Suruç'ta aslında ne oldu?

HDP beklendiği gibi 7 Haziranda yapılan seçimlerde barajı geçerek TBMM'ye girdi. Bir ittifak koalisyon çalışmasıyla gerçekleşen seçim sürecinde Türk sol sosyalist gruplar büyük özveriyle HDP'ye çalışarak bu başarıda pay sahibi oldular.

Pay sahibi olmak söz sahibi olmayı peşinden getirmedi. Figen Yüksekdağ HDP için vitrin yüzü ifade berraklığı bakımından son derece getirisi yüksek oldu. Figen Yüksekdağ'ın şahsında Türk sol ve sosyalist gruplar HDP'ye beklenenden de ileri seviyede destek olmuşlardı.

PKK'nın siyasallaşan yüzü olarak siyaset sahnesinde yer almaya çalışan HDP çok ciddi gitgeller yaşıyordu öncelikle siyasal zeminin gerektirdiği davranış biçiminde hareket etmeliydiler. Fakat HDP’ye yönelik en ufak eleştiri veya farklı yoruma tahammülsüzlüğün gittikçe arttığı bir dönem yaşamaya başladı.

Emanet oy olarak gelen küçük gruplar konusu HDP'nin yumuşak karnı oldu ve hep buradan eleştiri ile yüzleşti HDP. HDP’nin 7 Haziran seçimlerinde almış olduğu yüzde 13’lük oy, kamuoyunda olduğu kadar Kandil’deki KCK yönetiminde de takdirle karşılanmıştı. Fakat özellikle HDP’nin seçim kampanyası süresince başta CHP’den olmak üzere kendisine kayacak oyları‘emanet oy’ olarak nitelendirmesi ve hemen seçimin akabinde bu emanetlere sahip çıkacaklarını tekrar vurgulaması Kandil ile HDP arasındaki ilk çatlağın başlangıcı oldu.

KCK Yürütme Konseyi’nden Mustafa Karasu bu hususta HDP’ye sert eleştirilerde bulundu. “Şunu da söyleyelim emanet oylar falan yoktur” diyen Karasu şöyle devam etti: “HDP’liler de bunu yanlış değerlendiriyor. Her parti yeni seçmenler kazanabilmek için seslenmiyor mu? Herkes birbirinden oy alabilmek için seçime girmiyor mu? Mesela Alevilerin oyu emanet değildir. Aleviler seçim bildirgesine oy vermiştir. Bu nereden çıktı anlayamadım. Bazıları HDP’nin barajı aşması için oy vermiş olabilir. Bu emanet değildir. Öyle emanet oylardan falan bahsetmemek gerekir.”

Tabii KCK’dan gelen bu sert tepki Demirtaş ve kurmaylarının da emanet oy söyleminden bir adım geri atmasını sağlayacaktı. Kandil imralı HDP genel merkezi arasına sıkışan Kürt siyasal hareketi içine yeni aldığı Türk sol sosyalist grupların katkılarına sıcak bakmadığı açık bir şekilde anlaşılmaktadır.

Türk sosyalist ve sol grupların Kürt hareketine verdiği destek kapalı kapılar arkasında sorgulanırken basına yansıyan açıklamalarla artık saklanamıyordu. PKK ne amaçla kurulduğu gerçeğini göz ardı edildiğinde sosyalist teoriden hareketle teorinin pratik hayata geçirilmesinde ciddi problemler yaşandı.

Kürt siyasal hareketi Türk solunu sosyalist küçük grupları kendi içinde faaliyet yapmasına sıcak bakmadı. Bunun üzerine Figen Yüksekdağ'ın o meşhur açıklaması geldi. Biz sırtımızı PKK'ya KCK'ya vb Kürt ayrılıkçı silahlı örgütlere dayıyoruz demesi bir nevi güven tazeleme açıklamasıdır.

Kürt silahlı grupları örgütsel şeması dünyaya bakışı ile Türk sol ve sosyalist grupların dünyaya bakışının çok farklı olduğunu bilen PKK liderleri Türk sosyalist grupların kürt hareketini lümpenleştireceği, dönüştüreceği korkusu yaşamaya başladı. Figen hanımın feryadı bile yetmedi PKK'nin bakış açısını değiştirmeye. PKK kendine aşık narsist Marksist ve faşist örgütü olarak hiç bir teorik çerçeveye sığmayan tavırlarla bölgesel güç olmaya çalışırken sol sosyalist grupların Kobani ile ilgili kampanyaları ve peşinden yurdun dört bir yanından öğrencilerin Kobaniye gitmek için Suruç'a gelmeleri PKK içinde büyük olay oldu.

Bu hareket Kobaniye gitmeden durdurulmalıydı. Suruç'ta patlayan canlı bomba 32 gencin hayatını kaybetmesine sebep oldu. Bunun üzerine konuşmak hem çok kolay ve hem de müthiş zordur.

İŞİD Kafkasya'da ne yapacak isimli yazımızda " Obama Putin olağan telefon görüşmelerinin en önemli konusu İŞİD. Son zamanlarda etkisini artırdığı gözlenen İŞİD olgusu üzerinden ülkeler birbirlerine operasyon yapacak gibi gözükmektedir. Bir algı yöntemi olarak parlatılan, dünya kamuoyuna mal edilen örgüt artık her türlü eylemin adresi olarak yadırganmayacak bir durum ile karşı karşıya.

Putin Obama görüşmelerine konu olan örgüt isim olarak bir marka haline dönüştüğünden yapacağı ve ya üzerine atılacağı her bir eylem için biçilmiş kaftan haline getirildi. Durum böyle olunca gelecek yakın günlerde dünya kamuoyunun dikkatini çekecek ve de yadırganmayacak büyük olaylar gerçekleşecek ve tabii ki adres belli IŞİD.

Eylemin gerçekten kimin yaptığından ziyade magazin boyutuyla İŞİD gündemde olacak. Kobani'de patlayan canlı bomba buna verilebilecek en iyi örnektir. Patlayan bombadan ve ölü, yaralıların durumundan ziyade canlı bombanın hangi istikamette bölgeye geldiği tartışması ön plana çıkaktadır. İŞİD örgütü üzerinden yapılan algı operasyonu başlamıştır." demiştik. Şimdi canlı bombanın kimliği daha belirlenmeden ortaya çıkan tartışmalar algı operasyonun bir sonucudur.

PKK-İmralı- Kandil'in HDP üzerindeki hakimiyet kavgası ve Türk sol sosyalist grupların HDP üzerinden Kürt bölücü hareketi dönüştürmesi hamlesine Suruç bombasıyla önlemiş oldular. Canlı bombanın Adıyamanlı oluşu, Bülent Arınç'ın ifadesiyle bombacının göstericiler arasına belediye kültür merkezinde katılmış olması, aynı Mavi Marmara gemisi mizanseninde olduğu gibi son dakikada gösteriye hiç bir HDP yetkilisinin katılmaması HDP üstündeki güçlerin Türk sol ve sosyalist hareketlerin bu patlamayla PKK'ya sızma faaliyeti kesi şekilde önlenmiş oldu.

Şimdi IŞİD'e vurabiliriz hep beraber.

YORUM EKLE