Terör ve Ekonomi

 Dün akşam Habertürk’deki Teke-Tek adlı tartışma programında çok hızlı geçen ve üzerinde kimsenin durmadığı konuyu, AKP milletvekili Ensarioğlu söyledi. İlk defa Diyarbakır genelinde işyerlerinin kepenklerini %90 oranında kapatıldığını belirtti.

Terör unsurlarının başından beri yapmak istediği de tamda budur. Silahlı unsurlara sivil halkın tehdit v.s… fark etmez, esnafın bu boyutta eylemlere katılmasıdır.

Yine dikkatle takip edilmesi gereken konu ilk defa bir büyük şehirde katılımın bu düzeyde olmasıdır.

Bugün göz önüne alınması gereken en önemli tehlike budur. Esnafın terör örgütünün yaptırımlarına boyun eğmesidir. Terör örgütüyle mücadele yapılırken sivil unsurlar her yönüyle devleti yanlarında hissetmelidirler. Silahlı unsurlarla mücadele edilirken millete güven vermezseniz yaptığınız mücadele boşa çıkar.

Bundan dolayıdır ki, terörle mücadelede devletin birinci görevi örgütle milletin ilişkisini kesmek olmalıdır.

Yine tüm Türkiye genelinde özellikle üreten satan esnaf ve sanatkâr kesiminin hizmet sektöründe çalışanların baskılara maruz kalmasının önü alınmalıdır. Esnaf ve sanatkârlar terör bölgeleri başta olmak üzere tüm Türkiye’de korunup kollanmalıdır. Esnaf ve sanatkârın diz çöktüğü yerde milleti ayakta tutamazsınız.

80 öncesinin en karışık günlerinde esnaf ve sanatkâr bayrağımı asarım, kepengimi açarım sloganıyla dükkânlarını ve atölyelerini açmış, terör örgütlerinin oyununun bu tavırlarıyla bozmuş, devletin güvenlik güçlerine olağan üstü moral vermişti.
Bugün de, bu iklimin korunması esnafın asla bu kan içicilerin oyuncağı olma durumuna düşürülmemesi gerekmektedir.

Öyle anlaşılıyor ki, dış unsurların kullandığı örgütler, eylemlerini batıdaki büyük şehirlere de taşıyacaklar. Gene dün akşam Anakara’da yakalanan, 2 canlı bomba örgütlerin büyük stratejilerini ortaya koymaktadır. Kış ayları başta İstanbul olmak üzere, örgütlerin eylemlerini batıya kaydırdıkları alanlardır.

Rusya’nın ve İran’ın desteklerini gizleme gereği bile duymadıkları bu günler, çok dikkat edilmesi gereken günlerdir. Yine özellikle İstanbul’da CHP belediyelerinin olduğu beldeler, Alman vakıflarının aşikâr çalıştığı alanlar haline gelmiştir.

Büyük paralarla faaliyet yapan bu vakıfların, etki alanları iyi gözlenmelidir. Batıya sıçrayacak ve belediyelerin dolaylı destekleriyle sivil alanda tavan tutturacak faaliyetlerin önüne şimdiden geçemezseniz, tahribatlarını önleyemezsiniz. İnşallah ilgililerin bu sahadaki tedbirleri yeterlidir.

Başta İstanbul olmak üzere batıdaki büyük şehirlerde olacak eylemlerin özellikle Avrupa’da karşılığı farklı olacaktır. Bu eylemler engellenemezse, uluslar arası sahada devletimizin elinin zayıflaması ülkenin nefes olmaz haline gelmesine vesile olur.

Bugünler popülist çalışmalar yapma zamanı değil, köklü tedbirler olma zamanıdır. Tedbir alınıyor mu bilinmiyor?

Ne yazık ki, tedbirler alınıyorsa da millet nezdinde hissedilmiyor. Milletin gerginliği ile tedirginliği bir türlü bitirilemiyor. Devletine güvenmeyen millete yönetemezsiniz. Bugünkü durum da, tamda böyle bir durumdur.

Bugünkü psikolojik durum iyi anlaşılmalıdır.

Türkiye’nin salladığı an Türk İslam âleminin yerle bir olacağı unutulmamalıdır.

Allah (c.c.) yar ve yardımcımız olsun.

YORUM EKLE