TOMBALA

 Eski yıl ramazanlarında, özellikle büyük şehirlerin ev eğlencesiydi tombala. Çoluk coçuk torbayı elinde tutan tombala çekicisine bakar, torbadan ne çıkacak diye merakla beklerdi. Dünyanın son 10 yıldır yaşadıkları da, aynen böyle. Tombalacının torbadan ne çıkacağı heyecanıyla bekleniyor. Irak ve Libya’dan sonra Suriye ile devam eden süreç, Katar’la devam edecek gibi duruyor. Hem bu sefer Katar’ı, Katar’a abisi, Suudi Arabistan takıyor.

Arapların binlerce yıldır anlaşılamayan ruh halinin bu sefer körfezi kan gölüne döneceği ön görüsünü yapmak kâhinlik olmaz herhalde.

Türkiye’nin de son yıllarda etkili partnerlerinden olan katarın başına gelenleri aslında hedef Türkiye’de Katar bu işin dümeni kıvamıyla yorumlayan dâhiyane strateji uzmanlıklarını da tombala torbasından çıkan başka bir sürpriz kıvamında karşılamak lazım.

Bu mübarek Ramazan günleri şu Müslümanların başına gelenler nedir diye hayıflanıp dua edelim, ruh haliyle de, bu süreç aslında geçiştirilebilinir.

Mavranın bu kadarı yeter herhalde. Mazisi âlemlere nizam verme iddiasıyla bezenmiş bir büyük imparatorluk olan Türk Devletinin bugün ki yöneticileri bugünkü yaşananlara gelecek yüzyılın haritaları yeniden çiziliyor tespitini yaparak bakmazsa kendi devletinin sınırlarının çizilme hakkını bir başka iradeye devredilmesinin önüne geçemez.

Türk Devletinin kaderi de Tombalacının eline bırakılamaz.

Türkiye Cumhuriyetinin sınırları bugün ki Ortadoğu ve körfez ülkelerinin sınırları gibi cetvelle çizilmedi. Her karışı kanla çizilen sınırların içinde yaşayan ve o sınırlara kanlarını dökenlerin torunları olarak elbette söyleyecek sözümüz var. Türkiye öncelikle Laskiye, Halep, Musul’a kadarki hatta ciddi müdahale etmeli, öncelikle sınırlarını güvence altına almalıdır.

Bu bölgeler bin senedir beraber yaşamış, bundan sonrada beraber yaşamaya coğrafyanın mecbur ettiği halkların yaşadığı bölgelerdir. Türk devleti bölgedeki Türkmen, Kürt, Arap aşiretlerini bir araya getirecek iradeye de, sahiptir.

Yeter ki, metodu iyi tespit etsin; Metodu uygulayacak kadroları sağlıklı oluştursun. Hızla Güney ve Doğu sınırlarına büyük askeri yığınaklar yapılarak Türk devletinin ciddiyeti tüm bölge ve dünya devletleri tarafından hissedilmesi sağlansın.

Türk’ün iradesini koyduğu gün demir dağların dayanamayacağına önce devleti idare eden irade inansın. Mete’nin, Alparslan gazinin, Fatih’in, Mustafa Kemal’in koltuğu nasip olmuşsa, Allah’a (c.c.) teslim olacak, gereğini yapacaksın.

Bileceksin ki, Türk’e baş olmak Allah (c.c.) davasına kul olmaktır.

Allah’ta (c.c.) davasına kul olanla beraberdir. Allah’ta (c.c.) seninleyse başka müttefike de, ihtiyaç yoktur.

Bugünlerde Allah (c.c.) Türk İslam Âleminin yar ve yardımcısı olsun.

YORUM EKLE