Terör ve Siyaset

 Terör ve siyaset iki ayrı olgu ,iki ayrı alan olgusu zihnimize yerleştirilmiş. Gerçekte böyle mi? Hemen belirtelim ki ; katiyetle hayır..
''Savaş politikanın ateşli silahlarla devamıdır'' der Clausewitz..Evet öyledir ve masada halledilemeyen işler silahla sahaya taşınır.Terör, belirli kuralları olan savaşın ,kuralsız ,kahpeleşmiş biçimde yeniden dizayn edilmiş şeklidir çağımızda.
Tarihin her çağında istisna olarak var olan bu durum,günümüzde batı medeniyetinin ,iyice kurumsallaştırarak ,insanlığa hediye(!) ettiği yaygın bir olgu haline gelmiştir.

Batılı ülkelerin ,batı istihbarat servislerinin arkasında olmadığı,gölgesinde yeşermeyen,gelişmeyen,yaygınlaşmayan tek bir terör örgütü dahi yoktur dünyamızda.Çıplak gerçek budur.
Her toplumun,cemiyetin,her ülkenin,kendince gerilim üreten fay hatları mevcuttur ve gerilimler ,hassas noktalar her toplumda söz konusudur. Bu batılı ülkeler içinde böyledir.Ancak onların derin çelişkileri ,fay hatları terör üretmez.
Neden acaba? Durum batıya güzelleme düzme sevdalılarının sandığı gibi ,medenileşme ile ilgili şehir efsaneleri ile alakalı değildir tabii ki.Cevap basittir. Onların fay hatlarını teröre dönüştürecek bir ''batı''ları yoktur.
Sosyologundan,antrapologuna,güvenlik uzmanından,her b..k'a maydonoz ,köşe yazarına ,yorumcusuna ,ucuz siyasetçisine kadar,ağzı olan herkesin konuşup, beynimizi dumura uğratırken ,bilerek veya bilmeyerek ,gözlerden sakladığı gerçek budur..

Problemler basite indirgenerek çözülür,terör çözülmek istenmediği için karmaşık hale sokulur.Zihinler bulandırılır ,karmaşık hale getirilir ,kaynak örtülür ,kamufle edilir.
Terörle mücadele bir taşla çok kuş vurma sevdalısı batının,terörü örtme ,terörden siyaset üretme yöntemidir.

Batı kendi dışındaki dünyada (zaman zaman,kendi içinde) terörizmin , yapıcısı ,uygulayıcısı ,yönlendiricisi,,kullanıcısıdır.Bu konuda rekabet kabul etmez ,tekeldir!
Bütün dini ,etnik,sosyal fay hatlarınızı ıslah etseniz ,iki takım arasındaki futbol rekabetinden terör üretebilecek kadar incelmiştir (!) batılı servisler. Direk veya dolaylı terör politikalarının emrinde olmayan hiçbir bilimsel alan ,teknolojik gelişme yoktur.

Batı'nın en ikna edici dış politika argümanıdır terör.Gönüllü işbirliğine yanaşmayan aydın,işadamı ,bürokrat ,siyasetçi bu tehdidin ,muhtelif versiyonları ile yola getirilir veya bertaraf edilir. Bu yönüyle çok yönlü bir tehdit ve şantaj mekanizmasıdır terör..

Batı menfaatlerine aykırı duruş ve yönelişler ,politikalar terör'den başlayarak savaşa kadar ,şiddet üretir.Terörü celbetmeyen ''doğru politika'' batı dünyası dışındaki ülkeler için mevcut değildir.Batının kendi dışındaki toplumları ,ülkeleri terbiye metodudur terör.Ucuzdur ,etkilidir, kullanışlıdır..

Sorumlusu her zaman O toplumdur,O ülkedir , O siyasettir ,O dindir,O etnik guruptur, O mezheptir ,O devlettir ,O ilkellik ,az gelişmişliktir. O ,,,O,O...
Asla batı ve batı ve batılı istihbarat servisleri,batılı ülkeler ve politikaları değildir..

Bunun böyle olduğunu fişleri batılı prizlere takılı ,aydın ,bilim adamı ,bürokrat ,köşe yazarı,yorumcu, bilumum ''gezi zekalı''lar o kadar çok tekrar eder ki ,bu bataklıktan(!) batıya göçesiniz gelir, de o kadar uzun boylu değil göçemezsiniz ,göçürtmezler adamı !

Bu teorik yapıyı bir kenara not edelim ve saadete gelelim. Bölgemizde ve ülkemizde gündemimiz terörse eğer ki, öyledir, bilelim ki batının ,bölge ve ülkemizde bir operasyonu var demektir.Batı için bölge ve Türkiye 'de hizadan çıkan ,haddini aşan oluşumlar,yolunda gitmeyen işler var demektir.

Bu saatten sonra batının ipe çıkarttığı cambazı seyredecek halimiz yok, muhatabımız bellidir. İpteki cambazın adı PKK ,PYD ,İŞİD olmasının bir önemi yoktur. muhatabımız ,ABD-İSRAİL bir buçuk imparatorluğudur, peşine taktığı avenelerin kimliği ikincil derecede önemlidir.İçeride ve dışarıdaki işbirlikçilerini teşhis ve deşifre etmek elbette önemlidir ve pek de bilinmeyen şeyler değildir..

Şunu özelikle not etmek gerekir ki Türkiye'nin siyasal düzeninde batının amiral gemisi hala CHP'dir,bu Truva atı hala batılı hakim güçlerin Türkiye'deki vazgeçilmez işbirlikçisidir..

Sözü çok fazla uzatmamak için ,bir yıl kadar önce kaleme aldığım, Türkiye ve bölge gelişmelerini değerlendirdiğim ''dünyanın kalbi '' ,''tarih yazma zamanı'' ,''ordu suriyeye'','' işid dalaveresi'' gibi,Haberhergün'ün arşivinde mevcut yazılara bir göz atmanızı tavsiye ediyorum.analizlerin ne derece isabetli olduğunu fark edeceğinize inanıyorum ve tekrarını lüzumsuz buluyorum..gerçekte bir ''derdi'' olanın dikkatine sunuyorum.

Yine de olgulara girmeden tespitlerimizi özetleyelim..

Türkiye gibi kritik bir coğrafyada kritik bir tarihi birikime ,mevcut dünya düzenine alternatif geliştirebilecek bir geçmişe ,kültür ve dine sahip bir ülke ,bir milletseniz ve arayışlara girmişseniz ,artan bir biçimde şiddetin,terörün muhatabı olmaya hazır olmanız gerekir..

Aradığınız ''huzur'' ise küçük görülmeyi ,hakir düşürülmeyi, hakkınızın yenilmesini ,hacr altında kalmayı kabul etmeniz ,efendilerinizce size verilenle yetinmeyi öğrenmeniz,munis ve muti olmanız gerekmektedir.
Türkiye bu kabuğu zorlamaktadır ve bölgede bir parça normalliğin peşine düşmenizin dahi,hedef tahtasına oturtulmanız için yeterli sebep olduğu gerçeğiyle yüzleşmemizin sancılarını yaşadığımız günlerdir,yaşadıklarımız.
1.dünya savaşı sonrası batılı güçlerce dizayn edilen ve yüzyıldır zoraki sürdürülen düzen tamamıyla iflas etmiştir ve batı bölgedeli menfaatlerini devam ettirecek yeni düzenlemeler için şiddet ve terörü ,aklın ,insaf ölçülerinin sınırlarını zorlayacak şekilde ,bölgenin başına bela etmiştir.

Batının bölgede kurduğu sömürü düzeninin bir biçimde sürdürebilmesi,tam anlamı ile kolonileştiremese de ,yüz yıldır tarih sahnesinin dışına attığı Türkiye'nin ,Türk milletinin ,bu günde bu sahnenin dışında tutulabilmesi ile mümkündür.
Türkiye'nin kendinin dahi yeteri derecede şuurunda olmadığı potansiyelinin batı farkındadır ve ''yılanın başını küçükken ezmek '' peşindedir.

Batı için ne Çin ,ne Rusya,ne de herhangi başka bir kültür ve ülke mevcut dünya düzenine alternatif geliştirebilecek , kontrolü ve yönlendirilmesi problem teşkil edecek bir konumda değildir.
Problem İslam inancı,İslam dünyası ve o'na önderlik edebilecek yegane güç olan Türk milleti ve Türkiye cumhuriyetidir..

B u potansiyele sahip olmak bunun gerçekleşeceği anlamına gelmez,dünya imkan dünyasıdır ve her şeyin ödenmesi gereken bir bedeli vardır..

Rahmetli atsız hoca : ülkü denen nazlı gelin erde şan ister
Büyük devlet kurmak için büyük kan ister..
derken bedelin kan ,adanmış hayatlar,kurban olan canlar olduğunun idrakini seslendirmişti ve öyledir.. Kan ,kurban,acı ve çilelerin,ızdırap ve mücadelenin,azim ve iradenin ,alınteri ve gözyaşının bedel olarak ödenmediği bir zafere tarih şahit değildir..

Son yılların gelişmelerini özetleyelim ve 2011 Türkiye'si ile 2016 Türkiyesinin gündemlerini kıyaslayalım.Aradan geçen beş yıl içinde sürecin adım ,adım birtakım operasyonlarla olması gerekenden ,terörün kanlı bataklığına doğru nasıl sürüklendiğini,Türkiye'nin ana meselelerinden koparılarak,bir şiddet ortamına ,hatta savaşa doğru yönlendirildiğine tanık olmaktayız..Önemlisi yaratılan toz duman içinde gerçek faillerin adının bile geçmediği,nice kavgalarla ,enerjimizi tükettik.Güç böyle bir şey işte ,bir bakıma mecburduk..

Gezi ile verilen start ve gelişen süreç ders niteliğinde özellikler taşıyor.Basit meselelerin nasıl adım ,adım terörize edilebileceğini,politik olarak nasıl kullanılabileceğini,aydın ,bürokrat ve siyasetçinin peş peşe operasyonlar,propaganda,algı yönetimleri ile terörle ,nasıl senkronize biçimde kullanılabileceğini,ülkenin gündeminin iyimserlikten nasıl bir korku tüneline doğru yönlendirilebileceğini uygulamalı olarak yaşadık..

Uyutulan hücrelerin uyandırılışına,takiyyecilerin nasıl cihat(!) ehli haline getirildiğine şahit olduk.Kimi güce ram olan ,kimi ,menfat peşinde ,kimi aldatılmış,kimi doğuştan akbaba sahte kahramanların ''vatan kurtarma '' mücadelesini ibretle seyrettik..

Süreç inişli çıkışlı bir seyirle 1 Kasımda noktalandı..Beğeniriz ,beğenmeyiz ,değerlendirir ,tahlil eder ,olumlu ve olumsuz yanlara göre bir tutum alırız ,bu ayrı bir konudur..Ancak Türk halkı batının operasyon yaptığına inandığı iktidarın ve devletinin yanında durmuştur ,temel motivasyonu budur..Ve bence de feraseti ile ciddi bir operasyona da noktayı koymuştur..

Türk halkının tercihi karşısında beklenen ,geçicide olsa bir sükunet denge dönemi iken ,ABD'nin 2. adamının gelip Türkiye'de morali bozuk muhalefeti motive etme,Suriye ,PKK orijinli bir terör tırmanışı ile muhalefet çalışmalarını koordine etmesinin taşıdığı anlam önemlidir,üzerinde çok dikkatle durulması gereken bir olgudur.

ABD önderliğindeki batının Türkiye'den taleplerinin ,bölge ve dünyada Türkiye'ye biçtikleri rolün, konjüktürel siyasi gelişmelerle değişecek bir durum taşımadığının, batı için Türkiye'nin uslu çocuk olmasının olmazsa ,olmaz önemde olduğunun işaretidir.Batıyı yönlendiren güçlerin Türkiye'nin tarihi misyonu doğrultusunda atacağı en küçük adıma,eğilime dahi müsade etmeme kararlılığında olduğunun göstergesidir.

Bunun taşıdığı anlam açıktır Türkiye'nin mevcut iradesini sürdürmeye devamı halinde çatışma kaçınılmazdır..Türkiye ya boyun eğecek veya akli ölçekte asla boy ölçüşemeyeceği güçlerle amansız bir mücadeleye girmek zorunda kalacaktır. Beklenen , başarısızlığın ,ya da başarısızlık korkusunun Türkiye'nin yönelişlerini ve politik atmosferini değiştirmesi ,hizaya getirmesidir.

Batı Suriye üzerinden Türkiye'yi potansiyel tüm iddialarıyla birlikte gömeceği tehdidini aleni olarak gündeme taşımıştır.İç uzantılarını da buna göre yeniden ,organize ve motive etmiştir..

CHP eli ile iç siyasette ki kamplaşma dozajı arttırılacak ,gerilim yükseltilecek , gittikçe arttırılan terörle bu zemin beslenecek ,ekonomi arıza ya uğratılacak , her meselenin sokakta çözümlenmesi teşvik edilerek Türkiye yönetilemez hale sokulmaya çalışılacaktır.Üniversiteler hareketlenecek ,işçiler sokağa çekilmeye çalışılacak,liste uzun...

Birileri karar vermiş ,düğmeye basmıştır Türk milletinin yeniden ateşle imtihanıdır karar.Anlaşılan odur ki 1 Kasımda faturayı Erdoğan'a kesip ,aman dileme şansını(!) kaybetmişiz ve batı faturayı tüm millete ödetme kararlılığında..Önemi artan güvenlik bürokrasimiz ,durumdan vazife çıkarıp ,gidişe dur deme basiret (!) ve faziletini (!)gösteremez veya imkanını bulamazsa bizi oldukça zor bir sürecin beklediği görülüyor..
Karamsar bir tablo çizmek değil niyetim ancak,ancak yaşadıklarımızın gerçek senaryonun fragmanı olduğu düşüncesindeyim..

Peki ne yapmalıyız ?
Görünen odur ki bizim eksik,noksan ,yanlış bulduğumuz ,millileşme ,tarihi misyona yönelme gayretlerimiz dahi batının hazım kapasitesi dışındadır ..Bunlara tamamen sırtını dönmedikçe mevcut iktidar ne yaparsa yapsın yanlış(!) yapacak ,ağzı ile kuş tutsa beceriksiz(!) olacaktır.

Bence ''elle gelen düğün bayram'' deme zamanı ..Her türlü iç hesaplaşmayı erteleyip ,gerekirse ahrete havale edip ,şu'' batılı müttefiklerimizle''içimizde ve dışımızdaki uzantılarıyla birlikte hesaplaşma zamanı ...

Pek cafcaflı cümleler değil bu cümleler içinde denge yok, güç hesapları yok, reel politik yok, ,ekonomik ,siyasi ,askeri karşılaştırmalar yok ,diyebilirsiniz ki akıl yok...

Doğrudur ancak belki de şimdilerde bize lazım akıl ,kurtuluş savaşı verdiğimiz zamanki akıldır.. Geri kalan cümle akıllar ''teslim ol kurtulu'' verir,''savaşmadan mağlup ol'u ''gösterir ki ,önümüzdeki dönem nice bilgiçlerden ,nice versiyonunu bol bol dinleyecek ,teslimiyetin güzelliği ve faziletini ,her fikri ,ilmi disiplinden öğreneceksiniz!

Teferruatına girmeyeceğim bazı vicdanlara yok artık! dedirtecek kadar sakil olsada batılı hakim akıldır o,şimdilerde oldukça geçerlidir ancak insani ,hele ki islami hiç değildir o..

Ben bu milletin Allah'ın ona verdiği ,O'nda cisimlenen feraset ,cesaret ,adalet duygusu ile şahlanan ,baş eğmeme ile taçlanan özelliklerine iman etmiş,tarinden,imanından kaynaklanan misyonu adına beklenmeyen zamanlarda olağanüstü bir fedakarlık ,feragat ve azmi ,büyük bir enerjiyi ortaya çıkarabileceğine inanan bir Türk ülkücüsüyüm..

Yaşadığımız zamanın, akli plandaki tüm olumsuzluklara karşın, bunları aşacak ve 21 yy ''T ürk asrı'' yapacak ,insanlığa yeni bir soluk,nefes olacak yeni bir medeniyete gebe,Türk'ün asil kanıyla sulanmış bir adalet düzenine geçişin sancılarıyla yüzleştiğimiz,zulüm'le ,zalimle hesaplaşacağımız bir vakti işaret ettiğini düşünüyorum..

Hakk'ın hükmümüzü tasdik etmesi ,dualarımızı kabul etmesi dileği ile ..

Baki selamlar..

YORUM EKLE