Tanrının kapısını çalan bilim 2

Bilgisayarın geleceği, yapay zekanın geleceği, tıbbın geleceği, nano teknoloji, enerjinin geleceği, uzayda yolculuğun geleceği, sermayenin geleceği, insanlığın geleceği ile ilgili yazılar ve 2100’deki yaşamdan bir gün bu kitabın ana konularıdır.

 

“Olanaksızın Fiziği” de bu yazarın başka bir eserinin adı. Kitabın alt başlığı: “Fazerlerin, Kuvvet Alanlarının, Işınlamanın ve Zamanda Yolculuğun Dünyasına Yapılan Bilimlik Bir Keşif Gezisi”

 

Bu kitabın içinde de şu konular var: Kuvvet alanları, görünmezlik, fazerler ve ölüm yıldızları, ışınlama, telepati, psikokinez, robotlar, dünya dışı yaratıklar ve ufolar, yıldız gemileri, antimadde ve anti evrenler, ışıktan hızlı, zamanda yolculuk, paralel evrenler, devir daim makineleri.

 

Yazar kitabına yazdığı önsözün üstüne Albert Einstein’in bir sözünü koymuş: “Bir fikir eğer en başta saçma görünmüyorsa o zaman o fikirden hiçbir ümit yoktur.”

 

Biliyorum salık verdiğim bu kitapları okuyanlardan birileri “saçma” görebilirler. 50 yıl önce bugünkü gelişmeleri olanaksız görenler çoktu. Cebinizde taşıdığınız şu akıllı telefonları düşünmek yeterli değil mi? Geçen yüzyıllarda bu gereçleri kullananlar olsaydı onlara nasıl bakılırdı.

 

Mıchıo Kaku “Einstein Evreni” adıyla çevrilen kitabında da: “Albert Einstein’in hayal gücünü uzay ve zaman kavrayışımızı nasıl dönüştürdüğünü” anlatıyor.

 

Igor Bogdanov “Tanrı Zar Atmaz” adıyla çevrilen kitabında Tanrı, evren, bilim ilişkilerindeki gelişmeleri” incelemiş. Pegasus Yayınlarından çıkan bu kitabı da salık veriyorum. 223. sahifesinden bir alıntı:

 

“Henri Poincare, Max Planck, Richard Feynman, Paul Dirac, Freeman Dyson ve daha niceleri evren şayet bu kadar titizlikle düzenlenmiş olmasaydı, hayatın da burada asla ortaya çıkamayacağı noktasında görüş birliğine vardılar. Örneğin eğer karbon çekirdeklerinin uyarılma eşiği (yani içsel hareketlilik dereceleri) normal hallerinin yedi bin altı yüz elle üç milyon elektronvolt altındaki düzeyde net bir şekilde konumlanmış olmasaydı, aynı çekirdekler hiçbir zaman oluşmazdı. Karbon olmasaydı, organik kimya da mümkün olmazdı, dolayısıyla ne hayat ne de çiçekler olurdu. Bu da bizi şu noktaya getiriyor: Eğer karbon çekirdeklerinin özellikleri çok az farklı olsaydı, biz yine var olamazdık. Peki tüm bunlar rastlantının sonucu mu? Yoksa tam tersine, evrenin her bir noktasına dek uzanan derin bir düzenin mi?”

 

Bu konularda daha birçok kitap var. Ama anlatmak istediğim düşünce açısından bu kadarı yeterli. Kitapçılarda bu eserler aranırken başka eserlere de ulaşılır. Ben Ankara’da D&R satış yerlerine sık sık uğruyorum kitap satın alıyorum. Öncelikle Bilim-Felsefe kitaplarının sergilendiği bölümlerde çok değerli eserler var. Onların satışlarının çok olduğunu görmekten mutluluk duyuyorum.

 

Çünkü TANRI’ya yaklaşmanın da, erdemli kişilik olmanın da, güçlü toplum amacına ulaşmanın da, bilim ile bilimlik bilinçten geçtiğini biliyorum.

 

Ne demişti Atatürk:

 

HAYATTA, MANEVİYATTA, MADDİYATTA EN GERÇEK YOL GÖSTERİCİ BİLİMDİR, FEN’DİR

YORUM EKLE