Son Han

İnsan iştir. Evet insanın kıymeti yaptığı işe göredir. Eski dilde alî himmet deniyor yüksek gayrete. Ülkücü insan yüksek gayretle işini yapana deniyor sadece. Bu insanlar soyludur, yüksek ahlâk sahibidirler. Yoksa gömlek giymekle ülkücü olunmuyor.

Fikirler kafanın süsü konforu için değil, yaşanmak içindir. “Baba himmet” demiş yolcu, “oğlum gayret” demiş ulu kişiler.

Bir de işin söz tarafı var. Güzel sözlerin tekrarlanmasında insanî duyguların kuvvetlenmesi bakımından fayda çok iken, çok sözün işi azaltacağının da farkında olmak, sözde iktisat edip işi çoğaltmanın gereğini iltimas etmenin hayrını, bereketini tadmak ne hoştur…

26 Ekim’de Haber Hergün’de de ilan edilen “doğumunun 100. yılında Rahmankul Han” anma toplantısına yeni kuruluşu tamamlanan “Türk Boyları ve Akraba Toplulukları Haberleşme Derneği”’nin kültürel etkinlikleri kapsamında katılmış idim. Gerçi yıllardır torunları ile görüşürdüm.

Yeteri kadar bilinmeyişi, ihmalkârlıklarımız, tehir etme gibi usanmışlık belirtilerini hissedişim sebebiyle, dirilişimize numune kahramanlarımızı ,vesileyle tanımamızın tadını paylaşalım istedim.

Bizi bir araya getirip başlarımızı biriktiren, 1950 li yıllarda benzer hikayelerle Türkiye’ye göçmüş,  Kazak Türkleri’nden Osman Batur Han’nın yoldaşı Kali Beg Hakim’in torunu, ülküdaşım diş hekimi Turan Pınar’ı da rahmetle anmadan geçmeyeceğim. Türkiye’de Kazak Kırgız kardeşliğinin işçiliği ile dolu vefakâr ve fedakâr hayatı, saygı uyandıracak örnek nitelikte dolu dolu geçmiştir. Özlemle anıyorum. Savaşçılar cennetinde mukim kardeşim Turan Pınar, Rahmankul Han’ı en iyi anlayanlardan biri idi.

Türkistan’ın son hanı, Kırgızların Teyit boyundan Caparkul Minbaşı’nın oğlu Rahmankul Han’dır. 16 yaşında 1900 yıllarının başlarından itibaren 10 yıl boyunca Minbaşı görevinde kalan Caparkul Hacı, Oş, Andican ve Alay bölgesinin yöneticisi seçildi.

Moskova’da Çar yönetimi de bu görevini kabul etti.  Caparkul Minbaşı yönetiminden, herkese adil davranışları, halkı bütünleştiren kararlarından halk memnun kaldı. Caparkul Hacı Kırgızlar’ın hürriyetini ve birliğini temin etti.

1905 ve 1907 de Rusya’da olan devrimler, Merkezi Asya’yı neredeyse baştan başa ele geçiren Rus Çarlığı’nın ajanları, Kırgızlar’ın verimli ve güzel  topraklarına göz koyan yabancı devletlerin görevlendirdiği araştırmacılar, sömürge siyasetinin peş peşe aldığı kararların doğurduğu facialar ve nihayet 1917 de yeni rejimin ilânı, Caparkul’u düşündürüyordu. Sonunda aksakallar meclisini topladı. Meclisten, Nurgab’dan  Pamir’in Afganistan’daki kısmına gitme kararı çıktı.

Böylece Caparkul Minbaşı halkıyla beraber karlı yüce dağları aştı, dağınık halkı topladı, Kırgızlar’ı başka milletlerle karışıp yok olma tehlikesinden kurtardı.

1913 yılında Caparkul Minbaşı’nın Nurgab’ta bir oğlu oldu. Adını Rahmankul koydular. Rahmankul’un annesi Apiyda, Kurmancan Datka’nın döneminde Alay’da Ruslar’a karşı verdiği mücadelelerle tanınan Çon Temir’in kızkardeşiydi.

Yıl 1925. Rahmankul 12 yaşındadır. Ruslar muhbirleri sayesinde Caparkul Minbaşı’nın yerini öğrenir. Bir gece ani bir baskın düzenler. O zamana kadar çok uğraşmalarına rağmen onu bir türlü ele geçirememişlerdir. Baskın gecesi Rahmankul da babasıyladır. Ruslar Caparkul’u önce acımasızca döver, sonra da aslında onun kurtuluşuna vesile olan şu soruyu sorar: “seni nasıl öldürelim istersin, silahla mı, zehirle mi?”

Caparkul cevap verecek halde değildir. Rahmankul hemen babasının kulağına eğilir ve “baba baba, zehir içmek istediğini söyle!” der. Babası Rahmankul’un sözünü dinler ve zehir içmek istediğini söyler. Ruslar baba ve oğula ağız dolusu zehir içirirler.

Tam o sırada obadan birileri durumu fark eder ve herkese haber verir. Bütün oba ayağa kalkar. Ruslar atlarına binip kaçar. Kendilerinden geçmek üzere olan Rahmankul ve babası hemen zehri kusar. Rahmankul son bir gayretle evde bulunan yoğurdu alır, babasına yedirir. O esnada obadakiler koşup yetişir, her ikisine de bol bol yoğurt yedirirler. Böylece Sovyetlerin bu teşebbüsü de sonuçsuz kalır. Bu olaydan sonra Rahmankul’un ağzındaki bütün dişler döküldü.

1928-1930’lardan sonra, Sovyet zülmünden kaçıp Pamir’e gelen başka Kırgızlar da oldu. Caparkul, bu gelenlerden birini dahi Ruslara teslim etmedi. Bu durum Sovyet yönetiminin hiç hoşuna gitmedi ve buradaki Kırgızlar’a karşı tutumunu tamamen değiştirdi. Bu yüzden Çin’e, Doğu Türkistan bölgesine gitmek zorunda kaldılar.

Bu dönem, Doğu Türkistan’da isyanlar baş göstermeye başladı. Çin bu isyanları bastırmak için Rusya’dan resmi olarak yardım istedi. Çok geçmeden buralara Rus silahlı güçleri gelmeye başladı. Bulundukları yerde daha fazla kalamayacaklarını anlayan Kırgızlar mecburen 1932-33 yıllarında tekrar Afgan Pamiri’ne dönmek zorunda kaldılar. Fakat burada da güvende değildiler. Bütün bunlar sürerken ikinci dünya savaşı patlak verdi. Sovyetler bir müddet bununla oyalandı.

1942 yılında Caparkul Minbaşı ahiret yurduna göçünce, Rahmankul aksakallar meclisinde Han seçildi.

Ruslar Caparkul’dan sonra Rahmankul Han’ın peşine düştüler.. Türlü baskınlar ve çatışmalardan yıllarca bunalan Han halkıyla beraber 1948 yılında Doğu Türkistan’a gitmek zorunda kaldı. Fakat orada da sadece 2 yıl kalabildi. Çin’de Mao gittikçe güçlenince, bu sefer Çinli komunistler peşine düştü.

Hem de Rus hükümeti resmi olarak Çin’den “Basmacıların Lideri’ni” yakalayıp kendilerine teslim etmelerini istedi.

İngilizler, Ruslar ve Çinliler’in hakimiyet ve iktidar kavgasına sahne olan bu bölgede daracık bir yere sıkışıp kalan bir avuç Kırgız için dünyanın süper güçleriyle mücadele eden Rahmankul Han, 1950 yazında Afganistan şahı Zahir Şah ile görüşüp, Kırgızlar’ın geri dönmek isteklerini şaha kabul ettirince, çetin mücadelelerle halkını Afganistan Pamir’ine götürdü.

Sovyet Rus radyolarında Rahmankul Han “basmacı, pantürkist ve panislamist” olmakla suçlanacaktı artık.

Çok zeki, analitik düşünce becerisi son derece gelişmiş, olacakların önceden farkına varabilen feraset sahibi ve çok güçlü iradesi olan Rahmankul Han, 1978 yılına kadar 40 yıl durmadan Rus yayılma siyasetine karşı durup, onurlu yaşadı. Hiçbir zorluktan da yılmadı.

Gelişmiş Rus silahlarına karşı yüreği ile mücadele eden efsanevî kahraman Rahmankul Han, Afganistan’ı Ruslar’ın işgal edeceğini önceden sezmiş, ilimde teknikte de ilerlemek, halkını kırdırmamak için, dünyanın damı da denilen Ulu Pamir yaylalarından Pakistan’da bir bölgeye göçtü.

Bölgenin iklimine alışamadıklarından, 1982 yılında Türkiye Cumhuriyeti hükümetince çıkarılan özel bir kanunla Pakistan’dan Türkiye’ye göçüp, nihayetinde de Van Gölü kıyısında bir bölgeye yerleştirildi. Van’ın Erciş ilçesinde yerleştikleri bölgeye Ulu Pamir köyü adını verdi. Türkiye Cumhuriyeti de devlet olduğunu, 40 yıl sonra bir defa daha hatırladı…

Dağlarla dost, soğuk havayı seven Kırgızlar Ulu Pamir köyünde bahar havasında yaşayıp yerleşik düzene geçtiler.

Dinini, imanını ve onurunu kutsal bilen, kimseye boyun eğmeyen Rahmankul Han, halkını ve yurdunu içtenlikle sevmiş, inkilâpçı, demokrat, gelişmeye açık ve adaletli yönetimiyle halkın her vesileyle güvenini kazanmış, itibarını yüceltmiş, büyük bir mücahit ve devlet adamıdır.

Rusça, Farsça, Peştunca, Urduca ve Türk dillerini bilen, İngilizce bile öğrenmeye çalışmış ulu Han, çocukların eğitimine bizzat katılırdı. Onlara Kur’an ve dini ilimler yanında, adabı muaşeret, coğrafya, resim, matematik, tarih dersleri de verirdi. İlme saygısı büyüktü. Gençlerin meslek edinmeleri hususunda da çaba gösterirdi.

1982’de Türkiye’ye göçerek 293 aile, 1138 kişiyle başladığı yerleşik düzende, bu zamana kadar 150’den fazla gencinin yüksek okul mezunu olmasına sebep oldu.

Sayıca az olmalarına rağmen, büyük bir devlet gibi hareket eden Kırgızlar’ı, Rahmankul Han, unutulmakta olan pek çok kadim geleneği hayata geçirerek yaşatmış, çok iyi yönetim sunmuş, yüce gönüllü, soylu bir insandır.

Muhafazakâr bir toplum olmalarına karşın kadın-erkek eşit haklara sahip olmuş, bir sıkıntı yaşandığında kadınlara pozitif ayrımcılık yapıp “gençleri kendi istedikleriyle evlendirelim, onlara eziyet etmeyelim. Gençlerin birbirlerine sevgisi, dünürlerin saygısını beraberinde getirsin” derdi Rahmankul Han.

Türkiyede bir köy etnografyasından hazırlanan en çok kültürel eser Ulu Pamir köyünden hazırlanmıştır.

Rahmankul Hanın yönetimde izlediği sistemi inceleyen Avrupalı bir bilim adamı “demokrasinin dünyada yalnızca adı var. Oysa Pamir’de ben onun bizzat kendisini gördüm” diyerek hayranlığını dile getirmiştir.

Kırgızların ve Türkistan’ın son hanı Rahmankul Han 6 ağustos 1990 ‘da 77 yaşında üzerine düşen tarihi sorumluluğun gereğini hakkıyla yerine getirmenin huzuruyla bakî aleme göçtü.

Hatırası önünde saygıyla eğilir, toprağı öperim. Rabbim’den önderim, ülküdaşım Rahmankul Han’ın kardeşliğini dilerim.

Onun doğumunun 100. yılında anma etkinliklerine katkı veren bütün ilim adamlarına, sanatçılara, Türk Dünyası Belediyeler Birliği’ne, Tika’ya, Avrasya Türk Federasyonu’na, Zeytinburnu Belediyesi’ne, Pamir Kültür Eğitim ve Dayanışma Derneği’ne, hususen Kırgızistan Cumhurbaşkanı’na, hükümetine ve İstanbul Başkonsolosluğu’na teşekkür ederim.

Baki selamlar

 

YORUM EKLE