Hidrosefali hastalığı belirtileri ve tedavi yöntemleri

Halk arasında, beyinde su toplaması olarak bilinen, bebeklerde ve çocuklarda görülen hidrosefali hastalığının belirtileri ve tedavisine ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alev Güner, “Tedavide esas prensip; olayı başlatan nedeni durdurmak ve yüksek basıncı düşürmek için tıbbi ya da cerrahi uygulamalardan mutlaka yararlanılmasıdır” dedi.

Hidrosefali hastalığı belirtileri ve tedavi yöntemleri

Halk arasında, beyinde su toplaması olarak bilinen, bebeklerde ve çocuklarda görülen hidrosefali hastalığının belirtileri ve tedavisine ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alev Güner, “Tedavide esas prensip; olayı başlatan nedeni durdurmak ve yüksek basıncı düşürmek için tıbbi ya da cerrahi uygulamalardan mutlaka yararlanılmasıdır” dedi.

Beyin dokusu içindeki özel yapılardan üretilip beyin dokusunu çevreleyen yapılardan emilerek toplardamar sistemine aktarılan beyin-omurilik sıvısının hacim ve basınç olarak artışını belirten bir tıbbi terim olan hidrosefali hastalığı ile ilgili Beykent Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Alev Güner nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirmelerde bulundu.

Dr. Öğr. Üyesi Alev Güner aynı zamanda, “Doğumsal ve edinsel olarak gelişebilir. Tıkayıcı ve ilişkili diye adlandırılan iki ana tipi vardır” dedi.

Dr. Güner, hidrosefali hastalığının muayenesinin basınç ve hacim artışı ile üç şekilde gelişebildiğini ifade etti:

Yapımı arttıran değişiklik (Koroid pleksus papillomu gibi)

Beyin - Omurilik Sıvısı dolanım yollarında olan engel (Doğumsal ve edinsel olabilir. Geçirilen enfeksiyon veya tümöral gelişim ile sıvı akışının engellenmesi söz konusudur.)

Beyin - Omurilik Sıvısının emilimini engelleyen durum (Geçirilmiş Merkez Sinir Sistemi enfeksiyonu ya da Subaraknoid kanamaya neden olacak damarsal bozukluk söz konusudur.)

Uzman Dr. Alev Güner, doğum öncesi anne karnında başlayan ve orta hat gelişim anomalileri ile birlikte olabilen hidrosefali hastalığının, kafa kemikleri henüz kapanmadığı için baş çevresinin büyümesine neden olabileceğini belirterek, “Bu durum gebelik takibi sırasında ultrason ile kolaylıkla tespit edilir. Doğum sonrasında kafa kemikleri tam birleşmeden önce geçirilen enfeksiyon, kanama ya da Beyin - Omurilik Sıvısı dolanım yollarına baskı yapan tümöral gelişmeler hidrosefaliye neden olarak başın büyümesine yol açabilir. Bu durum gözlem ile ya da baş çevresi ölçülerek tespit edilebilir” ifadelerini kullandı.

Bu belirtilere dikkat

Çocuklarda gözle görülebilen diğer değişikliklerin, gözlerin içe kayması ya da devamlı aşağıya doğru bakışın "batan güneş görünümü" olarak adlandırıldığını ve kolayca fark edildiğini belirten Güner, “Baş ağrısı nedeniyle konuşma öncesi dönemde çocuklar devamlı ellerini başlarına doğru götürürler. Bu süreçte kusma olabilir. Bu kusmalar genelde sık ve fışkırır tarzda olup beslenme ile doğrudan ilişkili değildir. Bu durumlarda ultrason ile beyin boşluklarının genişliği kolayca saptanabilir. Kafa kemikleri kapandıktan sonra kafa içi basınç artışı baş çevresi büyümesine yol açmayacağı için baş ağrısı, kusma ve gözlerdeki kayma daha belirgindir. Beyin omurilik sıvısı basıncının artması, beyin dokusunun gelişimini engelleyerek çeşitli değişikliklere neden olur” şeklinde ifade etti.

Dr. Güner sözlerine şöyle devam etti; “Erişkinlik döneminde ise nedenler hemen hemen aynıdır. Beyin-Omurilik Sıvısı akışını engelleyen darlıklar anatomik boşlukların olduğu yapılar ile ilgilidir. Tanı yöntemi bilgisayarlı beyin tomografisi ve manyetik rezonans görüntülemedir. Tedavide esas prensip ise olayı başlatan nedeni durdurmak ve yüksek basıncı düşürmek için tıbbi ya da cerrahi uygulamalardan yararlanmaktır. Beyin-Omurilik sıvı yapımını azaltan ilaçlar sınırlı durumlarda yararlı olabilir. Cerrahi tedavide, yapımı ve basıncı artan sıvıyı vücudun başka bir bölümüne aktaracak bir ileti sistem (Shunt uygulaması) ile sağlamak ya da yüksek basınçlı sıvıyı, anatomik yolları cerrahi olarak birleştirerek beyinin basıncı düşük olan iletim sistemine bağlamak ana prensiptir.”
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER