Terörün Bumerang Etkisi ve Erken Seçim

7 Haziran 2015 seçim sonuçları ile 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra yapılan 15 Ekim 1961 Seçim sonuçları birbirine ne kadar da benziyor…

Gerçi 15 Ekim 1961 seçimleri sonucunda Cumhuriyet tarihinin ilk koalisyon hükümeti 25 gün sonra CHP ve Adalet Partisi arasında kurulmuştu. Bu gün ise henüz bir koalisyon hükümeti kurulamadı. Erken seçim hükümetinin kurulma ihtimali ise çok yüksek.

Artan terör olaylarının, ekonomik belirsizliklerin ve kirli ittifak planlarının devreye girdiği bir dönemde yaşanan bu yönetim boşluğu toplumsal çöküntüye sebep olmaktadır. Ancak kaostan ve çatışmadan beslenen zümreler bu durumu fırsata çevirmek adına kıvrak manevralar yapmaktalar… Bir kısım siyasi partiler konsomasyon zihniyeti ile hareket ederken, Sayın Devlet Bahçeli itidalli ve dik duruşu ile siyasetin alışılagelmiş zehirli düşüncelerinin panzehiri olmuştur. Aslında içinde bulunduğumuz süreci anlamanın yolu, seçim sürecinde ve sonrasında izlenen politikaları ve vaatleri irdelemekle mümkün olacaktır. Hep birlikte hafızalarımızı tazeleyelim,

AKP Son derece başarısız, öngörüsüz bir yönetim anlayışı ile vatan-millet ve ulusal güvenliği şahsi çıkarlarına ve tatmin edilemez egolarına teslim etmişti. Sürekli kandırılan bu iktidarın, seçim meydanlarında bir elinde Kur-an bir elinde mikrofonla seçmene hipno-terapi uyguladığını gördük. Tüm bu başarısızlıkların fark edilmesini engelleyebilecek bu hipno-terapinin, toplumu uyutup bilinç altını kontrol edebilecek son derece önemli bir ritüel haline dönüştüğüne de şahit olduk. Gerçi kadrolu seçmen yapılan tüm bu yanlışlara rağmen, vardır bir hikmeti deyip geçiştiriyordu. Kararsız seçmen ise ihanet uykusundan uyanmaya ve direnç göstermeye başlamıştı. Ancak iktidarın hamisi büyük patron, seçim meydanlarında “Verin bana 400 milletvekilini bu iş huzur içerisinde çözülsün” diyerek seçmeni tehdit ediyordu. İktidarı ile ana muhalefeti ile terör örgütlerinden beslenen siyasi zihniyet, terör örgütlerini bir tehdit unsuru olarak kullanmaktan da geri kalmıyorlardı. Seçim sonrasında patlayan bombalar ise terörün bumerang etkisi olarak ortaya çıkıyordu.

CHP ise muhafazakar seçmen nezdinde, 27 yıllık iktidarı boyunca yaptığı uygulamalar sebebi ile kronik bir rahatsızlık olarak algılanmış ve kin güdülmüş bir siyasi hareket olma gerçeğinden kendini bir türlü aklayamadı. Hatta listesine dahil ettiği ilahiyatçılar, seçim stantlarına özenle yerleştirilmiş çarşaflılar ve muhafazakarlar bile bu yargıyı kıramadı. Sebebi belliydi aslında! Hani derler ya “Tilkinin orucu top patlayana kadardır” diye tam da öyle oldu bu süreçte… Marksist, Leninist ve Maocu marjinal terör unsurları ve PKK nın siyasi kanadı ile AKP ye karşı gizli bir ittifak kurarak, orak-çekiç in altında aslına rücu etmiştir. Fark edildi, yakalandı ve cezalandırıldı. Cezalandırıldı diyorum çünkü AKP nin tüm bu başarısızlıklarına rağmen oyunu makul bir oranda arttırmayı başaramadı.

HDP ise, sözde aydın ve liboş takımının söylemleri ile topluma barış güvercini olarak takdim edildi. Gözlerinden ateş saçan, ellerinden kan damlayan bu teröristler sahte tebessümlerle her fırsatta barıştan dem vurdular. AKP ile kol kola başlattıkları çözülme sürecinde, kendilerine biçilen rolü itina ile sahnelediler. Tıraş edilip takım elbise giydirilmek sureti ile insana benzetilen bu anarşistlerin ağzından çıkan her söz avuçlar patlayana kadar alkışlandı. Adını söyledi alkışlandı. “7 Haziran seçimleri” dedi alkışlandı. Barış dediği vakit ise bu zümre kendinden geçti. Ayrılıkçı kürtlerin gayrı-resmi yayın organı CNNTÜRK bu adamı dünyaya barış elçisi olarak lanse etti. Proleter hareketin başarısının şiddetle mümkün olabileceğine inanmış, silahların gölgesinde siyaset yapan bu partiye, 1.000 dolarlık şampanyaların patlatıldığı gece kulüplerinin müdavimleri ile sosyete diye tabir edilen söz de elitistlerin, aydınların ve liboşların yaşadığı Etiler, Bebek v.b. muhitlerden hatırı sayılır bir oy çıktı. Sonuçta sözde aydınların ve liboş takımın arzuladığı bir netice ile HDP seçimlerden sonuç aldı.

MHP nin dik duruşu tüm bu oyunları bozdu. Eğer MHP AKP ile koalisyon hükümeti kuracak olsaydı, AKP nin ekmeğine yağ sürecekti. AKP ile HDP arasında yaşanan sözde siyasi gerginlik ise Aslan ile yavrusunun sevgi oyunlarına benziyordu. Isırır gibi yapıp, sevişerek boğuşmaktan ibaret! AKP Güneydoğuda ve Doğu Anadoluda HDP/PKK nın siyasi bir özerklik kazanmasına katkı sağlamış, tavşan kaç tazı tut mantığı ile de milliyetçi oylara talip olmuştur. Burada hedef kitle ise MHP tabanı olmuştur. Eğer MHP ile mevcut şartlarda bir koalisyon hükümeti kurulacak olunsaydı MHP yi asimile etme amacı güden bir koalisyon hükümeti olurdu. Sayın Devlet Bahçeli bunu görmüş, farkına varmış olmasına rağmen ülke menfaatleri uğruna bir takım koşulların yerine getirilmesi durumunda koalisyon hükümetine yeşil ışık yakmıştır. Ancak AKP egolarından ve yanlışlarından arınıp, koşulları sağlamaktan kaçınmıştır. MHP ile koalisyon hükümetini rafa kaldırmıştır.

Mevcut durumu değerlendirecek olursak, AKP ile CHP nin koalisyon hükümeti kurma ihtimali son derece zayıftır. Tabanlar birbirine zıt kutuplarda pozisyon almış durumdadır! Şayet böyle bir koalisyon hükümeti kurulacak olursa da hem sürpriz hem de ömrü kısa olur! AKP ile HDP nin bir koalisyon hükümeti kurma ihtimali ise şu anda imkansız olup gelecekte muhtemeldir. Gelecekte diyorum çünkü olası bir erken seçim sonucunda AKP istediği sayıyı yakalayacak olursa 7 Haziran öncesi başlatılan mutluluk ve kardeşlik oyunu HDP ile kol kola yeniden sahnelenecektir.

Bu şartlarda bir erken seçim hükümeti kurulma ihtimali bence çok yüksek. AKP nin arzuladığı ve muhtemel olan da AKP/MHP seçim hükümetidir. Mevcut çatışma ortamında bu ihtimal çok kuvvetlidir. Asıl önemli olan ise erken seçim sonuçlarıdır. Yapılacak olan bir erken seçimin sonucunda benzer bir tablo ortaya çıkacak olursa, maazallah demokratik çözümün yerini önemli bir belirsizlik alacaktır. Bu belirsizlikten kurtulmanın tek yolu ise; AKP’nin yolsuzluklardan arınması, adı yolsuzluğa karışanların yargılanması, demokratik bir siyasi parti olması ve çözüm süreci denen saçmalıklara son vermesi ile mümkün olacaktır.

Allah(c.c.) yar ve yardımcımız olsun…

YORUM EKLE