Tunceli'de Atatürk ve Türkeş'in Sesi Olup Hainlere Haddini Bildirmek!

Cumhuriyetin ilanından sonra bir takım isyanlar olmuş, dönemin yetkilileri hainlere gereken cevabı anında vermişlerdi. Başta ulu önder Atatürk olmak üzere diğer tüm yetkililer isyancılara “hain” demiş, bunu gittikleri her karış vatan toprağında korkusuzca dile getirmişlerdi.

Ulu önder Atatürk ve silah arkadaşlarının isyancı hainleri ezmesinden yıllar sonra PKK adlı eli kanlı terör örgütünün öncülüğünde yeni bir isyan başlamış ve o günkü devlet yöneticilerinin “gaflet ve dalaletleri” yüzünden isyan ateşi bir türlü söndürülememişti. Fakat bu kargaşada isyan ateşinin nasıl söneceğini sadece bir kişi korkmadan haykırıyordu.

Haykırıyordu ama sesini daha geniş kitlelere duyurması gerekiyordu.

Derken bir gün…
Show tv’de “Çapraz Ateş” programı vardı. Bizler de televizyonun karşısına geçmiş bu programı izliyorduk. Programın konuşmacısı Başbuğ Alparslan Türkeş idi. Orhan Doğan isimli PKK sempatizanı da Başbuğ Türkeş’e cevap vermeye çalışıyordu.

Başbuğ o bilindik ciddiyeti ile gereken her şeyi Türk milletine anlatıyor, o anlattıkça PKK adlı eli kanlı terör örgütünün cinayet, sabotaj, saldırı, bombalama ve her türlü baskısından bunalmış olan millet derin bir “oh” çekiyordu.

Başbuğ Türkeş, “Vatanımızı böldürtmeyiz, bunun için gerekirse kan da dökeriz” diyor-du…

Aynı anda PKK’nın saldırılarından bunalmış bölgedeki güvenlik güçlerinin karargâhının birinde, en üst düzey biri de bu programı izliyordu. Yüksek mevkideki bu güvenlik görevlisi Orhan Doğan’ın sözlerinden derin bir kaygı duyarken, Başbuğ Türkeş’in sözleri ile adeta ye-niden hayat buluyordu. O kadar mutlu olmuştu ki, sabah makamına geldiğinde ilk işi aylardır bir türlü randevu vermediği MHP İl Başkanı ve Ülkü Ocakları Başkanını makam aracını gön-dererek aldırıyordu. Oysaki MHP İl Başkanı ve Ülkü Ocakları Başkanı göreve yeni atanan bu üst düzey güvenlik görevlisine sadece “Hayırlı olsun!” demek için nezaketen randevu istemişlerdi.

Neyse…
O aylardır vermediği randevuyu sonunda vermiş, hem de MHP İl ve Ülkü Ocakları başka-nına makam aracını göndermişti.

Makama alınan MHP İl Başkanı ve Ülkü Ocakları Başkanı üst düzey güvenlik görevlisine aylar sonra da olsa “Hayırlı olsun!” dedikten sonra, sözü alan üst düzey güvenlik görevlisi şöyle diyordu:
“Bizim, (yani bölgedeki üst düzey güvenlik görevlilerinin) mücadele azmimizin kırıldığı bu günlerde Sayın Türkeş’in dün akşam televizyonda, hem de PKK sempatizanı olduğunu bildiğimiz birine söyledikleri, bizim kaybettiğimiz mücadele azmimizi yeniden kazanmamıza sebep oldu. Lütfen Türkeş beye selamlarımızı iletiniz. Dün akşamdan sonra bölgedeki psiko-lojik iklim lehimize dönmüştür. Bu örgütü etkisiz hale getireceğimize olan inancımız eskisinden çok daha fazladır!”
Türkeş, bir televizyon programı ile tüm dengeleri değiştirmiş, bölgede canı pahasına görev yapan Türk asker ve polisinin elini güçlendirmişti. Türk asker ve polisinin yeniden ve eski-sinden daha güçlü bir şekilde mücadele etmesi gerektiği yönünde destek olmuş, arkasında güçlü bir siyasi yapı olduğunu anlayan Türk asker ve polisi de o günden sonra başlayan sert bir mücadele sonrası 1998’de bebek katilinin yakalanması ile süreci sonlandırmıştı.

Aradan geçen yaklaşık yirmi yıl sonra, 28 Kasım 2014 tarihinde MHP Genel Başkanı Sa-yın Devlet Bahçeli’nin Tunceli’ye yaptığı ziyaret de bu minval üzeredir.
Sayın Bahçeli ve beraberindeki heyetin Tunceli’ye gidip, Ankara’da söylediklerini tekrar-laması başta bölgede görev yapan tüm devlet memurları olmak üzere, AKP hükümetinin ülkeyi bölünmeye kadar götüreceğine inandığım PKK açılımına karşı olan TSK ve tüm güvenlik bürokrasisi ile korucuların yüreğine su serpmiştir.

Onlar da yıllardır PKK’ya kaptırdıkları psikolojik üstünlüğü MHP’nin bu olağanüstü hamlesi ile yeniden ele alacaklardır, bunun yan-sımasını yakında göreceğiz.
Bu vesile ile Tunceli’de Atatürk ve Başbuğ Türkeş’in sesi olup, hain Seyit Rıza’ya ve onunla birlik olan herkese Ankara’da dediği gibi “hain” diyen ve “ülkemizi böldürtmeyeceğiz” diye haykıran başta Sayın Bahçeli olmak üzere, ona eşlik eden MHP Başkanlık Divanı, MYK Üyeleri, İl başkanları, Ocak başkanları, partili arkadaşlarımıza, ocaklı kardeşlerimize de teşekkürlerimi sunarım…

YORUM EKLE