine, yaratılan bu suni ve eninde sonunda bitecek olan süreci geride bırakarak MHP’yi ileriye taşıyacak yenilenme için gerekli ve kaçınılmaz sorumluluklarını gerçek anlamda yüklenmek zorundadırlar. Bunu yaparken de bugün tepki gösterilen tutuma benzeşmemek için olabildiğince gerçekçi ve amaçtan uzaklaşmadan gerçek probleme yönelmek gerekmektedir.

MHP nin her kademesinde yer alan veya MHP kervanında iz sürenlerin şu an itibarı ile öncelikle kargaşadan ve güvensizlikten uzaklaşması gerekmektedir. Genel başkan adayları da siyasi edebe uygun davranarak birbirlerinde kusur aramak yerine sorunu bir an önce en iyi şekilde çözmeye çalışmaya bakmalıdırlar. Bunu yaparken de gerçek sorun yerine yeni sorunlar türetmemeye özen göstermelerinde yarar olacaktır. Karşıya geçmeden çayın ortasında birbirini çekiştirmek ancak başkalarının işine yarar.

Türkiye içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik sorunlarından bunalmış halkı oyalayan değil gerçek çözümler üreten bir iktidarı hayal ederken durum ötelenecek gibi görünmemektedir.

Gün itibarı ile dünyada hızlı ve önemli değişimler yaşanması, yakın zamanda özellikle ekonomik alanda olduğu gibi dış siyaset alanında da ciddi sorunlarımız olacağını işaret etmektedir.

Türkiye’de yönetim açmazlarının ve yönetimsel dengesizliğin kaygı verici şekilde yaşandığı bu dönem, önümüzdeki günlerde bizi daha da zora sürükleyecek gibi görünüyor…

Devlet yönetmeyi hafife alan bilgi ve donanım yetersizliği yüzünden ülkeyi iç ve dış politikalarda zafiyete düşüren siyasetçiler kendi açıklarını başka örtülerle kapatmaya çalışırken durum iyice içinden çıkılmaz hale dönüşmeden toparlanmayı sağlamak zorunda olduğumuz açıktır. Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen içine girilen bu sürecin yalnız MHP için değil Türkiye için de son derece hayati öneme haiz olduğunu görmek ve kavramak gerekmektedir.

Türkiye siyasi tarihinin yakalayabildiği ve şansa çevirmesi gereken bu çok önemli fırsat demokrasinin ve üzerinde yaşanan ülkenin geleceği cumhuriyetin bekası için elzem görünmektedir.

Bu süreç aşıldığında, demokrasi kuralları içinde seçilenlerin, zamanı geldiğinde demokrasi kurallarıyla ve yine seçenlerin iradesi ile veda etmeye alışması da demokrasi hayatımız için önemli bir zenginlik olacaktır…

YORUM EKLE