Tepki Oylarından İktidar Çıkmaz

 Türkiye'nin temelleri ve çerçevesi tek parti döneminde oluşturulmuş düzeni,90'lı yılların sonunda Türkiye'yi tam anlamıyla taşıyamaz hale gelmiş ve çökmüştür.Seçkinci,tepeden inmeci bir anlayışla millete dayatılan,milletin değerleri ile çatışmalı,tarihi gelişimi ve misyonu ile uyumsuz,bulunduğu coğrafyanın, içinde yaşadığı medeniyet dairesinin gerçekleri ile örtüşmeyen,ekonomik,sosyal,siyasi elitlerin ayrıcalıkları üzerine bina edilen ve ancak askeri darbelerle tahkim edilerek,hukuki ,siyasal alan daraltılarak yaşatılmaya çalışılan bu düzenin,milletle çatışarak daha fazla yaşama şansıda yoktu.

28 şubat, bu düzenin,tek parti dönemi eylem ve söylemleriyle,''ölüm iyiliği'' diyebileceğimiz son hamlesi idi.Bin yıl süreceği iddiaları millet tarafından birkaç yılda paspasa çevrildi.Bu dönem son vurgun, son soygun imkanları da dibine kadar kullanıldı ve bardak taştı..

2000'li yıllara Türkiye her anlamı ile dibe vurmuş bir ülke olarak girdi.

Türkiye'nin düzeninin hakim ve ayrıcalıklı çevreleri ve mevcut dünyanın efendilerinin,oluşacak yeni düzenin,kendi kontrolleri dışında oluşmasına elbette müsaade edemezlerdi.Saf dışı bırakılması gereken en önemli güçte Türkeş geleneğinin takipçisi ülkücülerdi.

MHP yeni Türkiye'nin oluşumunda söz sahibi olmaktan uzaklaştırılması gereken bir siyasi yapı idi.Ancak bu güçlerin arzu ve çalışmaları ne olursa olsun,ülkücüler kendileri olabilse, kendi dinamikleri ve güçleri ile siyasi arenada dik durabilse idi,oluşacak yeni düzenin mimarı ve öncüsü olmalarına bu güçlerin mani olma imkanı olamazdı.

Hikaye uzun ancak,bu günün gerçeği ,Bahçeli ile, MHP ve ülkücüler yeni düzenin oluşmasında etkisiz ve yetkisiz kılınmıştır,tasfiye edilmişlerdir,somut durum bundan ibarettir.

Şunu hemen not düşelim,bu süreç sonlanmış değildir,dünyanın,İslam coğrafyasının,bilhassa Ortadoğunun dinamikleri içinde, bu jeopolitiğin kalbi Türkiye'nin,ülkücülere ihtiyacı vardır,her an değişen dengeler ,güç mücadeleleri birçok imkanı barındırmaktadır.

Koskoca bir yüzyılı aydın ve yönetici sınıfın aşağılık kompleksleri,doymak bilmez ihtiras,güç,tahakküm arzuları ile heba eden,batının ekonomik,siyasi ,kültürel,kapı kullarının zorbalığının kurbanı olan Türk milleti için ,önümüzdeki yıllar kader yıllarıdır.Bunun gelişmeleri ve sancılarını yaşıyoruz.

Bu manada yeni Türkiye kavramı doğrudur,muhtevasının müspet veya menfi manada doldurulması ise başka bir şeydir.Ülkücüler ve MHP ister iktidar ,ister muhalefet olsun bu kavramın içinin müspet olarak doldurulabilmesi için etkili olmak zorundadırlar.

Bu gün Türkiye'nin gerçek gündemi budur.Türkiye'nin kabuğunu kırması,kendine tek parti döneminde biçilen ''deli gömleğini'' yırtması ,tarihi misyonuna,kendi coğrafyasına,ekonomik ,kültürel gerçekleriyle buluşarak,öncü,kurucu rol oynaması bu gündemi hakkı ile değerlendirmesi ile mümkündür.

Günlük politikayı,seçimleri,ana politikaları,kendi teşkilat organizasyonlarını, gündemi,velhasıl toplum ve devlet hayatında etkili her durum ve olayı,bu perspektif penceresinden değerlendirmeyen,kendi ideolojisi,fikri,tarih ve inanç süzgecinden geçirerek tavır belirlemeyen bir hareketin etkili olmak biryana var olması dahi mümkün değildir..

Ez cümle bizim Bahçeli'ye ve MHP yönetimine de itirazımızın,tavrımızın temelinde yatan bu durumdur.Hakikatte ,bu fonksiyonları görmeyenin ülkücüyüm deme hakkı dahi yokken,MHP yöneticisiyim,lideriyim deme hakkı hiç yoktur.Bu iddia sadece kendini değil ,bulunduğu makamı da ucuzlatmanın ötesinde bir sonuç doğurmaz ve maalesef sayelerinde ucuzladık..Harekete lider olmakta ,hain olmakta artık bir vasıf gerektirmiyor!!!

Bu parantezi şimdilik kapatalım ve Türkiye'nin gerçek gündemi dediğimiz , yeniden yapılanan Türkiye'de siyaset yapmanın,iktidar olmanın şartları üzerine kafa yoralım.
Her şeyden önce şunu söyleyelim iki temel siyaset söz konusudur;birincisi tek parti dönemi Türkiye'sinin toplum ve devlet anlayışını,temel siyasetinizin olmazsa olmazınız kabul ederek siyaset yapacak veya buna bir alternatif geliştireceksiniz.

AKP ikincisini yapıyor ve geçtiğimiz dönemin muhalefet birikimlerini kendince yorumlayarak ,kendi bünyesinde kendince şekillendirerek yeni bir Türkiye tahayyülü satıyor.Doğru şeyler kadar yanlış çıkarımları,tartışmalı konuları da mevcut,keza bu fikir ve düşünceleri hazmetmiş bir kadroya da sahip değil ve geldiği geleneğin millet ve devlet anlayışında ki sorunlu alanlar,yönetiminde de zafiyetler oluşturuyor.

Diğer tarafta CHP dünyada ve Türkiye'deki hakim güç odaklarına sırtını dayamış,onların temsilcisi,ve siyasi ümidi konumunda.Millet nezdinde sabıkalı,hareket alanı dar,oluşturulan AKP nefretinden iktidar çıkarma peşinde,iktidar olmasa da Türkiye'yi yıpratmada ,zayıflatmada kullanılabilecek bir siyasi yapı..

Ülkücü hareketin ve onun siyasi alandaki temsilciliği iddiasındaki MHP'nin önemi ,tam da bu noktadadır,alacağı tavır bir manada belirleyicidir.Hareketin dost ve düşman kuvvetler değerlendirmesi,kritik noktada kiminle ,niçin ittifak yapacağı,niçin ,kimlerle saf tutacağı,gerek Türkiye ,gerekse hareketin kendi açısından son derece önemlidir.

MHP'nin sağ seçmene yazdığı mektupların okunmadan iade edilmesinin ve bu alanın adeta AKP'nin etki alanına dönüşmesinin temel sebebi,Bahçeli MHP'sinin duruşunun güven vermemesidir.Sağın 1.partisi olarak Ecevit nezdinde,hakim güçlere teslimiyeti ile karizmasında ciddi bir çizik oluşan Bahçeli MHP'si, muhalefet anlayışında da CHP'nin fotokopisi ve yardakçısı konumuna düşerek,dünün hakim çevrelerinin ürettiği argümanlarla siyaset yaparak,bu kadroları bünyesine katıp,kariyerleri sadece ülkücülük olan,kendi insanını ,kadroları dışlayarak,hain ilan ederek,güvensizliği her geçen gün haklı çıkarmaya devam etmektedir.

Hakim çevrelerin Tayyip nefreti ile,kendi çirkin gerçekliklerini perdeleme ve ayrıcalıklarını devam ettirecek batı peyki ''küçük Türkiye'' hayallerini,CHP ve onun yardakçısı konumuna ittikleri MHP üzerinden gerçekleştirme planlarına alet olan Bahçeli siyaseti, bu aymazlıktan uyanmak zorundadır.

MHP'nin AKP 'ye muhalefet etmek için geçmiş dönemin iflas etmiş anlayışlarına ihtiyacı yoktur.O na karşı etkili ve en sert muhalefeti yapabilecek fikri,ideolojik donanımı mevcuttur ve sağ kitleyi kendi hedefleri doğrultusunda dönüştürme imkan ve kabiliyetine de sahiptir,ancak ne hikmetse ! bunları kullanmamakta,devleti savunuyor kılıfında eski sistemi sahiplenerek ,milletin ana gövdesini ve geleceğini AKP'nin acemi ellerine terk etmektedir.

Halbuki MHP,AKP'nin alternatifsiz olmadığını,alternatifin de CHP ve Türkiye'nin eski çökmüş düzeninin olmadığını,%65 lik sağ kitleyi ikna ederek iktidar olabilir.MHP bu seçmen nezdinde güvenini tazelemeli,plan ,proje,doğru kadro seçimi,dürüst,kararlı,samimi tavrı ile bende varım diyebilmeli,Türkiye 'nin yeniden yapılanışının yükünü taşıyabilecek kabiliyet ve olgunlukta olduğuna milleti inandırabilmelidir.

Elimden geldiğince ifadeye çalıştığım Türkiye'nin siyasi gündemi ile ilgili bu analiz,eski düzene ret,yeni Türkiye'nin oluşmasında AKP ile rekabet esasına dayalı bir siyaset anlayışının ifadesidir.Ülkücü hareketin varoluş dinamiklerine uygun olan da budur. Siyasi kamplaşma ile karambole getirilen ve yeni açmazlara sürüklenmek istenen Türkiye'nin yönünü ,riskleri azaltarak aramasına, dış çevrelerin,güç odaklarının etkisini en aza indirerek yeni bir düzen ararken kaosa düşmesinin önüne geçebilecek siyasette, ancak böyle bir siyasettir.

Ülkücülerin bütünlüğünü sağlayacak,onları hedefe kitleyecek,gayrete getirecek,aralarındaki nüanstaki farklılıkları önemsiz hale getirecek ve milletin geleceğine dair ortak tahayyüller oluşturacak,olumlu bir fikri tartışma ve dinamizmin zeminini oluşturacak şey,böyle bir iktidar yürüşünün genel bir stareteji olarak benimsenmesi ile mümkün kılınabilir.

Şunu da hemen belirtmeliyim ki,şahsi tecrübelerim,dikkatle içinde yaşayarak ve her bir anını hassasiyetle izlediğim son yirmi yılın bende bıraktığı izlenim,Bahçeli ve çekirdek ekibinin,ülkücülerin düzenle mücadele esaslı çıkış gerçekleriyle, fikir ve düşünceleriyle ile ilgili bir kaygı ve hedef taşımadığı yönündedir.Bu kanaatime rağmen eksik ve yanlış bulduğum bu duruşu samimiyetle ifade etme gayretindeyim.

Şahsen Hakkı Şafakses kardeşimizin ''vasat akıllı derin devlet'' deyimi ile formüle ettiği gerçekliğin ve kısır zihniyetin esasen MHP 'de Bahçeli ve yoldaşları ile vücut bulduğu,eksik,aciz ve nakıs bu zihniyetin,bu ekibin samimi tercihi,gerçek ideolojisi ve mensubiyet duydukları gerçek organizasyonları olduğu düşüncesindeyim.

Temelde idealizmi küçümseyen,güçsüz ve aciz gören,dünyanın mevcut gerçekliklerine teslim,kendine ve milletine inançsız,dik durmayı , baş kaldırmayı beceremeyen ,isyan ahlakından yoksun bir zihniyetin ,ülkücü politikaları gündemleyecek,iddiaları seslendirecek,riskine katlanabilecek,sorumluluğunu taşıyabilecek bir anlayışa sahip olduğunu düşünmüyorum.Bunun herhangi bir belirtisine de rastlamıyorum.

Milletin ana gövdesinin mevcut dönüşüme tabii tepkisini ,CHP ile ortak iktidar arayışına yamama stratejisinin ,MHP ve ülkücülere kazandıracağı hiç bir şey yoktur ve maalesef MHP 'nin seçim stratejisi budur..

Negatif ,tepkisel bir seçim stratejisi,iç ve güç odaklarının oluşturduğu muhalefet materyallerinin,söylemlerinin kullanıldığı bir muhalefet ve seçim söylemi,MHP 'yi yok hükmünde bir konuma sürüklemeye devam eder.

Tepki oylarından iktidar çıkmaz...

İktidar olmak dilek ve temennilerle de başarılabilecek bir iş de değildir.Milletin şuuraltı özlemlerini kamçılayacak, ona heyecan verecek hedefleriniz,bununla uyumlu siyasi projeleriniz,halkın günlük ihtiyaçlarını karşılayacak planlarınız olacak..

Bunları her zemine taşıyacak kadrolarınız,teşkilatınız olacak, zor hedefleri ele geçireceğinize dair inandırıcılığınız ,ayakları yere basan bir tutarlılığınız,aynı zamanda iddianız olacak.

Siyasi konjüktürü doğru okumuş ve analiz etmiş olacaksınız, ya bu konjüktürün rüzgarından yararlanacaksınız yada onu değiştirecek gücünüz olacak..Bunlar yoksa iktidarda yoktur..

Birilerinin eylem ve söylemlerinin peşinde kuyruk olarak iktidar olmayı hayal etmek aymazlığında ötesinde ,bir zavallılıktan ibarettir.Bu politikalar Bahçeli avenesine sığ,kısıtlı, veballi bir siyasi ikbal ötesinde bir şey sağlamaz.

Olmaz ya...Velev ki bir biçimde CHP ile ortak bir iktidar olsanız,kuracağınız koalisyon ,hem Türkiye,hem ülkücü hareket için, Ecevit'le oluşturduğunuz koalisyonun çok ötesinde yıkıcı sonuçlar doğuracaktır...

Samimi gönüllerce doğru anlaşılmak dileğiyle...

Baki selamlar....

YORUM EKLE