Süleyman Soylu'nun çaresizliği

Başta Amerika olmak üzere Almanya ve bölgede ekonomik menfaati olan tüm ülkelerin Türkiye’ye terör örgütleri vasıtasıyla yüklendikleri bugünlerde tüm güvenlik yükünün içişleri bakanının üstüne yıkılmasına ve yükü ağırlaştıran ana gövdenin hala AKP içinde hatta bizzat başkanlık divanında olması durumu nasıl izah edilebilir? 
Bizzat AKP kaynakları özellikle Feto’cu ekonomi bürokrasisini AKP genel merkezinden korunduğunu ve iki genel başkan yardımcısının müdahaleleriyle ekonomi bürokrasisinde yerlerini koruduklarını ve bu bürokratların dün ne yapıyorlarsa hız kesmeden bugün de yaptıkları tahribata devam ettiklerini yüksek sesle dillendiriyorlar.  
Hatta bir AKP genel başkan yardımcısının ana işinin Feto’cu bakanlık bürokratlarıyla belediye bürokratlarını korumak olduğunu beyan ediyorlar. Hal böyleyken, dışarıdan geldi gözüyle bakılan içişleri bakanı ne yapabilir?
 
Yine, AKP içerisindeki Kürt kökenli bakan ve milletvekillerinin PKK’nın ayakçılığını yapan HDP’ye yapılan operasyonlara müdahale ettiklerini beyan ediyorlar. Fakir fukara çocukları toprağa düşerken bu iddialar vahimdir, hatta vahim ötesidir.
 
Suikast iddialarının ayyuka çıktığı günler yaşıyoruz. Hergün bombalar nerede patlayacak diye bekliyoruz. Acaba nereden şehit cenazeleri gelecek diye endişeleniyoruz. Olanlara konuşulanlara bakılarak endişelerimiz katlanarak büyüyor.  
Böylesine günlerde particilik yapılması doğru mu?  
Başbakanın bu söylentilerden haberinin olmaması mümkün mü? 
Eğer devlet beka sorunu yaşıyorsa, Türk devletinin bekasında en büyük örgüt Feto’cu terör örgütü ise, neden AKP içerisindeki Feto’cu karar vericiler kontrol altına alınmıyor? 

Neden, Türk milletinin evlatlarının canları, kanları üzerinden hesap yapılıyor? 
Türkiye’nin geleceği 3-5 adamın koltuklarında oturma adına riske atılır mı?  
Bu süreç adam kayırılarak yürütülür mü?  
Neden, Fetö’nün siyasi ayağı çökertilmez? Neden Bylock’ta çıkan 230 bin kişiyken soruşturma sayısı hala 90 binlerde? 
Neden, hala siyasetteki Feto’culara müdahale yapılmaz?
 
Neden, sokaktaki insana doları bozduran irade dövizin bu durumlarda olmasının baş müsebbibi olan ekonomi bürokratlarını bir günde görevden almaz, aldırmaz? 
Yine cumhurbaşkanının söylediği gibi devlet bankaları zapturapt altına alınmaz? 
Bu devleti yönetenler devlet bankalarının köylüye ve esnafa yaptığı zulmü neden görmez, duymaz?  
Bu büyük millet değil mi 15 Temmuz’da devletine sahip çıkan? 
Neden, kendisine sahip çıkan millete, devlet sahip çıkmaz? 

Tüm bu yapılanları Allah (c.c.) görmüyor mu? Yüce yaradan bu alçaklıkları yarattığı kula zulüm yapanları cezasız bırakır mı? Kul cezasız bıraksa, Allah (c.c.) cezasız bırakır mı? 

Türkiye başına gelenleri püskürtmek için öncelikle siyasi iradedeki alçaklar temizlenmelidir. Bu temizliği yapacak olanlar da, siyasetteki karar alıcılardır. Siyasetteki Feto’cular temizlenmeden de, üste düzey bürokrasinin ve büyük şehir belediyelerinin temizlenemeyeceği görülmüştür.  

İçişleri bakanı Sayın Süleyman Soylu’yu çaresizliğe itmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu devlet için yoktur, bu millet için yoktur, toprağa düşen vatan evlatları için yoktur. Samimiyetinden zırnık kadar şüphe etmediğimiz içişleri bakanı Sayın Süleyman Soylu da Allah’ın (c.c.) milletin önünde hesap verir duruma düşmek istemiyorsa siyasetteki çetelerinin, belediyelerin özellikle ekonomimizi perişan eden kahpelerin üzerine gitmelidir.
 
Bu milletin umudunun bitmeye başlandığı karar alıcılarla ilgili milletin samimiyet endişesi duyduğunu yönetenler fark etmelidir.  
Allah (c.c.) bu günlerde Yüce Türk Milletinin yar ve yardımcısı olsun… 
 
YORUM EKLE