Terör; AKP'nin Şaşı Bakışı, Gafleti ve Hayalciliğinin Sonucudur

Tarihi gerçekleri yok sayan, cumhuriyetle problemli Erbakan yetiştirmeleri olan, bugünkü AKP zihniyeti Türkiye’nin temel meselelerine bidayetten beri şaşı bakmakta, dolayısıyla da teşhis ve tedavide de yanlışlar zincirleme devam etmekte. Bu ekolün iflah olmaz yanı; üst kimliğimiz olan Türk kimliğine karşı olmaları ve Türk milliyetçiliğini ırkçılık olarak nitelendirmelerine rağmen; mikro milliyetçilik, kabile milliyetçiliği kışkırtıcılığı yapmaları, kadrolaşmada buna azami önem vermeleridir. Nasıl ki gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklendiğinde bütün düğmeler yanlış iliklenirse, Erbakan ekolünün temsilcisi AKP’nin Türk milliyetçiliğine Marksistler gibi düşman olmaları da, Türkiye’nin temel meselelerine yaklaşımlarında hep Türkiye aleyhine telafisi zor sonuçlar veriyor.

Bu ekolün temel görüşlerine millilik vasfı addetmeleri hocalarının ifadeleriyle takiyedir, ikiyüzlülüktür. Bir yandan Türk milliyetçiliğine karşı olmak, diğer yandan mikro milliyetçilik kışkırtıcılığı yapmak, buna mukabilde millilik kisvesine sığınmanın neresinde millilik varsa bilen beri gelsin.

Hafızaları allak bullak eden iblis vari çıkışlarla, senelerdir milli birliğimiz, toplum yapımız en az Marksistler, bölücüler kadar bu ekol tarafından provoke edildi. Hem de din kalkanı kullanılarak. “Sen ne mutlu Türküm diyene dersen, oda ne mutlu kürdüm diyene der.” “Sen Türküm, doğruyum çalışkanım varlığım Türk varlığına armağan olsun dersen, oda kürdüm doğruyum çalışkanım der...” gibi akla, izana, ahlaka sığmayan hezeyanlarla toplumun zihnini iğfal edip, bölücülüğe çanak tutup, hizmet ettiler.

Bu çarpık anlayışla beslenen, zihin bulanıklığı içinde, bölücü caninin idamını engellemek için el kaldıran şaşı bakışlı dünkü milli görüşçü gafiller, AKP iktidarında Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan oldular. Gerçeklere arkası dönük bu zihniyetin iflah olmaz gafleti yüzünden on üç senelik AKP iktidarı, sıfır terörle devraldığı Türkiye’yi, senelerdir kana bulayan bölücü PKK ile devleti masaya oturtup, terörü meşru gören siyasi yapının Türkiye sathına yerleşmesini, dağdaki teröristin şehirlere yerleşmesini sağladı.

Bu sayede Türkiye üzerinde operasyon yapan odakların desteğinde cici çocuk parlatmaları ve solun Türkiye düşmanı Marksist kanadının oyları ile meclise giren terör uzantısı siyasi yapının milletvekilleri arasında kandile gitmemiş, dağda oğlu, kardeşi, birinci derece akrabası olmayan kaç milletvekili var acaba? Reel politikten uzak AKP’nin, hayali bile tedavi sebebi sayılacak yanlış düşünceleri sayesinde Kürtleri istismar eden terör odağı kandil meclise girdi. Oy kaygısıyla, anketlerle, algı operasyonları ile devlet yönetilemeyeceği defaatle yazılıp, söylenmesine rağmen, iktidar partisi genlerine işlemiş gafletten sıyrılıp, şaşı bakıştan kurtulamamıştır. Açılım safsatalarıyla hülyalara dalmış, hayal peşinde koşarak devleti tuzağa düşürmüş, Terörle mücadelede devletin kolunu bağlamış, bölücü terörün yurt sathına yayılıp yerleşmesine meydan vermiştir. Ve ülke bugün sorumsuz hayalperestlerin umursamaz bakışları altında ateşe veriliyor.

Devletin bölücü teröre karşı pasif konuma geçirilmesiyle, DHKP-C ve bölgede kurulduğu günden beri emperyalist amaçlara hizmet eden IŞİD, EL NUSRA gibi kanlı terör örgütlerine karşı da etkin önlemler alınması bir yana, yakınlık gösterilmesi, Irak ta, Suriye de PKK destekli PYD gibi oluşumların önünü açmış, Türkiye bu örgütleri yöneten ajanların yuvasına dönmüştür. Ülke Pakistan örneği gibi terör örgütlerinin toplanma merkezi durumuna getirilmiştir. Şimdide dört koldan saldıran sırtlanların ittifakıyla karşı karşıtadır.

Yanlış politikalarla ülkenin yangın yerine dönmesinin tek sorumlusu şüphesiz AKP ve AKP’yi on iki sene yöneten hayalperest zattır. Ne yazık ki devletin en tepe noktasına yerleşmiştir. Batının pohpohlamalarının etkisiyle “analar ağlamasın” aldatmacasıyla milleti uyutmak isteyenler, kendilerinin umut bağladıkları hayale milleti de inandırmak için ellerinden gelen gayreti gösterdiler.

Dün gaflet, aymazlık, şaşı bakış ve hayalperestlikle meydan, meydan paçasını yırtarcasına böğürenler, bugün ülke ateş topuna dönmüşken, eşkıya anaları ağlatırken, ülke kan gölüne dönerken, hangi yüzle, hangi ahlakla, hangi vicdanla ortada gezer, makamları işgal ederler?

Dün yanlış yoldasınız, terörle müzakere olmaz, mücadele olur, diyenlere, utanmadan, sıkılmadan, arsızca; “şehit istismarcıları, kandan beslenen ölü seviciler” diye iftira atan, tek ayaküstü kırk yalan söyleyen lafazanlar; iftiralarınızla, yalanlarınızla, hayalperestliğinizle övünebilirsiniz.
Türkiye’nin dört bir yanından yükselen arşı yırtan anaların feryatları, şaşı bakışınızı düzeltmeye, sağır vicdanlarınızı sızlatmaya yeter mi?
Siz bu yollarda seçtiğiniz Marksist akillerle, bölücülerle hep beraber yürüdünüz, yetmezse yürümeye devam edin. Ancak gaflette ısrar etmenin ihanet olduğunu da unutmayın, bunun hesabını da millet sizden soracaktır.

7 Haziran seçimlerinin doğurduğu sonuçların yanlış okumalar sebebiyle tartışılmasının bir sonraki seçime kadar devam edeceğini yazmıştım. Bu cümleden olarak MHP’nin yanlış okumalarda ısrar etmesinin ve hükümete girmemek için sebepler üretmesinin bir sonraki seçimleri şimdiden olumsuz etkileyeceğini ve hükümete girmek zorunda olduğunu tekrar söylemek gerekiyor.

MHP’yi hükümete girmeye zorlayan birçok sebep vardır, en başında da on iki senedir AKP’nin devlete kaybettirdiği millilik vasfının yeniden kazandırılması gelmektedir.

AKP iktidarının devleti milli politikalardan uzaklaştırdığı gün gibi ortadayken, ipe un sererek AKP ye dışarıdan destek vermek; AKP’nin yanlışlarını yüklenmekten başka bir işe yaramaz. İçinde olmadığın oyunda kural koyucu olamazsın, sadece yanlışların ortağı olursun.

Devletten tasfiye edilen milli düşünceyi yeniden fonksiyon haline getirmek, milliyetçi düşünceyi yeniden devlete sokmak için MHP’nin hükümete girmesi, milletin açtığı krediyi mutlaka kullanması gerekmektedir.
Bölgeden tasfiye edilen, terör merkezi durumuna getirilen Türkiye’nin kurtuluşu için MHP’nin hükümete girmesi zaruridir. Güvenlik güçlerinin başlattığı operasyonların göz boyamadan, AKP nin seçim malzemesi olmasından kurtarılıp gerçek bir mücadeleye dönüşüp devam etmesi için MHP mutlaka hükümete girmelidir.

AKP’yi CHP ile hükümet kurmaya itmek, senelerdir CHP içine yuvalanmış Marksistlerin ve HDP uzantılarının teröriste sevimlilik kazandırma arzularını meclisin olağanüstü toplantısındaki işbirliği göz ardı edilerek, bu işbirliğinin ülkeye vereceği zararların yolunu açmaktan başka işe yaramayacaktır. Millet nezdine bunun sorumlusu da MHP olacaktır.

“Gövdemizi taşın altına koyarız” diyen Devlet Bahçeli dar alanda top çevirmeyi bir yana bırakıp MHP’nin hükümete girmesini, rayından çıkartılmış devletin mili çizgiye oturması için MHP’nin ve Türkiye’nin yolunu açmalıdır.
Çok umut var değilim ama Bahçeli’nin bunu isteyip istemediğini kısa zamanda hep birlikte göreceğiz.

YORUM EKLE