Seçime Endeksli Ülkücülük !!!

MHP'nin ülkücülerin siyasi organizasyonu olarak iddiası,ülkücü dünya görüşünü devlete hakim kılmaktır.Ülkücülerin siyasete bakışı ve siyasetten beklentisi budur.

Maalesef ülkemizde siyaset fert ve grupların ,gerçekte siyasetin konusu olmaması gereken farklı beklentilerinin tatmin alanıdır.Ülkeye hizmet ana gündemi olmaktan çıkarılarak , maddi manevi rant devşirmekte kullanılan bir mekanizmaya dönüştürülen siyaset,idealist geçinen kadroları dahi içeriden kemiren,idealist söylemleri kelimelerden ibaret bırakan bir menfaat,güç alanı halindedir.

Siyaset ,bu haliyle iç ve dış güç odaklarının manipülasyonlarına açık,küçük rüşvetlerle büyük neticeler devşirebildikleri,ülkenin gündemini ve geleceğini ipotek altına alabildikleri ,kirletilmiş bir alandır.

Ülkücülerin de bu kirlenmeden nasibini almadığını söylemek güç.Diğer siyasi yapı veya ideolojik gruplarla kıyas,bu konuda bir ölçü değildir,kendini var eden misyon ve değerlerle,fert ve teşkilat bazında yapılacak bir muhasebenin ,samimi ülkücüler için hayli acı verici sonuçları olduğu görülecektir.

Bizim için asıl olan ne pahasına olursa olsun iktidar olmak değil , değerlerimizin ihyası ve geliştirilmesi milletin asli misyonuna kavuşturularak güçlendirilmesidir.Değerlerimizin yaşanır kılınması ve dünyaya ışık olmasında önemli bir vasıta olması bakımından bizim için siyaset ve siyasi iktidar önemlidir.Bu gayeye hizmet etmeyen her metot ve anlayış ,siyasi kavrayış bizim için güdük,geçersiz ,temelsiz bir ''dünya nimeti'' arayışıdır,gayrimeşrudur,kınanıp ,aşağılanacak bir yöneliştir.

Toplumun tamamının ülkücü olması beklenemeyeceği gibi,MHP'nin bir parti olarak sadece ülkücü gelenekten gelen kadrolardan oluşması da düşünülemez.Ancak parti iskeletinin kritik noktalarının ,partinin kullandığı siyaset söylem ve metotlarının,siyasi plan ve projelerinin ,ülkücülerin siyasetten beklentisini karşılayabilecek temel hassasiyetlere sahip kadrolarca belirlenmesi ve ülkücülerin ideolojik beklentilerini karşılayacak nitelikte olması da ,olmazsa olmazımızdır..

Devlete yön ve istikamet tayin etme ,bilgili ,donanımlı, milli şahsiyeti gelişmiş,dirayetli kadrolar yetiştirme ve Türk milletine ve insanlığa ufuk olma iddiası ile var olan bir hareket ,kritik noktalarını ve siyasi vitrinini geleneğinden gelen insanlara kapatıyorsa,ülkücü bir bakış açısı ile geliştirdiği plan ve projelerle,kendi ürettiği argümanlar ve kendi söylemiyle ,siyaset yapmıyorsa ,MHP 'de her anlamda ciddi bir sıkıntı var demektir.

Lafı eğip bükmeye gerek yok ,hareketin kadro yetiştirme mekanizmaları tamamen köreltildiği gibi ,yetiştirdiği kadroları dışlayıp ,dağıtan bir ''kliğin'' elinde hareket,etkisizleştirilmiş,güç noktaları zaafa uğratılarak erime ve yok olma sürecine sokulmuştur.

Hareket fikir üreten,bu fikre uygun eylem üreten,okuyan ,tartışan aynı zamanda dinamik,atılgan özelliklerini yitirmiş,sıradanlaşmıştır.Organize olabilme ,birlikte hareket edebilme kabiliyetini yitirmiştir.

Bütün bu yoklar ve yok edilenler ,siyasi alandaki konjonktürel gelişmelere siyasi rüzgarların yön değiştirmesine bağlı oy artışı veya düşüşü ile ölçülebilecek ,değerlendirilebilecek olgular değildir.Bunlar hareketimizin kendi amaçları doğrultusunda var olabilmesi,başarılı olabilmesi ile ilgilidir.

Milletin en az %80 inin ruh ve akıl dünyası ile barışık ,beklentilerine cevap sunma potansiyeline sahip bir düşüncenin,hareketin , konjonktürel dalgalanmalardan medet umar hale düşürülmesi ,bu hareketin samimi her mensubunun utanç duyması gereken bir acz'dir.

Siyasi hayatta oy bir değerdir,önemlidir,ideolojik hayatta ondan daha önemli olan fikir gücüdür ,düşüncenin kapsayıcılığıdır ,kadroların samimiyet ve yetenekleridir,millete öncü olabilme potansiyelidir.Kalıcı olan da budur,göz ardı edilerek gözlerden kaçırılmaya çalışılan,sığlaştırılarak manüplasyonlara açık hale getirilmeye çalışılan gerçekliğimiz,üzücüdür.

Tarihin önemli kırılma anlarından birinin yaşandığı günümüzde ülkücü hareket ;etkisizleştirilen ,hiç bir projesi gündemde olmayan ,konuşulup ,tartışılmayan,ülkücü görünümlü sıradan bir sağ parti dışında ,ciddi hiç bir organizasyonu olmayan ,hiçbir alanda mensuplarını organize edip,etkili kılma gayreti bile olmayan ,iç dış güç odaklarının uygulamaya koyduğu plan ve projelerde tepkisi dahi merak edilmeyen iğdiş edilmiş bir harekete dönüştürülmüştür.

Türk milletinin hassas olduğu vatan ,millet, bayrak,kur'an ,birlik gibi kültürümüzün dokununca tepki veren sivri noktalarında ülkücüler daha hassas ve şuurlu olmak zorundadır ve öyledirler.Ancak fikir ve düşünce kısırlaşınca,bu konulardaki hassasiyetler,olumlu bir siyasete dönüştürülmeyince,hassasiyetler tepkisellikten ibaret kaldıkça,bu alan provokasyonlara,yönlendirmelere açık bir alan haline gelme potansiyeline sahiptir,çağımızın güçlerinin uzmanlık alanı da maalesef insaniyet değil,böyle alanları yıkıcılıkta kullanmaktır..

Ülkücü siyaset ,hamasetle,sıradan insanların tabii refleksleriyle yapılabilecek basitlikte değildir, onun temel kodları Türkeş gibi bir irade ve dava adamı ,kurmay kafası önderliğinde belirlenmiştir.Reflekslerle devlet yaşatılamaz ,medeniyetler kurulamaz..Hassasiyetlerin tahrikiyle alınabilecek ,birkaç fazla oyla da vatan kurtarılamaz!!

Vatan kurtarmayı bir kenara koyup,MHP'nin başındaki ne idiğü belirsiz klik'ten MHP 'yi kurtarmaya odaklanmanın ,bizim için hayat- memat meselesi haline geldiğinin farkına varmamız için bu kliğin daha ne yapması gerekiyor? Allah var, Bahçeli ve kliği bunun için ellerinden gelini yaptılar!!!

Ülkücüler ölüm uykusuna yatmış bir görüntü çizmektedir.MHP kendi ürettiği fikirle,ürettiği kadro ile ,kendi ürettiği siyasetle ,plan ve projelerle siyaset yapmamaktadır.Fikirden ,ideolojisinden ,kadrosundan kopmuş, tutarsız,kimliksiz,kişiliksiz bir yığın partisine dönüşmüş, teşkilatlar ülkücü öğütme mekanizmasına çevrilmiştir ve ülkücüler tepkisizdir,tepkisizliğe alıştırılmıştır.

Anti demokratik ,tepeden kontrolü esas alan bir siyasi parti kanununun imkanlarını sonuna kadar kullanarak,kendi mensuplarını etkisizleştiren ,yapının dışına iten ,içeride kalmayı başaranı anti-ülkücü bir yönetim anlayışına,anti ülkücü siyaset anlayışlarına biat etmek zorunda bırakan ve buna rağmen kilit noktalardan uzak tutan bir anlayıştan 7 Haziranda muzafferiyet beklentisi beni aşar !!Çillerin iki anahtar havucu dahi daha gerçekçi idi!!!

Derlenip toparlanacak ,yeniden kendi dinamiklerini çalıştırmaya başlayacak ,siyasi çizgisini kendi değerleri ve hedefleri noktasında netleştirecek,kadrosunu eğitip ,disipline edecek,teşkilatlarını ve yan kuruluşlarını yeniden ve ciddi biçimde organize edecek ,gençlikle,her meslek grubuyla, sanat ,düşünce dünyası ile,üniversiteler ve sivil toplumla,her şeyden önemlisi kendi kanaat önderleriyle ciddi bir iletişim kuracak ,yaşayan ,dinamik, idealist bir yapı kurması halinde ki bu, en az birkaç senelik ciddi bir seferberlik gerektirir, ülkücü hareket mevcut iktidarında ,çökmüş sisteminde yegane alternatifidir..

Ancak hareketin buna niyetli bir karargahı yoktur.Bilakis karargah işgal altındadır. Bu işgal kırılıp karargah oluşturulmadan ve gerçek bir iktidar yürüyüşü organize edilmeden,seçimlerde MHP'nin aldığı oy'un veya seçimi kimin kazandığının esasen bizim için de ülke içinde tali bir öneme sahip olduğunu,kendimizi kandırmaktan vazgeçmemiz gerektiğini,gerçeklerle yüzleşerek çözüm bulmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum.

Ülkücülerin birinci meselesi seçimler değil,kendi karargahındaki ''yabancı güç''ün işgalini kırmaktır! Yeniden kendisi olabilmektir..Kendi evimizi organize etmeyi becerecek cehdi gösteremez,bu silkinişi gerçekleştiremez isek, bizim için yarın yoktur..

Allah yardımcımız olsun...

Baki selamlar....

YORUM EKLE