Sistemin açmazları

İmparatorluk sonrası ne yazık ki, coğrafi gerçekliğimiz ve sosyolojik dinamiklerimize uygun bir sistem oluşturamadık. Aslında sistemin ülkenin yerleştirdiği coğrafyayı zorlaması cumhuriyet dönemi ile de, ilgili değil. Osmanlı imparatorluğunun 2. Mahmut’la başlayan yönetimin yetersizliğine çare arayışı bu günlere kadar ki, yansımasının yaşanmasıdır. 

Uzun, uzun Osmanlının son dönemini ve yıkılış sürecini yazmaya gerek görmüyorum.  Bununla beraber Osmanlının yakılmasının ana sebebinin o günkü coğrafya ve sosyolojik dinamiklere uygun olmadığını ve oluşturulamayan yönetim biçiminin imparatorluğunu yıkılmaya getirdiği tespitinin yapılması gerektiğini önemsiyorum. 

Evet, Osmanlının yakılmasıyla ilgili yüzlerce sebep sıralanabilir ama ana sebep yönetim biçiminin oluşturulamamasıdır.  Bu günde durum aynıdır. İşin garip tarafı yine sistem şahıslar üzerinden konuşulmaktadır. Dünde Abdülhamit giderse, devlet kurtulur diyenlerin düştüğü hatayla, bugün yönetim şekline itiraz edenlerin düştüğü hata aynıdır. Şu şahıs giderse her şey düzelir kolaycılığı ne yazık ki, bugünde Türkiye’nin tek gündemi oldu. 

Evet, yüksek sesle haykıracağız… 

Bu millet, bu vatan toprağı, bu coğrafya gerçeği bu günkü yönetim biçimini kaldırmıyor.  Bugün yapılması gereken tarihten dersler çıkararak, bu milleti ve mazisini yarınlara güvenli taşıyacak metodu tartışmak ve mutabakatla karar vermektir. Bu sistem ufaklı irili onlarca ihtilal üretmiştir. 15 Temmuz’da gördük ki, yıllardır tek başına bir iktidar olmasına rağmen sitem ihtilaller üretmeye devam ediyor. 

Peki, sistem sadece ihtilaller mi üretti? Hayır. 

On binlerce faili meçhul cinayette üretti. En kötüsü milyonlarca öteki hain üretti. Bu nasıl sistem ki, dün yan yana, omuz omuza can verenlerini sadece günler sonra hain yapıyor. Bakın; istiklal mahkemelerine cumhuriyeti kuranların yan yana istiklal savaşı vermişlerin nasıl da birbirlerini hainlikle suçlamasıyla yok ettiklerini göreceksiniz. Bugün bile o günkü kadroların tarafgirliği üzerinden tartışmıyor muyuz? Abdülhamit, Atatürk, Enver Kazım Karabekir, Çerkez Ethem, Topal Osman ve daha yüzlercesi, hepside kahraman ötesi kahraman olan insanların oluşturamadıkları sistemin dişlileri arasında bugün bile ezildiklerini fark etmiyor musunuz?  

Yaklaşık 140 yıl süren sistemsizlikten veya sistemin oturtamamışlığımızdan ders almadık mı?  

Türk milletini ebediyete kadar varlığını sağlayacak bir yönetim sistemini konuşmamızın zamanı gelmedi mi? 

Bugün yapılması gereken insanı merkezine oturtmuş adalet öncelikli coğrafi, ekonomik, sosyolojik dinamikleri iyi incelenmiş bir sistem arayışı yapılmasıdır. Bu arayışı da, şahıslar üzerinden yapılamaz.  

Ne şunu başkan yapacağız inadı, ne bu başkan olmayacak dayatması ihtiyacımız değildir.  

Kapalı kapılar ardında yapılan yönetim değişikliği pazarlıkları da, bugünkü hastalığın ilacı değildir.  

Bu tartışmalar üzerinden ülkenin ve ülke üzerinde yaşayan vatandaşların kayıplarının da, telafisi mümkün değildir. 

Bugünkü sistemle Türkiye’yi taşımak mümkün değildir. Sistemi değiştirmek için uygulanan yol metot da, çare değildir. 

Devam edeceğiz… 
YORUM EKLE