Siyasi Sistemde Tıkanıklık

Türkiye’de siyasi sistemde tıkanıklık olduğu hepimizin malumu!

Bu konuda savunmalar ve çözümler muhtelif. Başkanlık sisteminden, seçim barajına, siyasi partilere üyelikten, oy kullanımın bilgisayar üzerinden yapılmasına kadar birçok başlık ile karşılaşılmaktadır!

Bu yazımızda siyasi sitem tıkanıklığını teknik tartışmalardan uzak olarak daha çok 1980 yılından bu yana bu konuda yapılan siyasi hamleleri hatırlatmaya çalışacağız

Bunlardan “Başkanlık Sistemi” daha önce Turgut ÖZAL zamanında gündeme gelmiş ve son olarak da 7 Haziran seçimlerinden önce bir defa daha ERDOĞAN tarafından yüksek sesle gündeme getirilmiştir! Bu sisteme taraftar olanlar rahmetli TÜRKEŞ’in “Tek Başkan Tek Meclis” fikrini de bu tartışmaya malzeme yapmışlardır.

13 yıldır tek başına iktidar olan AKP’nin 7 Haziran seçimleri sonucunda birinci parti çıkmasına rağmen tek başına iktidarı kaybetmesi, Türk Milleti tarafından “Başkanlık Sistemi” ‘nin kabul edilmediği yönünde değerlendirmeler de neden olmuştur.

Bu yazımızın konusu “Başkanlık Sistemi” değildir. Zira dünyada birçok şekilde uygulanan bu sistem bir süre daha tartışılacaktır!

Siyasi sistemin tıkanması noktasında ciddi bir konu da “Seçim Barajı” ‘dır. Bilindiği üzere  %10 ülke barajı 1980 Anayasası ile girmiştir. Gerekçesi ise “Yönetimde İstikrar, Temsilde Adalet” olarak gösterilmiştir.

Özellikle ANAP zamanında iktidarın korunması ve devam ettirilmesi için siyasi sistem üzerinde birçok defa oynanmıştır. Şöyle ki  ÖZAL ile Adnan KAHVECİ bilgisayar başına oturup başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde birden fazla seçim bölgesi oluşturmuşlar ve bu bölgeleri oluştururken hangi ilçeleri bir araya getireceklerine kadar detaylı düzenlemeler yapmışlardır. Özellikle İstanbul’da bazı ilçeleri bölmüşlerdir. Ancak bütün bu ayak oyunları dahi ANAP iktidarının ihtişamlı dönemini 1983-1987 yılları arasına sıkıştırmıştır.

1980 sonrası oluşan siyasi sistemde yapılan bir uygulama da “Tercihli Oy Sistemi” ‘dir. Bu sistemde partiye bağlı olmadan seçmen milletvekiline tercih oyu kullanarak istediği milletvekilinin sırasını değiştirebilmektedir. “Tercihli Oy Sistemi” 20 Ekim 1991 genel seçimlerinde uygulanmış ve Refah Partisi-MÇP-IDP’nin ittifak olarak Refah Partisi çatısı altında girdikleri seçimde İstanbul 6. Bölgede Recep Tayyip ERDOĞAN 1. sırada olmasına rağmen 2. sırada bulunan Mustafa BAŞ’ın “Tercihli Oy Sistemi” ile daha çok oy alması ile ERDOĞAN mazbatasını aldığı halde milletvekilliğini kaybetmiş ve Mustafa BAŞ Refah Parti listesinden TBMM’ne girmiştir. Ne derece doğrudur bilinmez ama milletvekilliğini kaybeden ERDOĞAN’ın bunu öğrendiğinde bayıldığı rivayet edilir.

Hangi sistemi uygularsak uygulayalım! Türk Milletinin tarihinden alacağımız birçok ders var!

Türk Milleti Hakan/Kağan ile yönetilirken “Kurultay” ve “Toy gibi danışma kurulları vardı! İslamiyet sonrası yönetimlerde ise “Divan” kurulurdu.

Türkiye’de yürürlükte olan seçim kanunu ve siyasi partiler kanunu bugünkü haliyle kaldığı sürece vatandaşın siyasi hayat içinde geniş olarak yer alması ve gerçek temsilcilerini seçebilmesi bir başka bahara kalacaktır! Bu da kötüler arasında bir tercih yapmak demektir

Bugün eksiği, fazlası ile demokrasi ile yönetiliyoruz. Türk Milleti hiçbir zaman

“Hırs-İnat-Kibir” sarmalına kendini kaptırmış yöneticileri kabul etmemiştir. Er ya da geç tasfiye etmiştir! İnanalım ki bundan sonra da böyle olacaktır.

“İnsanın İnsan Tarafından Sömürülmesi Sistemi Ortadan Kaldırılmalıdır”

(Mustafa Kemal ATATÜRK)

YORUM EKLE