Solda Sıfır Strateji

Rusya Çarlık döneminde başlayan SSCB döneminde sürdürülen ve Federasyon döneminde de devam ettirilen bir stratejiyle Gürcü ve Ermeniler üzerinden Güney Kafkasya'yı elde tutmak için yoğun çaba harcamıştır. Bu gün var olan Ermeni sorununun temeli Kafkasya güç mücadelesi için atılmıştır. Aynı şekilde bölgede Ermenistan devleti bu mücadeleye dayanak teşkil etmesi için tesis edilmiştir. Ermenistan sorunlu bir coğrafya olarak bölgede ileri karakol olarak inşa edilmiş, bir proje devleti olan Ermenistan Türkiye ile Orta Asya arasında tampon bölge olarak Rusya tarafından kurulmuştur.

SSCB dağıldıktan sonra bağımsızlıklarını ilan eden üç Güney Kafkas cumhuriyeti Gürcistan Ermenistan ve Azerbaycan Türkiye tarafından aynı anda tanınmıştır. Türkiye SSCB'nin korkularını depreştirmeden Ermenistan'ı dengeli bir şekilde sorunlu alandan sorumlu alana çekmeye çalışmak için bir dizi tedbir aldı. Türkiye'nin Moskova büyükelçisi Erivan'a hareket ederek Ermenistan devlet başkanı Levon Ter Petrosyan ile iyi komşuluk ilişkileri anlaşma protokolü üzerinde çalışılmış, imza aşamasına getirilmişti.

Ermeni toplumu ve Ermenistan soğuk savaş döneminde sürekli Türkiye'ye karşı provoke edildiğinden bağımsızlığın kazanılmasıyla birlikte Ermenistan'ın Türkiye ile iyi ilişkiler kurması istenmemekteydi. Ermenistan'da oluşturulan aşırı ırkçı Türk ve Türkiye algısı ile yüzleşmek istemeyen Ermeni ileri gelenleri Ruslardan aldıkları destekle Türkiye Ermenistan'ı tanıyıp sınır kapılarını açmaya hazırlandığı bir süreçte Karabağ savaşı kontrolden çıkarak Azerbaycan Ermenistan savaşına dönüştürüldü. Ermenistan'da normalleşme arzusu birden serlik politikalarına dönüşüverdi. Oysa Türkiye Ermenistan'ın normalleşmesinin önüne açabilmek için Karadeniz ekonomik işbirliği teşkilatına kurucu üye olarak davet etmişti. Petrosyan yeni kurulan Ermenistan'ı dünya sistemine entegre edebilmek için gayret ederken dışişleri bakanlığına getirdiği Raffi Hovannısyan Amerika’da eğitim görmüş bir aydın olarak çalışıp gayret edeceğine İstanbul'da yaptığı kışkırtıcı bir konuşmayla Türkiye Ermenistan ilişkilerinin kurulmasına engel olan devletlerin isteğini gerçekleştirmiş oluyordu. Türkiye Ermenistan ilişkileri adı konmamış bir şekilde Kontrollü olarak uluslararası güç dengelerinin istekleri doğrultusuna sevk ediliyordu. Böylece Ermenistan’da Türk ve Türkiye algısında oluşabilecek değişimin önünü sert politikalarla kapatmış oldu.

Ermenistan coğrafyasında Rusya-ABD çekişmesinde rol üstlenerek Türkiye'nin yeni bir denge unsuru olarak bölgeye girmesini engellemiştir. Aynı şekilde Petrosyan'ın Türkiye ile uzlaşı arayışları özellikle Rusyacı tutumlar sergileyen ve Karabağ klanı olarak anılan Robert Koçaryan ve ekibinin etkin rol oynamasıyla Karabağ'da patlak veren çatışmalar savaşa dönüştürülmüştür. Bu atmosferde Türkiye sınır kapılarını kapatarak bir anlamda Rusyacıların organize ettiği bir sürecin içine çekilmiş oldu. Türk ve Türkiye algısında bir nebze bağımsızlıkla başlayan olumlu değişim olumsuz etkilenmeye başlamıştı. Bu kararına rağmen Türkiye savaşın durdurulması barışın tesis edilebilmesi için sürekli Ermenistan yetkilileriyle görüşmüşlerdir. Türkiye'nin gayesi bölgede huzur ve barışın hakim olması amacını taşımaktadır. Bu bağlamda Alparslan Türkeş'in çabaları akıllarda yer etmekte ve erişilemeyen bir nokta olarak varlığını sürdürmektedir.

Rusya bölgede NATO ülkesi olarak Türkiye'nin aktif rol almasından rahatsızlığını dolaylı yollarla sürekli gündemde tutmaktadır. Özellikle Güney Kafkaslarda 1800lü yılların statüsünün tekrar geri gelme ihtimali Rusya'yı ürkütmektedir. Petrosyanın Türkiye ile irtibata geçme çalışmaları ve ilişkileri normalleştirme gayretleri Ermenistan'da parlamento baskınıyla sonuçlanmış ve bu baskından birkaç ay önce Petrosyan'ın görevine son verilerek Koçaryan ekibi iktidara gelmiştir. Böylece Sorunlu alandan sorumlu alana geçmeye, normalleşmeye çalışan Ermenistan katı bir yönetim ile karşı karşıya kalmıştır. Bu yönetim Türkiye ile ilişkilerin dondurulmasını, Karabağ'da ise işgal ve statükonun devam ettirilmesinden yana bir politika izlemişlerdir. Rusya Güney Kafkaslardaki güvenlik kaygılarını Koçaryan iktidarıyla gidermeye çalışırken Ermenistan içine kapanmış, komşularıyla sorunlu devlet olarak anılmaya başlamıştır. Başta Türkiye olmak üzere Ermenistan Gürcistan ile zaman zaman ihtilaflı bölgeleri gündeme getirerek problemler yaşamış, Azerbaycan'ın topraklarının 5/1ini işgal etmiş olan bir devlet olarak tarihe geçmiştir.

Ermenistan'a karşı devlet seviyesinde bir çekince bir tavır açıktan kendini gösterirken Türkiye'nin çabaları sürekli karşılıksız kalmaktaydı. Bu süreci futbol diplomasisi ve açılım protokolleri Ermeni halkı üzerinde Türk ve Türkiye algısında bir değişim yaşadığını göstermiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tarihçilere verdiği yemekte masa başı stratejistliğin tarihçiliğinin iflasını gözler önüne seren Mustafa Armağan ise Gül'ün Ermenistan'a ziyaretini eleştirmesi tarihi bir gaftı.

Türkiye-Ermenistan ilişkileri bu vaziyette devam ederken KAFKASSAM olarak Ermenistan’da bir çok anket çalışması yaparak değişim ve dönüşümü inceleme fırsatımız oldu. 648 kişinin katıldığı anketin ana fikri Ermenistan-Türkiye sınır kapısının açılımı etrafında gelişmişti. %57 ankete katılanlar atık sınır kapılarının açılması yönünde görüş bildirmiş ve Türkiye Ermenistan ilişkilerinin düzelmesi gerektiğini söylemişti. Anketimizin sonunda Ermenistan’da Tük ve Türkiye algısı değişimi kaçınılmaz olduğunu görülmüştü. Ermenistan'da Türkiye algısının iktidarın baskıcı ve sert tutumuna rağmen değişim eğilimlerini göstermesinin ana sebebi artık Ermenistan'da sosyal refah istemlerinin gündeme gelmesidir. Bunun yanında AB genişleme raporlarında Ermenistan'ın da gündeme gelmesi Ermenistan'ın Türkiye üzerinden AB’ye girme hayalinin belirmesi dikkatleri Türkiye üzerine çekmeye başlamıştı.

Ermenistan’da yaptığımız başka bir anket çalışması ise bu değişimin daha somut örneklerini sergilemektedir. Bu iki anket çalışması şunu göstermektedir ki Türkiye bölgede varlığını kalıcı hale getirebilmesi için bölgede saha çalışmaları yapması ve bölgede sivil toplum örgütleriyle değişik alanlar oluşturup algı dönüşümünü sağlayıcı alt yapıyı sağlamlaştırıcı icraatlar yapmalıdır.

Türk ve Ermeni toplumlarının ilişkileri her geçen gün artmaktadır. Ancak acaba bunu geliştirmek için yapılan ortak projeler ve girişimler amacına ulaşmış mıdır? Gençlerin kafasındaki Türk veya Ermeni genellemesi yıkılmış mıdır? Abdullah Gül'ün beklenmedik şekilde futbol diplomasisi adına Ermenistana gitmesinin olumlu olumsuz tepkilerini ölçmek için

Ankete 18-35 yaş arasındaki kişiler katıldı. Katılımcılara, diğer ülkeyle ilgili bir seminere veya değişim programına katılmadan önceki ve sonraki fikirleri soruldu. Bu sayede önyargılarını kırıp kırmadıkları belirlenmeye çalışıldı. Bu iki ülke dışındaki katılımcıların ve 35 yaş üstü kişilerin verdiği oylar sonuçlara dahil edilmedi. Ayrıca "Yorum yok" ve "Bilmiyorum" gibi cevaplar da nihai sonuçlara katılmadı.

KAFKASSAM olarak yaptığımız ankete 50 Türk ve 50 Ermeni öğrenci katıldı. Hepsi belirlenen yaş aralığındaydı ve karşı tarafla direkt/yüz yüze bir iletişimi olmuştu.

Abdullah Gülün seyahati ile başlayan iletişim kurma sürecinin etkilerini sorduğumuzda
İletişim Kurmadan Önce Türkler/Ermeniler Hakkında Önyargılarım ve Genellemelerim Vardı


Ermenistan'da bu yoruma 19 kişi "Katılmıyorum" , 31 kişi "Katılıyorum" cevabını vermiş.

Türkiye'de 7 kişi "Kesinlikle Katılmıyorum" , 19 kişi "Katılmıyorum", 19 kişi "Katılıyorum" , 5 kişi "Kesinlikle Katılıyorum" cevabını vermiş.

İletişim Kurduktan Sonra Önyargılarımı ve Kafamdaki Genellemeleri Yıktım (Türk-Ermeni cevapları ortak verilmiştir)

65 kişi "Evet" , 35 kişi "Hayır" cevabını vermektedir.

Ermenistan'da 29 kişi "Evet" , 21 kişi "Hayır" cevabını vermiş.

Türkiye'de 31 kişi "Evet" , 19 kişi "Hayır" cevabını vermiş. Burada ilginç olan ilk baştaki soruya verilen cevaba göre 7 kişi önceden önyargılı olduğunu kabul etmemesine rağmen bu soruda ön yargılarını yıktığını açıklamış olmasıdır.

İletişim Sağlamak Adına Yapılan Bu Çabaları Faydalı ve Olumlu Buluyorum (Türk-Ermeni cevapları ortak verilmiştir)

Bu soruya 43 kişi "Kesinlikle Katılıyorum" , 53 kişi "Katılıyorum" , 2 kişi "Katılmıyorum" ve 2 kişi "Kesinlikle Katılmıyorum" cevabını vermiş.


Katılımcılardan sahip oldukları önyargılara örnekler vermeleri istendi. Ermeniler "Türkler arkadaş canlısı değil... Ermenileri öldürdüler ve bunu inkâr ediyorlar... Türklerle konuşmaya korkuyorum... Türkler Avrupai düşünemiyor." gibi cevaplar verirken Türkler de "Ermeniler çok önyargılı... Ermeniler kurban rolünü oynamakta ısrar ediyorlar... Çok farklı yaşam tarzlarımız var... Ermeniler tarihin arkasına saklanıyor" gibi cevaplar vermiştir.

Anketin sonunda katılımcılara bu konuyla ilgili duygu ve düşünceleri soruldu.

İletişim kurmayı sağlayacak aktiviteler sıklaştırılmalı.
Her millette iyi ve kötü insanlar var.
Daha çok Ermeniyle tanışmak istiyorum.
Direkt iletişim çok önemli.
Türkiye Ermenistan arasındaki en önemli sorun iletişim eksikliği.
Ermenilerle konuşurken kendimi çok rahat hissediyorum çünkü resmi tarihin dışında bir şeyler öğreniyorum.
Fark yaratmak için geç değil.
Bu tarz aktivitelere katılan herkes ön yargılarını kıracaktır.
Genelleme yapmaktan kaçınmak gerekir.
Tüm millet birkaç kişi üzerinden yargılanamaz.
Bölgede barışı sağlamak için her şey yapılmalı.
Umarım daha çok ortak projeler yapılır.
Ermeniler hakkında önyargım kalmadı.
Tarih düşüncelerimizi değiştiremez.

Anketin sonuçlarını değerlendirirken katılan grubun iyi eğitimli, İngilizce bilen ve aktif şekilde internet kullanan olduklarını tekrar hatırlatmak isteriz.
Bu anket bize temelde sahip olunan önyargıları ve iletişim kurulduktan sonra oluşan durumu gösterdi. Medya ve devlet yetkililerinin açıklamalarıyla beslenen önyargıları kırmanın kesin yolu karşılıklı iletişimden geçiyor.

Mustafa Armağan'ın solda sıfır olan değerlendirmesi göstermektedir ki artık Türkiye'de Ermeni meselesi rant makam mansıp aleti olmaktan çıkarılmalı.

Ermenistan'da Rusya'nın Çarlık döneminde başlayarak SSCB ve daha sonra bağımsızlık dönemlerinde etkin bir Türkiye karşıtlığı izlemesinin zamanla ve olaylara bağlı olarak değiştiğini, Türkiye'nin bölgede sağlıklı çalışmalar yapabileceğini göstermektedir.
Kafkas stratejik araştırmalar merkezi olarak Ermenistan’daki değişimi izlemekte, hatta bu değişime yön vermeye çalışmaktayız. Ermenistan'daki Türk ve Türkiye algısındaki gözle görülür değişim Türkiye'nin Ermenistan'da bölgesel politikalarda başarılı bir aktör olarak devreye girmesinin önünü açacaktır.

DR. Hasan Oktay
KAFKASAM Başkanı



YORUM EKLE