Sevre Doğru

Bu Memlekette bir dönem yargı mensubu bazı hakim ve savcılar,yaptıkları bütün usulsüz ve gayrihukuki uygulamaları birilerinin işine geldiğinden ses çıkarılmadığı için yaptıklarını hukukmuş gibi sanıyorlardı.Sonra bu örgüt mensubu kişilere yaptıklarının hukuk olmadığı söylenip hukukun normalleşmesi için çalışmalar başlayınca ,eski alışkanlıklarından vazgeçemedikleri görüldü.

Cumartesi gecesi iki tane hakim yetkisi ve görevi olmadığı halde bazı dosyalardan tutuklu olan kişiler hakkında tahliye kararı vererek akıllarınca yargıyı zor duruma sokma gayretine girdiler ve aldıkları talimat gereği yaptıkları usulsüz,yetkisiz ve hukuksuz kararlarında ısrar ediyorlar.Bu yaptıkları usulsüzlükte o kadar kötü ve tehlike bir oyun oynuyorlar ki sadece şu kadarını söyleyeyim:Hukuk fakültesi son sınıfta okutulan usul dersinde sorulan soruya böyle bir cevap verselerdi,okuldan dahi mezun olamazlardı.

Kararı verenin sıfatının hakim olduğuna bakmayın.Böyle bir kararı ha tüketici mahkemesi hakimi vermiş,ha asliye ceza mahkemesi hakimi.Arada hiçbir fark yok.Bir hakimin kararının karar olarak sayılabilmesi için karar veren kişinin görev ve yetki alanında olması gerekir,aksi halde o karar yok hükmündedir.Bütün hukukçular bilir ki tutuk incelemesinde asliye ceza mahkemesi hakimlerinin böyle bir karar verme yetkileri yoktur.Onun için de karar diye yazılan yazının ülkeyi karıştırma amacıyla yapıldığını düşünüyorum.

Hakkında tahliye kararı verilenlerle ilgili bir şey deme hakkım yoktur,zira ne dosyayı biliyorum,ne kişileri,ne de olayları.Medya üzerinden de hukukçuluk yapılmayacağından bırakın kararları yetkili ve görevli hakimler versin.

Ermeni meselesi

Allah aşkına şu Ermeni meselesi hakkında 15 senedir ne yapıldı?Haklı olunan bir davada ancak bu kadar kötü uygulamayla haksız duruma düşülebilir. Biraz devlet sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla aklı başında politikalarla bu meseleyle ilgilensin.Sloganlardan kurtulmak gerekir.

Bakıyorum,çocuklarımız bile biz soykırım yaptık mı demeye başladılar.Bu ne aymazlıktır.Malumunuz,Kurtuluş savaşından sonra İngilizler,Malta’da olan kişileri bu hususta yargılamış ve “Türkler tehcirde haklıdırlar ve soykırım emareleri görülmemiştir” diye karar vermişlerdir.Bu karara istinaden 2008 yılında Ermeni diasporasının lordlar ve avam kamerasına soykırımla ilgili yaptıkları müracaatları da reddetmişlerdir.Bundan bile devlet idarecilerimizin haberi olduğunu sanmıyorum.

Uluslar arası siyaset,”ben dünya lideriyim” demekle ve iç politikaya yönelik yapılmaz.Bu bir akıl oyunudur ve akılla ve gerçeklerle yürütülür.Beceremiyorsanız bırakın da gerçek vatanperver ülkücüler bunu yürütsün veya onlardan akıl alarak yürütün bunları.

Başbakanın başdanışmanının dedikleri resmi ağızdan çıktığı için devleti de bağlar.Onun için ülkeyi zor durumda bırakacak kişilerin ya konuşturmayın (resmi kişiler için),ya da ne dediğini bilen ve millete hizmet edecekleri o görevlere getirin.

Farkında mısınız,Kıbrıs gitti


Pazar günü KKTC’de cumhurbaşkanlığı seçimi vardı.Seçimi Türk askerini Kıbrıs’tan çıkartıp barış içinde yaşayacağız diyen eski bir komünistin kazandığını biliyor musunuz?

Basiretsiz dış politika,Kıbrıs’ta sınıfta kalmıştır.Akdeniz’den artık tamamen yavaş yavaş çekiliyoruz.Önce Türk takımları UEFA üyesi olan rum kesimi ligine alınacak Avrupa statüsünde olsunlar diye,arkasından da işgalci sayılan Türk askerinin şehit kanlarıyla aldığımız adadan çıkması istenecek.Buna karşı çıktığımızda da AB toprağı olmasına onay verdiğimizden tüm AB üyeleri üstümüze gelecek.

Ege’de 152 adacık,fiilen Yunan işgalindedir ve buralarda Yunan bayrağı dalgalanıyor.Bunlara meşhur Kardak kayalıkları da dahil.Sessiz sedasız vatan toprağı tek mermi atmadan teslim edildi.Konuşmaya gelince tek karış toprak vermeyiz diyenler,bu adalardan nasıl vazgeçiyor ve toplumu bilgilendirmiyor,anlaşılır gibi değil.

O kaya parçasının ne manaya geldiğini anlamak için karasuları,münhasır ekonomik bölge nedir,neye yarar bunu bilmek lazım.Böyle giderse Sevr’de düşman ordularıyla yapamadığını biz kendi iktidarımız sayesinde becereceğiz. Ve 3-5 sene içinde Ege’de tek balıkçı teknesi denize açılamaz hale gelecektir.Sonu nereye varırsa varsın bir an evvel o adacıklar üzerindeki, yabancı bayrak indirilip Türk bayrakları oraya dikilmelidir.Ve o adalarda yaşanabilecek olan yerlerde de turizm gibi küçük yerleşmeler olabilirse olmalı, gerekirse domates hıyar ekilmeli ki bizim olduğunu dünya alem öğrenmelidir.

YORUM EKLE