Sevmek ve Bağışlamak

Ülkede hoşgörüsüzlük, tahammülsüzlük, her konudaki eleştiride seviyesizlik had safhada. Bunun temel sebebini çok derine inmeden göz ucuyla baktığınızda dahi görebilirsiniz. Bu eksiklik insanın ve toplumun her zaman ihtiyaç duyduğu SEVGİ eksikliğidir. Sevgi eksikliği toplumun çözülmesinde, beşeri münasebetlerinin bozulmasında en büyük etkendir. İdealizm imanını zayıflatan, güven unsurunu çürüten yanıyla idealist hareketler için en büyük tehlikedir. Sevgisizlik bu yönüyle Ülkücü Hareket özelinde de birinci derecede potansiyel tehlikedir. Sevgisizliğin, Türkeş sonrası yaşanan kıyımların, dışlamaların, fikri sapmaların, vefasızlıkların temel kaynağını olduğunu söylersek bühtanda bulunmayız. Bunu söylediğimiz için bize kızan, kırılanda olabilir ama maksadım kimseyi kırmak değil, sadece bir tespittir.

Sosyal, ekonomik, siyasal olayların gerdiği toplumda kutuplaşmaları sermaye edinen, kutuplaşmalardan günübirlik, primitif çıkar peşinde koşanların, kışkırtıcı çirkin siyasetçilerin topluma, insanların zihnine ektiği kin, nefret, ayrılık tohumlarına ancak sevgimizle, hoşgörümüzle, bağışlayıcılığımızla karşı koyabiliriz.
Sevgi kavramını, karşılık beklemeden vermektir diye tarif ederiz. Sevginin ihata ediciliği, insanın iç, dış dünyasını zenginleştirmedeki amir özelliği başka bir kavramla kıyaslanamaz.

Bağışlamaksa; İnsanı geçmişiyle yüzleştiren barıştıran, gelecekle buluşturan bilgeliğin özüdür. İnsanı yücelten sevgiyi besleyen temel kaynaktır.
Sevmek ve bağışlamak şefkat, merhamet, hoşgörü, diğerkâmlık, cesaret, güç, vakar, mertlik gibi inanç ve insani değerlere hayat veren, birbirinden ayrılmayan, insanın hissiyat ve maneviyat yönleriyle alakalı, birbirini besleyen ikiz kavramlardır. Sevgi varsa bağışlama da vardır. Bağışlamanın olmadığı yerde sevgi barınamaz.

Sevmek ve bağışlamak kızgınlık, kırgınlık, dargınlık gibi zihnimizi yoran, ruh ve bedenimizi çökerten, enerjimizi tüketen olumsuzluklardan kurtaran, benliğimizi yücelten, ruhen ve bedenen bizi özgürleştiren, özgüvenimizi, özsaygımızı güçlendiren hayatla aramızda güçlü bağ kurmamızın ve başarılarımızın motoru olmalıdır.

Ne kadar kırılmış incinmiş olsa da bağışlamayı bilmeli insan. Mert ve cesur olanlar, güçlü olanlar, özgüveni olanlar, güvenilir olanlar, dürüst olanlar, saygıdeğer olanlar, kusursuz olanlar, özsaygısı, özsevgisi olanlar, idealleri olanlar, sevip bağışlamayı bilenlerdir.

İnsan izin vermezse kimse kırıp incitemez. Eğer kırılıp incinmişsek buna biz izin verdiğimiz içindir. Evet, en uyanık olmamız gereken yerde küçük hesaplarının peşinde koşanların oyununa dur demedik, buna biz izin verdik. Öyleyse üzenleri bağışlamakta bize düşer. O halde sevelim ve bağışlayalım. Yaşadığımız olaylar göstermiştir ki milletin istikbali, Ülkücü Hareket’in istikbaline bağlıdır. Ülkücü Hareket’in istikbali de dünkü gibi birbirimizi karşılıksız sevmemize bağlıdır.
Korkakların, bencillerin, özsaygısı, özsevgisi, özgüveni eksik olanların şuuraltı varlığa, çıkara, maddeye endekslidir. Maddecidirler, çıkarcılar idealist olamazlar. Şuuraltındaki maddecilik egoyu, enaniyeti beslediği için maddeciler sevginin de madde gibi paylaştıkça azalacağından korkarlar. Onlar için en değerli şey maddi, olandır. Madde tapınmaya değer şeydir onların şuuraltında. Birinde mal, para tutkusu, birinde şan şöhret budadalılığı, birinde mevki-makam, koltuk sevdası, bir başkasında başka bir maddi çıkar hırsı oarak tezahür eder. Fikir, ideal, inanç maddeci şuuraltının kendini gizlemek için kullandığı perdeden ibarettir. Sahip oldukları maddeyi kaybetmemek için de paylaştıkça çoğalan sevgiden, sevmekten korkarlar. Sevmeyi bilmediklerinden kinci ve gaddardırlar, bağışlamayı bilmezler. Sloganlaştırılmış masum mazeretleriyle bu korkularını gizlemeleri ne ahlakidir nede insani. Sevgisizliğin onlara yaşattığı zafiyetin gereğidir. Sevmekten, bağışlamaktan korkan insan zalimleşir. Hayırlı işi bile zulme dönüşür.

Korkularının esiri olanlar korkularla vicdanlarının arasında ezilirler. Sevgi ve hoşgörü ideal sahibi olanları vefalı kılar, vefalı olanlar yol arkadaşılarını yolda bırakmaz. Yol arkadaşlığını bilmeyenler vefayı fatihte bir semt olarak bilirler, yada bir isim.

Sevgi ifade edilince anlamını bulur. İfade edilmeyen sevginin, bağışlamanın anlaşılması zordur. Sevginin dili vardır, yumuşaktır, munistir. Sivri değildir batmaz, keskin değildir acıtmaz. Sevginin dili görmeyen gözü, duymayan kulağı açar, sağır yüreğe, paslı vicdana ulaşır, kör düğümleri çözer. Bazen tebessüm olur yüzünüzden dökülür, bazen canım, gülüm dersiniz dilinizden dökülür. Bazen şiir olur, yazı olur kaleminizden dökülür. Bazen bir baş okşarsınız, sırt sıvazlarsınız elinizden dökülür. Kaynağı kalp nahiyesidir. Kalpten olmayan sevgi gösterişten ibarettir, samimiyetsizliktir. Kuşatmaz, çekmez, cezbetmez, gösterişçiyi yalnızlaştırır. Samimiyetin, inandırıcılığın tek yolu vardır ilk kırdıklarınızdan başlayarak toplayıp tamir etmek, hayata geçirmektir.

Sevmek ve bağışlamak müspet insanın kendini aşmasıdır, yüksek irade gerektirir. İnsanı farklı kılan, üstün kılan, kişiliğini, saygınlığını yücelten yanıdır sevmek ve bağışlamak. İnsan önce kendini sevip bağışlamalı ki başkalarını sevip bağışlayabilsin. Haksız yargılara, eleştirilere maruz kalsanız da, imkanlarınızın yetersizliğinden hakir görülüp küçümsenmelere, alay edilmelere maruz kaldığınızı, haksızlığa uğradığınızı, hatta kullanıldığınızı, düşünüyor olsanız da alay edenleri, yargılayanları, hakir görenleri, rencide edenleri, refüze edenleri, küçük görenleri, hatta nefret edenleri de sevip, bağışlamalı. En çok onların buna ihtiyacı vardır. Değiştirmeye gücümüzün yetmediklerini, sevip bağışlamaya gücümüz yeter. Sevgimizle, bağışlayıcılığımızla incitenlere sevmeyi, bağışlamayı öğretebiliriz.

Bağışlamıyorsak kendimizi kurban olarak görmeye, kurban edilmeye mahkum ederiz. Bağışlamadıklarımıza güç verip yeniden incitmelerine izin veririz. Nefsimiz bizi bağlamasın, Allah rızası için sevip, bağışlayalım. Allah'ın kullarına herşeyi karşılıksız vermesi kullarını sevdiğinden ve bağışlayıcı olmasından değilmi ? Onun için sevmek karşılıksız vermektir.

Sevmek ve bağışlamak yargılama, kıyaslama, eleştirme olumsuzluğundan kurtarıcıdır. Sevmek ve bağışlamak insanın yaşamını başkalarının horlayan, eleştiren, küçümseyen bencil, dominant denetiminden kurtarır. Ancak sevgiyle bağışlayanlar geçmişin yıkıntılarından kurtulur, anın kıymetini bilir, geleceğin engin ufuklarına bakabilir. Sevgi ve bağışlama, insanın benliğini kuşatan, nefsini esir eden olumsuzluklara hayat veren; kin, nefret, düşmanlık, acınma duygularıyla, ölçüsüz eleştiri hastalığıyla yaşanan ruh çöküntüsünden kurtulmanın tılsımlı reçetesidir. Paylaştıkça çoğalan sevgiyle dolan insan tazelenir, huzur bulur. Sevgi ve bağışlama, insanı dinginleştirir iç huzuruna kavuşturur.

Eğer bağışlamak iyi ve doğru bir yol olmasaydı alemlerin Rabbi en büyük bağışlayıcı olmaz ve kullarını bağışlamak için sebepler aramaz, bağışlamayı, bağışlayanları sevmezdi.

Rahmet peygamberinin "Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız." hadisi sevmenin imanın şartı olduğunu anlatmaya yetiyor olmalı. "Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın." diyor Mevlana.

Ağışlamak sevmek, sevmek bağışlamaktır. Sevmek, bağışlamak yepyeni bir güne neşeyle başlamaktır. Allah rızası için, milletimizin birlik bütünlüğü için, ideallerimiz için, ailemizin mutluluğu için, kendimiz için sevgiyle, hoşgörüyle dolu tertemiz, yepyeni bir sayfa açıp yepyeni bir güne hep birlikte başlamak dileğiyle

YORUM EKLE