Siz İnsanlığınızdan İstifa Edin Amma Eleştirmeyin

 Saat 17:30 sularında bitmişti mesaim!... Günün yorgunluğunu sevdiğim dostlarımla birlikte, karanfilde çay içerek atmak vardı aklımda. Belki gırgırına batak ta oynardık. Ne de güzel olurdu… Hem Yüksel caddesindeki insan selinin karmakarışık duyguları arasında atılan kahkahaların yaşam sevincine tutunmak vardı.

Hızlı adımlarla, beni bekleyen arkadaşlarıma kavuşmak vardı aklımda. Hemen hemen her akşam gördüğüm ama ilk defa karşılaşırcasına sarıldığım dostlarım vardı aklımda! Ne de güzel geyik yapardık… Yaşadığımız sıkıntıları, acıları, ay sonu ödemeleri yancı yapardık masanın kenarında. Öylece kalırdı yaşadığımız tüm sıkıntılar! Ta ki oyun bitip de yarın görüşmek üzere vedalaşmak için sarılıp ayrılacağımız vakte kadar…

Aklımda birazdan yaşanacaklar, yüzümde tebessüm vardı. Kumrular’dan Güvenpark’a, adım adım yaklaşırken sonuma, Ankara’nın nadir yeşilliğinde bir sigara yakmak için durakladım. Cebimden sigaramı çıkardım ve yaktım. Derin bir nefesle Ankara’nın o kasvetli havasını ciğerlerime hapsettim…

Sonra kulaklarımın zarını patlatırcasına bir ses duydum. Etraf toz duman alevler arasında yerde kaldım. Korkuyordum!... Toparlanıp kendime gelmek istedim, uzaklaşmalıydım buralardan... Bir yerlerden tutunmak istedim, kollarım yoktu, dikilmek istedim bacaklarım yoktu! Korkuyordum!... Ölmekten korkuyordum!... Eşimi, çocuklarımı, arkadaşlarımı, sevdiklerimi bir daha görememekten korkuyordum. Toparlanmalıydım!... Ölümüm bu kadar kolay olmamalıydı… Hem benim yokluğum çabuk fark edilirdi... Hayatın örgüsünde ben önemli bir düğümdüm! Bensiz yaşanamazdı bu hayat… Olmaz, olamazdı… Gözlerim kararmaya başladı, tuhaf bir halsizlik bedenimi sardı. Çığlıkları duymaz oldum, sessiz bir filmin perdesinde gölgeydim artık. Bu hayatın düğümü olan ben fark edilmiyordum bile… İnsanlar parçalanmış bedenimin üzerinden geçip gidiyordu… Ölüyordum galiba!

Bir an aklıma bundan tam 25 gün evvel yaşanan Çankaya’daki patlama geldi… Teröre isyan ettiğim anda televizyonlarda açıklama yapan devlet erkânı geldi aklıma. Terörü şiddetle kınayan, yaşanan bu terör saldırısını konuşarak teröre hizmet edilmemesini telkin eden, bu saldırıyı haber yapanları ise kınamaktan öte yaftalayan devlet erkânı. Kendine toz kondurmayan, kusursuz, hatasız devlet erkânı! Terörü elleri ile besleyen, büyüten, bir canavara dönüştüren devlet erkânı! Bir de terörle yaşamayı öğrenmeliyiz diyen aklıevveller geldi aklıma…

Ben ölüyorum, hayallerim, yarınlarım yok artık benim. Çocuklarım öksüz, eşim, ailem, arkadaşlarım, bu dünya bensiz artık… Ben yokum! Sizden isteğim ise; Sakın ha! Terörü, yaşanan bu patlamayı konuşmayın, konuşarak teröre hizmet etmeyin! Terörün, destekçilerinin, karşıt görüşlülerin(!) kökünün kazılmasını beklemeyin. Tüm bunları dile dahi getirmeyin, hayatınıza kaldığınız yerden devam edin! Hem çocuklarım; bir yanları eksik bir yanları kırık dökük olsa da babasız büyüyebilirler! Eşim bensiz de bu çocukları büyütebilir… Onlara hem ana hem de baba olur, karın tokluğuna büyütür onları! Ailem ardımdan sessizce yas tutar. Arkadaşlarım bensiz de oyun masası kurar, yancılardan birini de dördüncü yapar.

Abartmayın sakın! Sonuçta biz orta doğu ülkesiyiz! Terörle yaşamayı öğrenmeliyiz… Şimdi tüm bu yaşananlardan dolayı bu ülkeyi yönetenleri, muhteremleri sakın ha sakın sorumlu tutmayın! Daha ne yapsınlar? Yol yaptılar… İstikrar bozulmasın, dolar bilmem kaç para olmasın, terörün ekmeğine yağ sürmeyin! Daha da olmazsa kendinize kızın, ama sakın ha bu ülkeyi yönetenlere kızmayın! Ne derlerse alkışlayın, yeter ki kardeşlik hukukumuz bozulmasın! Eleştirmeyin, sorumluluk sahibi olmalarını beklemeyin! Hele hele istifa etmelerini sakın ha beklemeyin! Daha da olmazsa ey sevdiklerim! Siz insanlığınızdan istifa edin ki baldan kaymaktan istifade edin…

Ne de olsa hayat devam ediyor dimi sevdiklerim?

YORUM EKLE