Sağır Kulaklara Küpe...

Önümüzdeki günlerde MHP Genel kurulu var,ancak MHP'de bir hayatiyet belirtisi yok,beklenmiyor da.Biz yine de düşüncelerimizi paylaşalım. Tarihe not düşmek adına da olsa.

MHP'nin problemi Bahçelidir.Daha doğru bir söylemle Bahçeli ve onun temsil ettiği zihniyettir.MHP'nin bu zihniyetten temizlenmesi bunun içinde ilk olarak Bahçeli'nin tasfiyesi gerekir.

Geldiğimiz noktada tek problem olmasa da çözülmesi gereken ilk problemdir Bahçeli.28 Şubatın MHP'deki silinemeyen izi, AKP'nin tek başına iktidarının da,parelel yapının başarısının da anahtarıdır Bahçeli..Maalesef MHP'nin uyguladığı politikalar siyaset alanında AKP'yi,kadrolaşmada,güç noktalarında Fethullahçıları rekabetsiz bırakmıştır.

70'li yıllardan itibaren Türkiye üzerinde hesap yapan bütün güçlerin hamlelerine cevap oluşturan,önünü tıkayan,Türkiye siyasetinde aklı selimi temsil eden ve iradesi ile bütün hesapları alt üst eden ülkücülerin etkisizleştirilmesinin adıdır Bahçeli..

Sistemin Türkeş'ten intikamının,12 Eylülde başarılamayan ülkücülerin tasfiyesinin ,hayata geçirilişinin adıdır Bahçeli..

Siyasi kamplaşmanın panzehiri olacak MHP'nin devre dışı bırakılmasının Türk siyasetinin ''iki ucu boklu değnek'' haline getirilmesinin,kilit ismi olmazsa olmazıdır , Bahçeli...

Peki MHP'nin tek problemimidir Bahçeli? Şüphesiz hayır.Esasen Bahçeli'yi var eden zafiyet ve onun bünyede barınmasına imkan veren zihniyet,MHP'nin gerçek problemidir.Ve maalesef bu zihniyet ,hesapta yapı içinde Bahçeli'ye muhalif geçinen sahte muhalefetinde zihniyetidir. MHP içinde söz sahibi olması gereken ülkücü zihniyet ,MHP'de etkisizleştirilmiş,dışına itilmiştir.MHP'de barınabilen ülkücüler gerçek zihniyetlerini arka plana itebilen ,bir biçimde takiyye yaparak ''resmi söylem''e uyum gösterebilenlerdir.

Koray gibi Bahçeli'nin yol arkadaşları ,Bahçeli'yi var eden güçlerin yedekte tuttuğu,yıpranma süresi sonunda Bahçeli'nin boşluğunu! doldurmaya hazır, gerçek muhalefetin oluşmasını engelleyen,izinli muhalefet ! pozisyonunda bekletilmektedir.

Al Koray'ı sapla Bahçeli'ye ,şahsiyet olarak farklı,zihniyet olarak ikiz kardeştirler.Aynı yolun yolcusu aynı baba'nın çocuklarıdırlar.

MHP'ye ruh verecek gerçek muhalefet,ya ihanetle damgalanarak MHP dışına itilmeye çalışılmaktadır,yada suskunluğa mahkum edilmektedir.

MHP'de gerçek bir kan değişimine ihtiyaç vardır ve bu değişim hiç de kolay değildir.17 yıldır uygulanan teşkilat içi despotizmin yarattığı tahribat büyüktür.Yapının hafızası olan isimler şaibeli hale getirilmiş, karalanmış,yahut unutturulmuş,bir kısmı siyaseten hataya sürüklenmiş, bir kısmı küstürülmüş veya etkisizleştirilmiştir.Yapı içindekiler de itibarlarını,güvenilirliklerini yitirmişlerdir.İnsan unsuruna son derece büyük önem atfeden bir hareketin içten kıyımı olarak niteleyebileceğimiz böylesine acı bir tablonun altından nasıl kalkılabilineceği en önemli problemimizdir.

28 şubat ortamında tasfiye olan klasik sağ partilerdeki kadroların boşa çıkması,siyasette oluşan büyük boşluk,Türkeş'in rahmete kavuşmasıyla oluşan arayışların ,bir araya gelme ,bütünleşme arzularının tetiklemesiyle oluşan büyük sinerji ,MHP yönetimince ustaca savuşturularak,hareketin tabii potansiyelinin bir çığ'a dönüşmesinin, Türkiye'nin kaderine hükmetmesinin önü kesilmiştir.Hareketin birliği ve bütünlüğü,bizzat mevcut yönetimce sabote edilmiş,sürekli düşman saldırısı altında olunduğu iddialarıyla, ülkücüler harekete düşman ilan edilmiş,yaratılan iç kargaşa ve düşmanlıklarla,enerjisi tüketilmiş,ümitler törpülenmiştir.

Bunlara 17 yıldır ihmal teşkilat içi eğitim ve öne çıkarılan siyasi ikbal ve nefsani başarı arzularını eklerseniz içinde bulunduğumuz açmazın boyutlarını kavrayabilirsiniz.

Peki ne yapmalıyız? sorusunun cevabı tekdir; her şeye rağmen ülkücülük yapmalıyız..İçinde bulunduğumuz gerçeklerin hiç birini ihmal etmeden, ancak akıl hesaplarıyla,teoriler ,çözümler oluşturmak yerine,en başta fert olarak yeniden kendimiz olmak zorundayız,ülkücü olmalıyız;dürüst,samimi beklentisiz,inancında kavi,hiç bir tabu'ya boğun eğmeyen her şeyi sorgulayan,mücadeleci kimliğimize yeniden kavuşmalıyız.Siyasi tavırlarımızı alışkanlıklarımız değil inançlarımız belirlemeli,yanlış çıkarımlarda da bulunsak aksine ikna edilmedikçe,inandığımız gibi davranabilmeliyiz. Bunun adı velev ki birilerince ihanet dahi olsa..

Ülkücüler bugün MHP dahil hiçbir yapının ''çantada keklik '' hizmetkarı değildir,olmamalılardır da..Sorumlulukları fikirlerine ve inançlarınadır, mensubiyetleri birbirlerinedir, hesap verecekleri merci önce Allah sonra samimi ülküdaşlarıdır.Danışacakları, ortak karar alacakları kişiler,yol arkadaşlarıdır. Hürriyetleri kadar sorumlulukları da mevcuttur,üzerlerindeki vebal her zamankinden fazladır,imtihanları büyüktür.

MHP'yi yeniden ülkücülerin siyasi organizasyonu haline getirmek görevleridir ancak mevcut haliyle teşkilat kararları denilebilecek şeylerin,ülkücüler için bir bağlayıcılığı olmadığı gibi,anlamı da yoktur ve gerçekte yok hükmündedir.
İnanmadığımız hiç bir politikanın ne uygulayıcısı ne de tasdik edicisi olma durumunda değiliz..Aslında zaten yaşanan fiili durumda bundan ibarettir. Burada üstünü kapalı geçtiğimiz bir noktaya hassaten bir açıklık getirmeliyiz. O da fert olarak bu durumun bize yüklediği sorumluluktur,ağır vebaldir.Mevcut durumu şahsi heves ve çıkarlarımız,siyasi ikbal ve heveslerimiz noktasında değerlendirmenin de ülkücülükle bir alakasının olmadığını ,şahsi çıkar için olan yol ayrımları ile bu tavrın bir alakasının olamayacağını, dostlarımıza dahi hesabını veremeyeceğimiz, içimize sinmeyen hiç bir iş ve fiilin ülkücülükle bir alakasının olamayacağını söylemeye bilmem lüzum var mı?

Gerek millet ve devlet hayatında ,gerekse Hakk indinde gerçek yerimizi belirleyecek bir imtihan sürecinden geçtiğimizin şuurunda olmak zorundayız .

Ülkücüler teşkilatlı bir grup olma özelliklerini kaybetmişlerdir.İnançlarının teşkilat kararı olup kendilerini bağlayıcı özellik taşıması lüksünü de kaybetmişlerdir.İş başa düşmüştür,başa düşen işin ilk merhalesi de yeniden inançlarına uygun bir teşkilat yapısı oluşturmaktır.Bu bir mecburiyettir, çünkü varlık sebepleri budur.

Devlet milletin en büyük organizasyonudur,devlet, ülkücü prensiplerin hakim olduğu bir organizasyona dönüşene dek,ülkücülerin devleti gerçek kimliğine yöneltecek bir organizasyona ihtiyaçları vardır.Maalesef bu özelliklerini yitiren MHP ve ülkücü teşkilatları,bir biçimde yeniden organize etmek ülkücülerin sorumluluğudur,olmaz sa olmazıdır...

Bu gün fert bazına indirgenmiş ülkücülüğün,yeniden teşkilat ve devlet bazına yükseltilmesi,şehit kanları ile yazılmış bir tarihin ,çile ,gözyaşı , fedakarlık ve feragatle ,kahramanlıklarla yoğrulmuş bir mazinin, ülkücülere yüklediği bir görevdir.

Hiç bir mazerete sığınmadan bu görevi başarmak zorundayız, vebali omuzlarımızdadır.Bunun günlük anlamı ile siyasetle ,ticaretle,güçle ,delege hesaplarıyla ,şunla bunla bir ilgisi yoktur.Ülkücüler için,asli görevlerine odaklanmaları,bütünleşmeleri,hedef tutup,güçlerini birleştirmeleri meselesidir...

Geçmişten bu güne bu harekete gönül vermiş olanların,güç vermiş olanların, bir biçimde organize olması durumunda oluşacak potansiyel önünde ,Türkiye'de hiç bir güç ve organizasyonun duramayacağının şuurunda olmak durumundayız.Hedefimiz bin bir biçimde ayrıştırılan bu gücü bir araya getirmek ve organize etmek olmalıdır.Nüanstaki ayrılıkları ,hedefte birleştirmek,küçük hesapları büyük hesap içinde eritmek veya onunla uyumlu hale getirmek,iddiamızla orantılı bir ölçeğe taşımak olmalıdır.

Geldiğimiz noktada kafalar iktidar beklentileri ile şartlandırılmış,fakat iktidarla gerçeğimiz arasında uçurumlar var.Potansiyeli olmakla,organize olmak arasındaki dağlar, unutturulmuş..Hedefle alakasız, ona zıt politikalarla sözüm ona iktidar kovalıyormuşuz gibi yapan,suçu siyasi rakiplere ,içimizdeki hainlere atarak,yapılmayanları,yanlışları kamufle eden bir zihniyet,ülkücülük diye pazarlanıyor,hayal kırıklıkları ,yeni düşmanlıklara tahvil ediliyor.

Ülkücülerin, kendi planlamadığı hiç bir politikanın ülkücüleri hedefe taşımayacağını,başkalarının değirmenine su taşıyacağını bilmedikleri var sayılıyor herhalde .Acıdır da bunu sananlar MHP yöneticisi titrini taşıyor ve kendilerinin MHP'yi yönettiğini sanıyor.Kendi küçük nefsi hedeflerinin gerçekleşmesi ile ,ülkücülerin iktidar anlayışlarını karıştıyor.Olanlarla hareketin tatmin olmasını bekliyor.

Türkiye ve dünyanın objektif şartları değerlendirildiğinde,kendileri olmaları halinde, ülkücü düşüncenin ve potansiyelin Türkiye'de yegane iktidar alternatifi olduğu açıktır ve yürüdüğümüz yolun saptırılması,bütünlüğümüzün bozulması ile ilgili bunca çabanın sebebi de budur.Mevcut yönetimin en hafif sorumluluğu bu saptırma çabalarına göz yummaktan başlar ki,uzandığı noktalar, gören gözlerce hiç de ondan ibaret değildir,hata hükmüyle de geçiştirilebilecek kadar masum da, hiç değildir.

Türkiye'nin bir kabuk değiştirdiği bir vakıa 70'li yıllarda hareketin siyasi ve toplumsal alanda etkinleşmeye başladığı yıllardaki hakim inançlar,düşünce tarzları bu günkü nesiller için ancak kara mizah konusu olabilir.Türkiye dışında ki Türk'lerden bahsetmenin dahi vatana ihanet kapsamında değerlendirildiği,aşağılamalara,hakir görmelere,işkenceye varan zulümlere sebep olduğu,düzenin baştan dibe soygun ve vurgun olduğu bir dönemde, pastane ve fırınlarda hamam böceği kovalayanların, araştırmacı gazeteci unvanı ile topluma yutturulup,belediye zabıtası fonksiyonu gördü diye ,devrimci ilerici kahramanlar olarak pazarlandığı,Uğur Dündar örneğinden yola çıkarak iyi anlamak gerekir ki, bugünün sahte gündemleri ve sahte kahramanlarını doğru teşhis edebilelim.

Bu gün Türkiye bir nebze rahat nefes alabiliyorsa, alabildiği her alanda , zincirlerini bir parça kırabilmişse ,kırabildiği her alanda ülkücülerin kanı ,gözyaşı ,çilesi alın teri, emeği ,direnişi vardır.Varsın günün yalancıları yok sayarak inkar etsin,hakikat budur..Toplumda sosyolojik bir kırılma olmuşsa ,dipten gelen dalga ,,üstlere ulaşmışsa,bunun şerefi tüm hakir görülmelere ,dışlanmalara karşın ''koç başı'' olup can pahasına kapıları kıran ülkücülere aittir,varsın bunu bugün ülkücü geçinenler bile bilmesin..Hakikat budur..

Alınacak daha çok yol,aşılacak daha çok engel vardır,yazılmamış tarihimiz, hakkı ,semeresini devşirenlerce dahi teslim edilmemiş emek ,çile ve alın terimiz,yarınlar için enerji kaynağımız olmalıdır.Bilinmek çokta önemli değildir ancak, yarım kalmış bestemizi ''sarhoş'' ağızlardan kurtarmak ve onu tamamlamak da aslen bizim görevimizdir,toprağa gömdüklerimize borcumuz,namusumuzdur.

Siyasi iktidar dahi olmadan başardıklarımızın kimse olmasa da biz farkındayız,dostlar olmasa da düşman farkında...İşleri de bir ve bütün hale gelmemiz ve hesabı kapatmamızın önüne geçmektir...Nispi başarılarını inkar edemeyiz ,kör değiliz görüyoruz...Hazmedemesekte kabul ediyoruz üzerimizde başarabildiklerini..Ülkücülüğü hayattan uzaklaştırıp,adeta ağızlarda dolaşan fantezi bir söylem haline getirebildiklerini...O'nu siyasi ikbal,şöhret ,güç,para ,heves kalıplarına dökebildiklerini,Bahçeli'yi dahi bize lider diye yutturabildiklerini....

Amenna ,ancak bilinsin ki vazgeçmedik ,bileniyoruz...

Her büyük iş küçük bir adımla başlar,doğru atılan her adım zaferin müjdecisidir. Bahçeli ve onun zihniyetinden kurtulmak atmamız gereken ilk adım ,bugünün olmazsa olmazıdır..

Ülkücüler doğru hareket için doğru tespitlerini yapmak zorundadır. Yaşadıklarımız bir siyasi ekibin,siyasi liderin ,siyasi başarısızlığının hikayesi değildir.Yaşadıklarımız bu hareketin hayatiyetine içerden yapılan köklü bir operasyonun neticeleridir.Ülkücülerin tarihine '' Bahçeli bozgunu'' olarak geçecek bu dönem sonlandırılmadan,yeni başlangıçlara imkan yoktur....

Varsın bu gün yazdıklarımız, ''sağır kulaklara küpe'' hükmünde olsun...

Hakikat budur....

Baki selamlar....


YORUM EKLE