Sayın Devlet Bahçeli'nin Vebali

MHP’nin milletvekili adayları ve sıralaması henüz bilinmiyor.
Ve ülkemiz üzerine karabasan gibi çöken kara bulutlardan kurtulmak isteyen milletimiz MHP oylarını patlatmaya hazır.
Adaylar henüz belli değilken MHP’nin oylarının yükselmesi iki şeyin işaretidir.
Birincisi ülkücüler bir ve beraber olmak partilerine sahip çıkmak için büyük bir heyecan içinde.
İkincisi ise bu heyecanın sinerjisini fark eden milletimizin MHP’ye yönelme eğilimi.
 
Dolayısıyla bu yükselişin sebebinin odağındaki en önemli belirleyici unsur da “ülkücüler”in bizzat kendilerinin varlığıdır.
 
Bugüne kadar AKP’nin çekim alanındaki Selamet ve Refah geleneğinden gelen çekirdeğinden olmayan bu çekirdeğin etrafındaki ikinci, üçüncü halkadaki muhafazakâr, mütedeyyin ve milli duyguları öncelikli vatandaşlarımızda çözülmeler başlamış durumda.
 
MHP’nin önünde propaganda gücü itibarıyla siyasi bir rakip ve ciddi bir engel görülmemekte.
AKP ilk defa bu seçim, kendisini savunma mecburiyetinde kalacak ve üzerindeki ahlaki yaraların kanamaları ile uğraşacak.
 
MHP’nin listeleri belli değilken yükselişe geçmiş olması Sayın Bahçeli’nin elini oldukça güçlendirmiş bulundurmaktadır.
 
Milletvekili listelerini yaparken milletimizin teveccühünün merkezinde olan “ülkücülere” ve “ülkücü kimliğe” güven ve ihtiyacı elbette dikkate alacaktır ve almalıdır.
 
Ülkücü hareketin kırk beş yıllık tarihinde hepimizin yakından tanıdığı lekesiz, tertemiz ve cesur mücadeleleri ile ateş çemberinden geçmiş, bulundukları şehirlerde “ülkücü ağabeyler” olarak saygı görmüş birçok “gazimiz” MHP milletvekilliği için adaylık müracaatında bulunmuştur.
Hiçbir partinin kendi fikriyatını ve ilkelerini kahramanca verdiği mücadele ile gençliğinden beri şahsında taşıyan MHP’nin sahip olduğu kadar bir kadroya sahip olmadığı açık bir gerçek olarak önümüzdedir. Merak eden bir araştırmacı her partinin aday adaylarını o partinin mazisi ve kimliği ile karşılaştırsın. Bu tespitimizin gerçek olduğunu görecektir.
 
Ayrıca bu gazi ülküdaşlarımızın müracaatının olduğu illerin MHP’nin en fazla yükselişe geçtiği iller olduğu gözden kaçmamalıdır ve bu durum bir tesadüf de değildir.
 
Bilindiği gibi 1999 seçimlerinde de “ülkücülerin” birliğinin doğurduğu heyecana milletimizde duyarsız kalmamış ve MHP’yi sağın birinci partisi yapmıştı.
 
Hepimizin yakından bildiği gibi Türkiye’nin önündeki gündem, milletimizin varlığını ve bütünlüğünü tehdit eden çok riskli ve zorluklarla dolu meselelere gebedir.
TBMM’de ülkücülerin varlığına olan ihtiyaç her zamankinden daha büyük ve elzemdir.

TBMM’de tecrübeli; çilenin pişirdiği yiğitlikleri gazilikleri ile tescilli, kaya gibi sağlam iradeli, milletimizin ve ülkücülerin yüzde yüz güvenine sahip ülkücü bir grubun varlığına her zamankinden daha büyük ihtiyaç vardır.
Partiyi terk etmeyecek ve başka partilere satılmayacak MHP seçmenini ve ülkücüleri sükût-u hayale uğratmayacak ülkücüler listelerde kesinlikle yer almalıdır.
 
7 Haziran seçimlerinde bu altın fırsat yakalanmış durumdadır.
 
Seçim sonrasında yeni Anayasa tartışmalarında MHP’li tek bir vekilinin saf değiştirmesinin ve başka partilerle iş birliği yapmasının vebalini kimse üstlenemez.
 
MHP’nin ne ithal adaylara ne de cemaat şaibeli Truva atlarına hiç mi hiç ihtiyacı yoktur.
Soldan, sağdan önceki yıllarda Mecliste bulunmuş başka partilerin enkazlarına ve artıklarına dönüp bakması ve onları siyaset çöplüğünden çıkarıp yeniden vekil yapmayı düşünmesi bile insanın yüreğini daraltmaya yetiyor.
 
Çelik gibi iradeleri ile dimdik, karakter abidesi şahsiyetleri ile Mecliste, kemiyetlerinin çok ötesinde keyfiyetleri ile her türlü gaflet ve ihanete varlıkları ile dur diyecek ülküdaşlarımızın göz ardı edilerek yerlerine ülkücülerin birliğini dağıtacak ve milletimizdeki teveccühün önünü kesecek ve MHP’yi savunmaya itecek adayların tercih edilmesi tam bir çöküş ve felaket olur.
 
Ve bunun sorumluluğu da yazımın başlığında ifade ettiğim gibi öncelikli olarak Sayın Bahçeli’ye ve sonrasında bu duruma sesiz kalıp kendi koltuklarını düşünecek olan MHP’nin mevcut yöneticilerine ve milletvekillerine ait olacaktır.
 
Çünkü hemen her ülkücü ve herkes biliyor ki Sayın Bahçeli kimi isterse seçilecek yerden listeye koyacaktır. Listelerin oluşumunda parti içinde başka hiçbir gücün olmadığını hepimiz biliyoruz.
Milletimizin teveccühünün ve tercihinin MHP‘ye yönelmesi MHP‘nin ülkücü ve Türk milliyetçisi kimliğinden kaynaklanmaktadır. Çünkü milletimiz yakinen bilmektedir ki MHP ülkücülerin partisidir. Bu bilinen gerçek üzerine listeler belli değilken MHP’nin yükselişi ancak milletimizin ülkücüleri artık Mecliste görmek arzusu ile açıklanabilir.
 
Milletimizin bu arzusuna ve beklentisine karşı onun önceden tanıdığı ve Meclis dışına attığı eskileri onun önüne yeniden koymak ya da sahte deliller, şantajlarla, iftira ve yalanlarla insanların şeref ve haysiyetlerine saldırıp hürriyetlerini gasp eden; memur adaylarının ve gencecik talebelerin okuma haklarını ellerinden alan “kul hakkı yiyicisi yamyamların” yandaş ve mensuplarına listelerde yer vermek kesinlikle izahı zor ihanete eş değer bir gaflet olur.
 
AKP, sosyal, siyasal ve ahlâkî çatlak ve depremler ile uğraşırken milletimizin tek ve en büyük umudu Ülkücülerin birliği ve bütünlüğünün ortaya çıkaracağı MHP’nin büyük gücüne olan güvendir.
Milletimizin ve ülkücülerin umudu bu büyük gücün 7 Haziran seçimlerinde ülkemizin kaderine el koymasının önündeki en önemli ve tek gerçek engel ancak liste yanlışları ve bu yüzden doğacak kırgınlıklar ve hayal kırıklıklarıdır.
Bunun dışındaki her engeli birliğimizin ve kararlılığımızın ortaya çıkaracağı güçle ezer geçeriz.
Nasıl ki okyanus ötesinden pis ve iğrenç kaset fırtınasının tuzağını, inadına hep birlikte göğsümüzü gererek bozduysak muhtemel tezgâh ve zorlukları da aşar geçeriz.
 
Fakat sebebi kendinden menkul, izahı çok zor ve milletimizde karşılığı olmadığı ve oy getireceği iddiadan öteye geçmeyen kişilerin, MHP listesinde, her ilimizde yeterli ve yetkin ülkücü adayımız varken, yer alması “liderin bir bildiği vardır“ savunması ile izah edilemez ve kabullenilemez.
 
Ülkücüler artık, bir oyunun parçası olmayıp bizzat oyunun kurucusu ve asli unsuru olmak istiyor.
Ülkücüler artık, “vasat akıllı derin devletin” günü kurtaran planlarının gerekli olduğunda yancısı ve parlamentoda eksik tamamlayan destekçisi konumundan bıktılar.
 
Ülkücüler, artık “paylaşılma” hesapları yapılan Türkiye’den “paylaşma” hesapları için masaya oturan Türkiye olmanın zamanının geldiğine inanıyorlar.
 
Ülkücüler artık, sıra milletvekili seçimine ve aday sıralamasına gelindiğinde seçilecek yerlerde kendilerinin yerine tercih edilen “bizim bağın koruğu olmayan” kişilerin hangi özelliklerinin kendilerinden fazla olduğunu düşünmekten bıktılar.
 
Ülkücüler "merkez" tanımlarından ve yapay sosyolojik kuramlardan bihaber uçuk ve kaçık sosyal medya malzemesi olan kliplerden sadece bıkmadılar artık utanır oldular.
 
Eğer Türk milletine bir merkez aranıyorsa bu “merkez” ülkücülerin durduğu noktadır. Milletimiz 45 yıldır doğruluğu kesin olan fikir ve ideallerinin odağında siyasi konumunu belirlemiş olan MHP’nin merkezine davet edilmelidir. Kendisi tek başına asıl merkezdir ve bunun dışında izahına çalışılan ve zorlanan merkez arayışları olsa olsa gerçek merkezden kaçırılan asimetrik merkezler olup yanlış yörüngelerin izlenmesine sebep olur.
 
Alın MHP’nin aday adayı listelerini ve il il Meclis’te görmek istediğiniz cesur yüreklerden oluşan listesini kendiniz yapın ve sonra 8 Nisan’da ilan edilecek olan listeyle karşılaştırın.
Listenizin açıklanan listeyle örtüşme oranı MHP’nin oy oranı ile doğru orantılı olacaktır göreceksiniz.
 
Benim listem hazır.
Sizinki hazır mı?
 
Hakkı Şafak SES

YORUM EKLE