Süleyman Sazak'a Şehzade Selim Misyonu Yüklenmiştir

 Bu başlığı okuyanlar ilk anda ne alaka ne saçmalıyor bu adam diyecektir. Belki Sayın Süleyman Sazak Bey gördüğünde o bile çok şaşıracaktır ancak yazının tamamını okuyanlar ve günümüz siyasetini tarih penceresinden irdeleyebilenler ne kadar haklı olduğumu anlayacaktır.

1400’ lü yılların sonlarına doğru gelindiğinde O muhteşem komutan Fatih Sultan Mehmed Han’ ın İstanbul’ un fethi ile çağ açıp çağ kapatarak Osmanlı İmparatorluğunu getirdiği noktadan sonra tahta oğlu Sultan Beyazıd geçti. Sultan Beyazıd taht da oturduğu sürenin ciddi bir bölümünü kardeşi Cem Sultan ile mücadele ederek geçirdi daha sonra da saltanatının sonlarına doğru vücudu hasta düştü, gönlü ihtiyarlıkla gelen yasa düştü. Babası Fatih Sultan Mehmed Han’ ın Cihanı fethetme arzusundan vazgeçti, atına dahi binmez oldu. Devleti adet ve kanunları istedikleri gibi değiştiren içki ve eğlence peşinde ki vezirlerin eline bıraktı. Halk haksızlık ve zulüm görmeye başladı, devlet de adalet ve refah kayboldu, dirayetsiz idareciler Devlet makamlarını doldurdu. Doğu da ki Safevi-Şah İsmail tehdidi ciddi bir boyuta ulaştı ve bunun farkına varamadı.

Devletin bütün bu kötü durumunun farkında olan Trabzon Valisi Şehzade Selim, Devletin geldiği bu durumu çok iyi görüyor ve bu durumdan Devleti kurtarmak için kendine vazife çıkarıyordu. Ağabeyleri Şehzade Ahmed ve Şehzade Korkud kendi hallerinde Devlet Bekası için değil kendi ikballeri için taht kavgasındaydılar. Şehzade Selim; “Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe” diyerek önce babasıyla, sonra kardeşleriyle ve en sonunda da Şah İsmail ile mücadele ederek ve bu mücadelelerden galip gelerek 8 yıl gibi kısa bir zamanda hem devletin topraklarını iki katına çıkardı hem de devlet hazinesini bir daha hiç olmayacağı kadar doldurdu. En önemlisi Mekke’ nin fethi ile birlikte İslam Sancağını Türk milletine emanet etti. Sonrasında Osmanlı Devleti Sultan Süleyman dönemiyle de birlikte sınırlarını 3 kıtaya yaydı ve Osmanlı Devleti Cihana hükmetti.

Şimdi gelelim bu gün ki duruma…

Milliyetçi Hareket Partisi, Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’ in ona inanan dava arkadaşlarıyla birlikte tırnaklarıyla kazıyarak ve canını, kanını adayarak Türkiye Cumhuriyet’ inin ve Türk-İslam ülküsünün emniyet sibobu olsun diye kurduğu ve bu günlere taşıdığı bir siyasi harekettir. Ömrünün son anına kadar her nefesini bu dava uğruna harcamıştır.

Başbuğ Alparslan Türkeş’ in vefatının ardından Milliyetçi Hareket Partisinin Liderliğine Sayın Devlet Bahçeli gelmiştir. Sayın Devlet Bahçeli’ yi ben çok sever, sayar ve değer veririm. Ancak Sayın Devlet Bahçeli mizaç olarak tarihsel açıdan bakarsak Sultan Beyazıd’ a çok benzemektedir ve ne yazık ki MHP’nin şuan içinde bulunduğu durum da ülkemizin içinde bulunduğu durumda bire bir Sultan Beyazıd' ın son dönemiyle aynıdır. Bugün PKK ve IŞİD denen terör örgütleri o dönem Safevi devletinin Osmanlı ya verdiği zararın kat be kat fazlasını vermektedir. İktidar sahipleri gaflet içindedir ve gereken yapılmamaktadır. Sayın Devlet Bahçeli Sultan Beyazıd’ ın vezirlerinin Yönlendirmesiyle yaptığı yanlışları yıllardır Sayın Şevkat Çetin’ e uyarak yapmaktadır. İyi niyetle bile olsa her söz söyleyen hain ilan edilmeye ve dışlanmaya başlanmış halkın ve parti tabanının ne düşündüğü umursanmaz olmuş ve halkla bağlantı kopmuştur. 1 Kasım seçimlerinde görülmüştür ki biz ülkücüler olarak ne kadar sevsek ve saysak da (bir ömür baş tacımız olacaktır olmalıdır Sayın Devlet Bahçeli) oy veren halk da Sayın Devlet Bahçeli’ nin karşılığı kalmamıştır. 2018 den sonra da hiç kalmayacaktır. Ve ne MHP’nin ne de Türk Milletinin kaybedecek 1 dakikası bile kalmamıştır.

Bugün Sayın Süleyman Sazak büyük bir sorumluluk bilinci ile kimseyi kırmadan, incitmeden Yavuz Sultan Selim’ in daha Şehzade iken Trabzon da gördüğü lüzum üzerine çıktığı yola çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti de, Milliyetçi Hareket Partisi de paramparça bir vaziyettedir. Toparlanmaya, birliğe ve beraberliğe ihtiyacı vardır ve en önemlisi kaybedecek zaman yoktur.

Sayın Süleyman Sazak hem ailesi, hem Milliyetçi Hareket Partisi içinde aldığı görevler hem de iş dünyasında ki yeri itibariyle önce MHP’yi sonra da Türk milletini birleştirecek, güçlendirecek ve hedefe yürütecek tek adaydır. Davası vatan millet davası olan, kendi ikbalini değil Türk-İslam birliğini düşünen herkesin Sayın Süleyman Sazak isminde birleşmesini düşünüyor ve diyorum ki;

“Yürü Süleyman Sazak devran senindir…”

( Bu günden sonra yazılarımla sizinle burada buluşacağım. Genellikle spor üzerine yazacağım ancak ilk yazı da çok önemli olduğunu düşündüğüm için bu yazıyı yazma gereği duydum.)

Twitter: gcelikk

YORUM EKLE