SEÇİM SONUÇLARI SEÇİMİ NASIL OKUMALIYIZ? (2)

Siyasi partilerin seçim süreçlerini seçim zamanlarıyla sınırlarsanız, neticeyi de sınırlamış olursunuz.

 Türkiye’nin geneline  bakmadan, seçimin rakamsal değerlendirmelerini yapmadan önce siyasi partilerin lokomotif ili olan İstanbul’daki yaşanan sürece bir göz atalım.

MHP İstanbul kongresi aslında 30 Mart seçimlerinin sonucunu vermiştir. Hem kongre sürecinde yaşananlar hem de kongrenin sonucu MHP’nin o günlerde nasıl bir sarmala ve girdaba girdiğinin göstergesiydi. Kongre süreci başladığında yarışın 3 aday arasında geçeceği aşikârdı. Adayların kimlikleri açısından baktığımız zaman aslında  süreç büyük avantaja dönebilirdi.

İstanbul genel merkez tarafından atanan il başkanıyla beraber kongreye Başbuğ Türkeş’in iki gözdesi katılıyordu. Eski ülkü ocakları İstanbul il başkanlığını uzun dönem yapmış olan 80 sonrası hareketin toparlanmasında büyük emekleri bulunan Erdem Karakoç, Türkeş sonrası ilk defa temsil noktasında İstanbul’a talip oluyordu. Erdem Karakoç’un muhalif duruşuna rağmen, İstanbul’un geleneksel, özellikle ocak kökenli kadroları toparlayacağı aşikârdı.

Kesintisiz insanüstü gayreti, yılmayan sabırlı mizacı dışarıda içerde emek sarf eden kadrolar üzerindeki emeği İstanbul’u harekete geçirmek için önemli faktördü.

Türkiye genelindeki çalışmaları takdire şayandı. Hiç bitmeyen enerjisi İstanbul için ayrıca şanstı. Şansızlığı genel merkezde sadece kongreye odaklanmış dar kafalı kadroları İstanbul’da siyaset yapan çapsız insan tipleriydi.

Peki, ne oldu?

İşin içine Celal Adan’ın İstanbul’un tek belirleyicisi ben olmalıyım egosu ayrıca Erdem Karakoç’un Ankara’yı dengelemeliyim hesapları da katılınca kongreyi kaybetti.

Bir diğer aday Azmi Karamahmutoğlu’ydu. Başbuğ Türkeş’in atadığı son ülkü ocakları genel başkanıydı.

Olaylı genel merkez sonrası ilk defa yetiştirdiği İstanbul’a talip oluyordu.

En iyi liste onundu. Temiz yüzü dünyayı anlamış, hali gençlere umut veren duruşu geleneksel kitlenin dışında diğer kesimlere partiyi açabilme potansiyeli bırakın yüzde 5-10 seçim sonuçlarını, partiyi 30 Mart seçimlerinde başa güreşir hale getirebildi.

Sıkıntı Ankara’nın psikolojisinin bu duruma asla hazırlıklı olmamasıdır. Başa güreşen İstanbul ve İstanbul kadroları İstanbul’u Ankara’nın önüne geçirir ve huzursuzluk doğururdu. Böyle düşünüyorlardı.

Hemen iki ayrı aday çıkararak Erdem Karakoç’a ve Azmi Karamahmutoğlu’na giderek oyları böldüler.

Tabi bu süreçte geçimleri siyasetten başka bir şey olmayan kadroları ve ömürleri boyunca MHP dışında siyaset yapan süreçte MHP’ye tutunmaya çalışan siyasi fahişeleri de unutmamak gerekir.

Ayrıca, genel başkanın yanlış yönlendirilmesi genel başkanın bu tezgâhları sezememesinde ayrı bir hendikap.

MHP bu önemli virajı ıskaladıktan sonraki süreçte aday belirlemeden başta il teşkilatının sahaya inememesi ve ilçe teşkilatlarını da bloke etmesine kadar ki tüm zaman bu sonucu doğurmuştur.

MHP’nin bu seçimlerdeki en büyük şansı her şeye rağmen inatla geçmiş mücadelelerini yarınlara taşıyacak iddiasındaki idealist kadrolara sahip olmasıdır.

Devam edeceğiz…

YORUM EKLE