Suriyeli Ermenilere Dağlık Karabağ Pasaportları Dağıtılıyor Ama…


28 Temmuz 2015 tarihli Turkpolitik.com’un haberine göre, Suriye’deki iç savaştan dolayı Ermenistan’a getirilen Ermeniler Dağlık Karabağ ve Azerbaycan’ın işgal edilen diğer topraklarına yerleştirilmiş ve de-facto “Dağlık Karabağ”ın pasaportları dağıtılmaktadır. Ermenistan ve Karabağ’ın uyguladığı bu politika Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü inkâr etme olarak nitelendirilir ve Azerbaycan ve Türkiye’den oldukça sert tepkinin beklenmesi oldukça doğaldır.

Fakat Suriyeli Ermenilere karşı uygulanan politikanın Ermenistan ve Karabağ’a etkisi ise oldukça şüphelidir.

Birinci nokta Dağlık Karabağ’ın hukuki statüsü ile ilgilidir. 1993-94 yıllarından sonra Karabağ fiilen Ermenistan’ın bir parçası gibi görünmekte ve Azerbaycan’ın egemenliği bu toprağa kadar erişememektedir. Günümüzde Karabağ Azerbaycan’a göre farklı hukuki, idari, siyasi ve askeri sisteme sahiptir ve dolaysıyla Azerbaycan’dan tıpkı bağımsız devlet gibi görülmektedir.

Fakat şu an “Dağlık Karabağ” devletine Ermenistan ne kadar sahip çıkmakta olsa da bu “devlet” Ermenistan dâhil dünyada hiçbir devlet tarafından resmi olarak tanınmamaktadır. Bu yüzden “Dağlık Karabağ Devleti”nin pasaportu günümüzde dünyada geçersiz sayılmakta ve “Karabağ” vatandaşlılığa alınan Suriyeli Ermenilerin yurtdışına seyahat etmeleri için Ermenistan veya Suriye Pasaportu gerekmektedir. Bu yüzden Suriyeli Ermeniler için “de-facto Karabağ Devleti”nin pasaportlarının verilmesi büyük anlamı taşımaz ve Suriyeli Ermenilerin hukuki statüsünü fazla etkilemeyecektir.

İkinci nokta dil-lehçe ile alakalıdır. Erivan, Gürcistan ve Dağlık Karabağ gibi eski İran topraklarında konuşulan Ermenice Doğu Ermenicedir. Diğer yandan İstanbul-Anadolu’da ve Anadolu’dan sürülen Ermenilerin yoğun şekilde yaşadığı Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün, Yunanistan, Bulgaristan ve Mısır gibi yerlerde konuşulan Ermenice ise Batı Ermenice’dir. Bu iki Ermenice arasında kelime ve dilbilgisi konusunda farklar bulunmakta ve bu iki lehçe konuşanlar birbirleriyle kolay anlaşamamaktadırlar. Ayrıca Ermenilerin yaşadıkları yerlerde diğer etnik gruplarla iç içe geçtikleri için Ermeniler ve başka etnik gruplar arasında Farsça, Türkçe, Arapça ve Gürcüce gibi diller konuşulurdu ve Ermenice ikincil dil statüsünde kalmıştır. Ayrıca Ermenice kendisi de bu dillerden önemli derecede etkilenmiştir. Mesela Erivan ve Karabağ’daki Ermenicede Farsçanın etkisi güçlüyken, Gümrü, İstanbul ve Ahılkelek’teki Ermenicede ise Türkçenin etkisi daha güçlüdür. Başka deyişle, Tiflis, Van, Tebriz, İsfahan, Mardin, İstanbul ve Kayseri Ermenilerinin birbirleriyle anlaşmaları kolay değildir. Başka kültür konularında da Dağlık Karabağ’daki Ermenilerin kültürü ve örf-adetlerinde İran ve Şii İran’ın yoğun etkisi altında kalan Azerbaycan’ın güçlü etkisi görülürken, Suriyeli Ermeniler arasında ise Osmanlı ve Türkiye’nin oldukça yoğun etkisi bulunmaktadır. Onlar kendi aralarında Batı Ermenice konuşurken, kendi kültürünü koruma aracı olarak ve ortak dil olarak Türkçe ve Arapça konuşmaktadırlar. Bu açıdan Suriyeli Ermeniler ve Karabağ Ermenileri arasında çok büyük kültürel farklar mevcuttur ve kültürel açıdan uyum içinde yaşayamayabilirler. Gerçekten de günümüzde Ermenistan, Karabağ, diaspora ve Türkiye’de yaşayan Ermeniler arasındaki ilişkiler çok iyi değildir. Özellikle Ermenistan ve Karabağ Ermenileri yurtdışında yaşayan Ermenileri, özellikle Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan doğumlu Ermenileri sevmezler. 21 Mart 2015 tarihindeki Ermenistan asker Andranik Grigoryan’ın Azerbaycan’a teslim olup sığınmayı talep etmesinin önemli sebebinden biri de Karabağ Ermenileri ve diğer Ermeniler arasındaki sürekli çekişmeler idi.

Ayrıca Karabağ’daki Ermeniler yaklaşık 200 yıldır Rusya ve Sovyet Birliği’nin yoğun etkisi altında kalırken Suriyeli Ermeniler ise Osmanlı-Türkler, Araplar ve Fransızların etkisi altında kaldıkları için iki grubun toplumsal yapısı ve davranış tarzları daha da farklılaşmıştır. Bu bağlamda Suriyeli Ermeniler, “de-facto Karabağ Devleti”nin pasaportunu alıp oraya yerleşmişse bile Karabağ’daki yaşam ve halkla uyum konusunda oldukça zorluk çekmektedir.

Ermenistan-Karabağ’daki sosyo-ekonomik şartlar da Suriyeli Ermenilerin Karabağ’a ilgisini azaltmaktadır. Suriye’deki Ermenilerin çoğu şehir kesiminde yaşamaktaydı ve esnaflık, tüccarlık, sanatkârlık ve ustalık gibi mesleklerle uğraşmaktaydılar. Böylece onların ekonomik yapısı şehirlere dayanarak gelişmiş ve onlar genellikle köy hayatına alışkın değiller. Diğer yandan Karabağ ise genellikle dağlık bölgedir ve halkın çoğu tarım-hayvancılığa uğraşmaktadırlar. Bölgede sanayi yapılar da olmadığı için Suriyeli Ermenilerin sosyo-ekonomik yapısı Karabağ’ın coğrafik-ekonomik yapısıyla uyuşmamaktadır. Bu yüzden Suriyeli Ermeniler Karabağ’da uygun işleri bulamamakta ve oraya kalıcı olarak yerleşmekten çekinmektedirler.

Ayrıca göz ardı edilmeyesi unsurlar da Ermenistan-Karabağ’ın ekonomik yapısının taşıdığı sorunlardır. Ermenistan-Karabağ’daki iş piyasalarda torpil ve rüşvet gibi kötü alışkanlıkların yaygın olması, ekonomik oyuncular arasında adil rekabetlerin olmaması, ekonominin siyasi yapıyla derin ilişkilerin olması, yeraltı ekonomi ve örgütlerinin önemli yer alması ve adil yargı düzeninin olmaması, dışarıdan gelenlerin Ermenistan’daki ekonomik yapısına katılmalarını önemli derecede engellemektedir. Ermenistan-Karabağ’a yerleşen Suriyeli Ermenilerin entegrasyonu da bu sorunlardan dolayı engellenmekte ve onların çoğu Ermenistan-Karabağ’da kalmayı tercih etmeyip kısa sürede yurtdışına çıkıyorlar.
Ermenistan, Karabağ üzerindeki kendi hâkimiyetini sağlamlaştırmak için Karabağ’a Suriyeli Ermenileri yerleştirip onlara pasaportları dağıtmaktadır. Fakat çeşitli sorunlardan dolayı onlar Karabağ’da kalmayı tercih etmemektedir ve bu, Ermenistan’ın bu politikasının etkisini azaltmaktadır.

YORUM EKLE