Terör mü, Savaş mı ?

Bir bombanın sivil halkın arasında patlatılması ile harp esnasında cephede  patlatılması arasındaki fark, terör ve savaş tanımlarının hangisinin kapsamına girdiğini belirler.
 
Eğer patlatılan bombanın arkasında herhangi bir devlet yoksa, ulusal ve/veya  uluslararası örgütlü ideolojik ya da maddi hedefli kişiler veya örgütler varsa bu bir terör eylemi olur.
 
Eğer patlatılan bombanın arkasında bir ve/veya  birden fazla sinsi ve gizli bir düşmanınız  varsa siz üstü örtülü gayrinizami, yani yeni tanımı ile asimetrik bir savaşla karşı karşıyasınızdır.
 
Biz Türk milleti olarak bugün ikincisi ile yani bir savaşla karşı karşıyayız.
 
Bu savaşı kazanmamızın tek bir stratejisi vardır.
 
Terör örgütlerini milletimize karşı kullanan ve bilinen,  açıkça ifade edilmeyen ve halkımızdan saklanan devletlerin halklarını da aynen bizim halkımızın başındaki belaya benzer gayrinizami harbin yani asimetrik savaşın muhatabı yapmak.
 
Dünyada Türk milleti kadar istiklal savaşı yapmış ve kaybettiğinden çok daha fazlasını kazanmış  başka  bir millet yoktur.
Kendi ana yurt coğrafyasından başka kıtalar arası milyonlarca kilometrekare toprağı vatanlaştırmış bir başka millete de tarihte rastlanmamıştır.
Bugün 300 yıl geriye giderseniz süper güç olarak ve kıta gücü olarak adı geçen devletlerin   tarihte esamelerinin olmadığını görürsünüz.
Kıta Avrupa'sının  devletlerine  milletleşme süreci açısından bakarsanız, 700-800 yıl geriye giderseniz karşınıza bambaşka devletler ve halklar çıkar.
 
Türk milletinin bu tarihi tecrübe zenginliğinin, hazinesinin farkında olmayan “kath-ı ricalden” bi haber bugünkü devlet ve hükümet sorumluluğunu taşıyan yöneticiler milletimizin öfkesinin tırmandığı seviyenin farkında değiller.
Bu öfkenin patlamamasının tek sebebi kötünün iyisi bir muhalefete henüz güvenemiyor olmamasındandır.
 
Bu ümitsizliğin yani iktidarın alternatifinin uzun bir süre daha görülmemesi hâlinde milletin kendini koruma refleksi bir iç çatışmanın kapısını açacaktır.
 
Milletin  terörle  mücadelede hükümete güveni sarsılmıştır.
Devlete güveninin tek tutar, oda zayıflamış ipi güvenlik kuvvetlerinin doğu ve güneydoğuda yaptığı askeri ağırlıklı operasyonlardır.
 
Halkımızın terörle mücadelede hükümetin inandırıcılığına ait  psikolojik çıtası artık yükselmiştir.
 
Elli, yüz, beş yüz, bin teröristin etkisiz hâle getirilmesi halkımızı tatmin etmemekte ve halkımızda hiçbir  güven oluşturmamaktadır. Bu  güvenlik konsepti bataklıkta,  çok maliyetli sivrisinek avına dönüşmüştür.
 
Hükümet; onun aklına gelmiyorsa  ya da  yüreği ve becerisi yetmiyorsa “devlet” acil bir plan yaparak Hükümeti de ikna ederek “Kandil'den” çete başı üç beş  leşi milletin önüne atmalıdır.
 
Milletimizin yüreği başka türlü soğumaz ve öfkesi biraz olsun  dindirilemez.
 
Ve yine orta vadede örtülü savaşın devlet olarak muhataplarına bela başınıza geliyor dedirtecek hazırlıklar yapılmalı asimetrik savaş bizi  tehdit eden tüm coğrafyaları tehdit eder hâle gelmeli.
 
Batı’nın insana ve insanlığa hangi vicdani (!) ölçü ve kıstaslarla yaklaştığının açık delilleri artık inkârı mümkün olmayan bir alçaklıkla ortaya çıkmıştır.
Bir de bunun üstüne bu insan Türk ise nefretin boyutunu varsayın artık.
Demokrasi, insan hakları, adalet, erdem, medeniyet, hak, hukuk, insana saygı kelimelerinin Batı’lı emperyalistlerin   Doğu’lu insanları sömürmek ve yönetmek üzere avlamak için oltalarının ucuna taktıkları yemler olduğunu artık yeni nesillere anlatmak bugünlerden sonra daha kolay olacak.
 
İçerideki terörle mücadelede tek çıkar yol Kürtçüye karşı  “ferdi ve örgütsel cezalandırma”, Kürt vatandaşlarla toplu kucaklaşmadır.
 
Dışarıdaki hedeflerle de mücadele, canımı yakanın canını yakarım.
 
Çok açık, net anlaşılır stratejik formülü Atatürk vermiştir.
 
Yani, “yurtta sulh, cihanda  sulh.”
 
Yani, “Ey  Türk milleti ülkenin sulhunun  bozulmasına müsaade etme. Bozarsan seni paylaşmak için dünya birbirine girer, dünya sulhu bozulur.
 
Yani, “Ey ülkemin sulhunu bozarak menfaat ve nefret hesapları yapanlar dikkatli olun yoksa dünyayı başınıza yıkarım.”
 
Eninde sonunda olması gereken ve olacak olan olacak.
Bakalım kime nasip olacak.
YORUM EKLE