Sana Rağmen Ayaktayız

Türkiye bir konuşma dinledi baştan sona tehdit, hezeyan, vehim ve paranoya dolu. Konuşmayı dinleyenler konuşmacıyı tanımasalar, bilmeseler sanarlar ki dünya işini gücünü bırakmışta bu hastalıklı zihniyetle uğraşıyor.
Ne diyelim Allah hasta ruhlara, hastalıklı zihniyete şifa versin.
Seneler önce Ramiz Ongun’un “Resmen zihniyet travmasına uğramış! Hasta! Tedaviye resmen muhtaç bir zihniyet!” teşhisinin ne kadar haklı ve isabetli olduğunu bir daha gördük...
O, yerinde teşhis için demediğini bırakmayan, bühtanda bulunanlar ancak aradan geçen onca zamandan, onca yıkımdan sonra, yer ayaklarının altından kayınca yaşanan felaketi fark edebildi. Ve umarım gerçekten fark etmişlerdir. Bundan sonraki süreçte nefislerinin emrine girmeden, vicdanlarını gölgelemeden, doğru yerde, doğru bir duruş gösterip gösteremediklerinden anlayacağız ne kadar fark ettiklerini, ne kadar uyandıklarını, deyip tehdit, vehim, hezeyan, paranoyadan ibaret konuşmanın bazı pasajlarına bakalım.

Yıkılmamış, ayaktaymış.
Doğru! Sana rağmen ayaktayız. Hem de beş milyon altı yüz doksan dört bin kişiyiz.
Yıkılmadın ayaktasın da yıkmadığın, yıkılmadık ne bıraktın?

Dosta, düşmana karşı bozkurtça dikilmek ha. Düşmana bozkurtça dikilmek bizim karakterimiz, onu en iyi biz biliriz de, şu dosta bozkurtça dikilmekte ne oluyor dersiniz? Bozkurdu, bozkurda kırdıracak sinsi planın ipucundan başka ne olabilir ki?
Yirmi senedir ancak erbabının anlayabileceği malum yerlere verilen rapor formatlı, ancak kripto ile çözülebilecek bilmece söylemleri çözmekten yoruldu millet. Gene bilmecelerinle yorma da söyle bakalım senden ve emrinde olduklarından başka kimmiş bu engelleyenler? Söyle de cümle âlem bilsin, gardımızı ona göre alalım. Ya geniş hayal dünyanda hayal, halüsinasyon görüyorsun, yada milleti birbirine düşman etmek için yeni oyun peşindesin, yoksa şizofrenin dışa vurduğu bir evreden mi geçiyorsun demek zorunda bırakma.
Ülkücülükten geçinen görevi baş sallayıp, alkışlamakla, sıkça da Sayın Dr. Diye başlayarak ismini zikretmekle sınırlı, şahsiyet buhranı yaşayan uzaylı avenelerini saymazsak bunlara milletin inanacağını mı sanıyorsun? Allah da biliyor, kullarda biliyor ki senden ve emir verenlerinden başka engelleyen yok. Üstüne basa basa söylüyorum: tek engel avenelerin ve sensin.
Abide olmasalardı da kale gibi seksen tane olsalardı sakıncası mı vardı? Seksen tane çok mu geliyordu, ya da seksen alerji mi yapmıştı ki kırka inmesi için yapmadığın manevra kalmadı?
Aslında sana göre kırkta fazla. Otuz üç olsa Karagümrük’lü özentisi resmindeki tespih gibi cebinde taşırdın. Hem de kutsiyeti olur; otuz üç “abide şahsiyet” diye tafralanmak, cakalanmak bir başka olurdu zahir.
İktidardan kaçıp ana muhalefet olacağım derken Şovenist bölücülerin de gerisinde kalmaktan, onların koltuklarında oturmaktan oldukça mutlu olmalısın şimdi. Arlanmak için size yetmiyor olabilir ama bize ağır geliyor. İşgali sonlandırmak için başka sebep aramayın, bu on kere yeterde artar.

Cevaplaman gereken o kadar çok soru var ki, bu sorulrı cevaplamak zorundasın.

Hele de şu horlanan, aşağılanmak istenen Güney Azerbaycan’daki soydaşlarımızın yanında olmana bittim doğrusu. Berhudar ol. İyide hangi eyleminle, hangi söyleminle Fars şovenizmini protesto ettin? Türkün ağzına tuvalet fırçası sokan İslam istismarcısı acem emperyalizmine protesto mitingimi yaptın, yapanların yanına mı uğradın, yoksa GAMOH u ağzına mı aldın? Çöhreganlının Türkiye’ye girişine yasak koyanlara bir cümlemi ettin, atmayı çok sevdiğin twitlerinden mi attın? Beyanat mı verdin de biz görmedik, duymadık? Kimse görmediğine, duymadığına göre rüya gördün galiba.
Dürüstlük erdemdir, dürüst ol dürüst. Türkün kanı akarken hiçbir zaman acı duymadın, kılını bile kıpırdatmadın.

Ya yavuz hırsız misali üste çıkmak için kendinden başka herkesi suçlayan şu ‘Sonuç ve gerekçeler ne olursa olsun kendimizi anlatmakta zorlandığımız bir kitlenin varlığı' Cümlesine ne demeli?
TEM yolunda ters yola girmiş gerçek bir Temel fıkrası sanki.
Seçmen suçlu, üye suçlu, müşahit suçlu, teşkilat suçlu, bir tek sen ak sütten çıkmış ak kaşıksın.
Sana göre anlama problemi olan o kitle (seçmen) diğerlerini anlıyor, ama nedense bir tek seni anlamıyor.
İyide aynaya bir bak ve sor kendine anlaşılır ne söyledin ki?

Teslim olmayan milli ruh derken ne kastettiğin anlaşılmadı, ama ülkücüleri kastediyorsan günaydın! İpe gittiler, kurşunlandılar, gurbette vatan hasretiyle yandılar, C5 leri doldurdular, parmaklıklar arkasında ömür çürüttüler ama onlar hiç teslim olmadılar ki. Hele hiç rapo yazmadılar. Belki kendilerinden sandıkları sana aldandılar, aldatıldılar ama hiç teslim olmadılar ve bilinsin ki teslim olmadıklarını teslim alıncaya kadar da bu mücadele bitmeyecek. Fakat kapalı kapılar ardında, otel lobilerinde, gizemli telefonların ardından ortaya konan teslimiyet politikalarından kimin teslim olduğu da biliyorlar.
Önüne gelene kara çalmaktan yorulmadın.
Haksızlık karşısında susmayanlara iftiralar, tehditler savurmanın bitmişlik olduğunu, hırsının vicdanını nasıl esir aldığını, bitiş noktasına geldiğini, senelerdir toz kondurmadan savunan Psikiyatri doktoru yazarınız bile yazmak zorunda kaldı.

Bırak millete kara çalmayı da sarayla görüştün mü görüşmedin mi? Görüştüysen ne görüştün? Görüşmediysen saraya giderken senin en mutemet adamını yanında götüren Tuğrul’a neden cevap vermiyorsun? Yoksa veremiyor musun? Ülkücülerin Tuğrul’un bildiklerini gazetelerden değil senden öğrenmek hakkı var. Söyle de Aktrol kimmiş, aktrollük neymiş ortaya çıksın.
Yok, öyle mikrofondan yağıp gürlemek.

Yazanların, konuşanların sosyal medya hesaplarını takibe alarak susturup sindireceğini sanma. Takibe aldığın hesaplarım, evim yurdum meydanda. Kimseyle kapalı kapılar ardında fırıldak çevirmedim, çevirenlerden de ne korkum nede endişem var. Geçmişte yaptırdığın düşmanlıkları bilenler biliyor, zorlamanın, şahsileştirmenin kimseye faydası olmaz. Doğru bildiğimizi hak namına son nefesimize kadar söylemek hakka inancımızın gereği, hiçbir şart ve ahval de bundan vazgeçmedik, hak yerini bulana kadar da vazgeçmeyiz.

YORUM EKLE