TÜRK MİLLETİ CUMHURİYETİ'NE VE DEMOKRASİSİ'NE SAHİP ÇIKMALIDIR

Bir süre önce  ‘’ Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Üzerine Denemeler ‘’ başlığı altında bir yazı kaleme almıştım. Burada bazı tespitlerde bulunup bazı önermeler ortaya koymuştum. Demek ki aklın yolu birmiş. Bir konu analitik değerlendirilince aynı neticeye varmaktan başka çıkar yol yok demektir. Türkiye’nin içinde bulunduğu açmaz maalesef geçen zaman içinde daha aciliyet taşır hale gelmiş iken takdire şayan bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti’nin iki ayrı önemli partisi zaman zaman birbirini gırtlaklamak pahasına da olsa Türkiye Cumhuriyeti ve demokrasisini benimsediklerini sevdiklerini bir ortak paydada buluşmak suretiyle göstermişlerdir. Bu buluşmanın kanaatimce gerçek mimarı ve oyun kurucusu, kimsenin aklında yok iken  ‘’ Çatı aday ‘’ formülü çizerek ortaya bir fikir atan MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’dir. Bana göre bir önceki yazımda ileri sürdüğüm vatanperverliği göstererek Türk milletinin önüne demokrasi yolundan sapmadan gidilebilecek bir yol açma görevini layıkıyla ifa etmiştir. Bunun yanında CHP’nin başta Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olmak kaydıyla Yönetim kadrosunu da Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk demokrasisine olan inanç ve katkılarından dolayı tebrik etmek gerekir. Çünkü CHP yönetimi zor olan bir şeyi tercih etmiş ve önce vatan önce demokrasi demişlerdir. Neticede En başta CHP ve MHP’nin kabulü ayrıca diğer partilerin ( SP , BBP , DP ve diğerleri ) ve sivil toplum örgütlerinin de fikri ile Prof. Dr. Ekmeliddin İhsanoğlu Cumhurbaşkanlığı’na aday gösterilmek üzere anlaşmaya varılmıştır. Bu durumda AKP eğer kendi ileri sürdüğü milletten oy almak için kullandığı değerlerle çelişmek istemiyorsa ki öyle bir iddia ve dert içinde olduğunu sanmıyorum açıklanan bu adaya o da başka aday göstermeyerek katılmalıdır. Ancak AKP iktidar şımarıklığı ile belirlenen adayın kapsayıcı özelliklerine bakmaksızın başka aday gösterecektir ki bu da artık sokakta öyle kolay politika üretmesini imkansız kılacaktır. İnşaallah bir aksilik olmaz ve bu duruma göre seçime gidilir.

       Bundan önceki yazımda ben ortak aday konusunda en fazla Mansur Yavaş’a kadar gidebilmiştim. Cesaretimin sınırları mı yoksa  ‘’ salt milliyetçi ‘’ oluşum mu beni bu sınırda tuttu artık onu çok da tartışmanın anlamı yoktur. Neticede uzlaşmak çok zor bir iştir. Fedakarlık gerektirir. Benim bile beklemediğim bir cesaret örneği göstermek suretiyle CHP, Prof. Dr. Ekmeliddin İhsanoğlu’nu önermek durumunda kalmıştır. Komplo teorileri kurmak; buradan bir çok spekülasyona ulaşmak mümkün belki ama bunların hiçbirinin zannımca bir ehemmiyeti ve gereği bulunmamaktadır. CHP’nin bu önerisi muhakkak ki Devlet Bahçeli’nin ‘’ Çatı Aday ‘’ fikrine dayanan oyununun bir meyvesidir. İşin zor tarafını CHP üstlenmek zorunda kalmış MHP’ye ise kurduğu oyunda sadece zevkle ve memnuniyetle ‘’ Tabii ne demek? Bizce de kabuldür. ‘’ demek kalmıştır.

        Ekmeliddin İhsanoğlu ilan edilir edilmez kamuoyu, bana kalırsa basım ve yayım araçlarının hergün bilinçaltı yüklemelerine farkında olmaksızın maruz kaldığından ‘’ olmaz bununla mı? Bu da kim? ‘’ ya da değişik komplo teorileriyle manuple olmaya başladı ki bu manuplasyon aslında biraz da normaldir. Çünkü kolay değil CHP 2. sırada olmasına rağmen kendi kimliğine aykırı bir isim ile bundan sırf Türk demokrasisi adına vazgeçerek bir isim ortaya atmış ve tabanı hem şaşkın hem kızgın karşılamıştır. MHP tabanı ise burada maalesef bu sefer yönetiminin akılcı kurgusuna rağmen gerçekten kendine yakışmayacak bir şekilde sığ düşünerek belki de biraz şımarıkça ‘’ istemezuuuk ‘’ naraları atmaya başlamıştır. Bilmem belki bunda 57. Hükümetten bu yana gelen bir güvensizliğin ya da iktidardan düştükten bu yana parti içinde kimseye söz hakkı tanınmamasının da etkisi olabilir. Ancak herkes şapkasını önüne koymalıdır. CHP ve MHP yönetimleri olabileceğin en iyisini yapmışlardır. Sadece şunu belirtmek kafidir sanırım. Bu Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye’de rejimin nereye gittiği belli olmayan bir maceraya gitme tehdidi altında olacaktır. Buna göre Türkiye’de köklü partiler sistemi de artık tarihe karışma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Türkiye’nin diğer Ortadoğu ülkelerinden farkı ve ayracı eksik gedik ama güçlü parti yapılarına dayalı parlamenter rejimle yürütülen demokrasisidir.  Hal böyle olunca da her iki parti de bu seçimi asla riske atmamalıydı ki en garanti aday üzerinde uzlaştılar. Belirlenen adaya aslında bu açıdan da bakmak lazım gelmektedir. Hiçbir siyasi partiye bağı olmayan Türk toplum değerlerine uygun Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilde yeterli ve Cumhuriyet değerleri ile sorunu olmayan aynı zamanda da AKP’yi savundukları anlamında kendi ile çelişkiye sokabilecek AKP tabanına AKP’nin ileri sürdüğü din istismarı alanını kapatacak bir adaydır Ekmeliddin İhsanoğlu.

       Buna göre milli cephede çatı yani Parti yönetimleri gereğini yapmıştır. Sıra milli cephede tabanın yani halkın üzerine düşeni yapmasındadır. Halk Türkiye Cumhuriyeti’nin neticesi belirsiz maceralara sürüklenmemesi için seçim günü sandığa gidip gayrımilli cephenin oyununa karşı oy vermeli ve Ekmeliddin İhsanoğlu’nu Cumhurbaşkanı seçmelidir. Türk milleti gayrımilli cephenin kurduğu ‘’ al özerkliği ver başkanlığı ‘’ macera oyununa dur demeli ve yürütülen bu tiyatroyu tarihe gömmelidir.

        Belki açıklanan aday ile ilgili çok spekülasyon üretmek mümkündür. Ancak devletin ve sistemin karşı karşıya kaldığı risk düşünülürse bu seçim asla ve asla riske edilemeyecek bir seçimdir. Bu sebeple taban olarak CHP ve MHP eleştiri yağmuruna tutulmak yerine bu tarihi adımlarından dolayı takdir edilmelidir.

        Tabi ki herkesin gönlünde muhakkak bir aslan yatar. Ancak ortak müşterek noktada buluşmak zarureti böyle fedakarlıklar gerektirir. CHP’liler istemez mi 2. parti olarak kendi fikirlerinden birini aday göstermek ya da MHP istemez mi ülkücü milliyetçi tabandan çizgisi hiç sapmamış bir adayı göstermek? Ancak bu seçimde hiçbir risk unsuru göze alınamazdı ki bu partiler de fedakarlık göstererek takdire şayan bir işin altına imza atmışlardır.

        Aslında dikkat edilmesi gereken nokta ‘’ sistemi korumak çabasıdır’’. Yani Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde belirlenen aday seçilirse AKP sistemi zorlayamayacağı gibi 2015 seçimlerine de ciddi bir yara alarak girmek zorunda bırakılmış olacaktır. Mağdur edebiyatı dindar edebiyatı her şey benim iddiası elinde patlayacaktır.

       Seçim belirlenen aday ile kazanılırsa sistem tekrar yerine oturacak yasama yürütme yargı ve diğer devlet kurumları kendi alanlarına çekilmiş olacak tek elde fiilen toplanan inisiyatif ortadan kalkmış olacaktır. Buna göre parlamenter sistem tekrar işler hale gelecektir.

       Daha da önemlisi özerklik başkanlık heveslilerinin hevesleri kursağında kalmış olacaktır. Türk devleti kurulduğundan bu yana geçirmiş olduğu en önemli tehdidi savurmuş olacaktır. Bu sebeplerle komplo teorileri yerine açık tehdidi görerek Türk devlet sistemini Türk demokrasisini korumak için Her Türk vatandaşı sandığa gitmelidir. Ekmeliddin İhsanoğlu’nu eğer AKP aday çıkarırsa onların adayı karşısında seçip Cumhurbaşkanı yapmalıdır.

17.06.2014 Kartal

Osman Beniz

YORUM EKLE