Putin, Ermenistan, Kafkasya

Putin Ukrayna krizinden sonra çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Ukrayna'da başarılı olamayan batı Rusya'ya karşı yeni cepheler açma planlaması yapmakta. Türkiye bu süreçte sırat köprüsü inceliğinde bir gelecek tasavvuru yapmak zorundadır.

Rus uzmanlar, Rusya Federasyonun içinde bulunduğu belirsizlik ortamında Kuzey Kafkasya'nın geleceği üzerine bir çok makale yazmakla meşguller. Bu makalelerde politik rejimin hangi durumlarda bölgede kaosa sürükleneceğini belirleme peşindeler. Uzmanlar Ukrayna savaşından sonra artık Rusya ve batı arasında bilinen anlamda iş ilişkilerinin kurulmasının imkansız olduğunu ve ülke içinde ciddi değişimlerin olacağına dair beklentilerin arttığını belirtiyor. Temel beklenti batı ve Rusya arasındaki husumetin özellikle eskiden beri sorunlu olan Kuzey Kafkasya gibi bölgelerde şiddet ve ayrılıkçı eğilimler üzerinden ülkedeki dengenin bozulacağı yönünde... Özellikle Putin'nin Ermenistan'a yaptığı 24 Nisan gezsinden sonra bunu Papaya karşı bir hamle olarak okuyamayan Türk kamuoyu ve yetkililerin Rusya'ya karşı duygusal tavır almaya yönelmeleri bu fikri kuvvetlendirmektedir. Cumhurbaşkanının sofrasını işgal eden yabanıl fikirlerle donanmış bazı akademisyenlerin görüşleri basına yansıyınca Rusya'da Kafkasya yönünden kendilerine bir harekat başlama ihtimali üzerinde yoğunlaşmalar başladı.

Tanınmış Rus gazeteci ve Kafkasya uzmanı Ivan Sukhov ciddi bir fırtınanın gelmekte olduğunu yazdı ve uzmanları bunu analiz ederek kaçınmanın yollarını bulmaya yahut en azından sonuçları minimize etmek için çalışmaya çağırdı. Sukhov'a göre bunun nedeni ise Rusya'nın kötüleşmekte olan ekonomisi ve hem Rusya'da hem de Kafkas bölgesindeki yönetimlerde son derece kişisel (demokratik olmayan) idare anlayışının olmasın bağlamanın yanında üstü örtülü Türkiye'deki tavır değişikliğine de vurgu yaptı.. Yazara göre eğer Rusya'daki merkezi hükümet bir şekilde erirse eldeki rejimin durumu kontrol altına tutmasını sağlayacak alternatif herhangi bir mekanizması bulunmamakta. Sukhov'a göre kuzey Kafkasya'da yönetişim uygulamaları her geçen gün azalırken Rus hükümeti de yönetişime ters devlet enstrümanları kullanımını arttırmakta. "Kuzey Kafkas metropollerinde hala asıl güç yarı-kontrol altında tutulan güvenlik güçlerinde" diyor Sukhov...

Sukhov ayrıca ilginç bir noktaya parmak basarak kuzey Kafkas halkının Rusya'nın kalanının problem olarak gördüğü şeylerle ilgilenmediğini söylüyor( örneğin Ukrayna'daki savaş). Bölge daha çok İslam dünyası ve Türkiye'deki gelişmeleri yakından takip ediyor. Sukhov bu durumu çözüme kavuşturmak için bölgede gerçekten stabilite ve kalkınma isteyen insanlarla yeni bir sosyal kontrat üzerinde anlaşılması gerektiğini söylüyor. Oysa şimdiki bölgesel elitler eldeki yozlaşmış sistemin devamından yanalar çünkü bundan çokça fayda sağlıyorlar.

Uzmanlar genelde kuzey Kafkasya'daki bu yozlaşmış rejimin ve yönetilebilir elit sınıfı oluşturmanın Rusya'nın bilinçli politikası olduğundan ise bahsetmemeyi tercih ediyorlar. Moskova da bölgedeki elitler gibi bu yozlaşmış sistemden çokça kar etti ve gelecek çıkarları da bu durumun muhafazası üzerine kurulu. Yozlaşma ise genelde bu çok kültürlü ve çok milletli imparatorluğu bir arada tutmaya çalışırken tamamen spontane bir şekilde gelişiyor. Her ne kadar Sukhov bu yozlaşmış elitlerin değiştirilmesi gerektiğini söylese de katılımcı demokratik bir yapı olmadan yenilerinin neye göre seçileceği belirsizliğini koruyor. Ve henüz bırakın Kafkasya'yı Moskova dahil hiçbir yerde katılımcı demokratik bir yapıya yönelik işaret görülmüyor.

Rus ekonomist ve kuzey Kafkasya uzmanı Denis Sokolov devlet mekanizmalarındaki bozulmalar nedeniyle hükümetin hali hazırda kuzey Kafkasya'daki kamusal hayatın bazı alanlarından çekilmek zorunda olduğunu söyledi. Örneğin Dağıstan'daki bazı köy toplulukları resmi olmayan kendi kuralları ve düzenlemeleri ile yaşıyor. Bu tarz kurallar yüksek seviyedeki devlet organlarına çevrilip anlatılamadığından ya bürokrasi içinde ya da ekonomik-pazar güçleri tarafından bir şekilde halının altına süpürüldü.

Sukhov ve Sokolov başlı başına kuzey Kafkasya ile ilgilenseler de ikisi de aslında son on yıllarda bölgeyi şekillendiren ana unsurun Rusya'nın politikaları olduğu gerçeğini görmezden geliyor. Bunun nedeni ise çok açık: iki uzman da açıkça konuşmalarını engelleyen kısıtlamalara maruzlar.

En ilginci ise iki uzmanında bölgeye yönelik kıyamet senaryoları. Her ne kadar Rusya bölgede bir şekilde direnme ve kendini yeniden yaratma konusunda başarılı olsa ve bir hükümet erimesi kısa sürede çok da mümkün görünmese de uzmanlar bu durumun da ihtimaller arasında olduğu gerçeğini yineliyor. Böyle bir kırılmanın nedeni ise bölgeyi neredeyse tamamen kendi kabul ettiren Putin'in gidişi olabilir. Uzmanlara göre kuzey Kafkasya'daki stabilitenin ve düzenin tek garantörü Moskova. Ancak geniş resimde tüm Kafkasya'ya bakıldığında bu durumun pek de böyle olmadığı görülüyor. Zira güney Kafkasya'daki doğrudan Rusya hakimiyeti altında olmayan devlet kuzeydekilere oranla çok daha stabiller. Bu nedenle belki de kuzeydeki bu kargaşanın nedeni Rusya'nın ta kendisi olabilir. İşte bu görüş ve fikirler altında gerçekleşen Putin'nin Ermenistan ziyareti ABD-Papa-AB operasyonuna karşı bir hamle şeklinde değerlendiremeyen yabanıl düşüncenin ortaya çıkardığı kriz Kafkasya'ya olumsuz yansıyacaktır. Kafkasya bir çekişme alanı olarak Rusya'ya karşı kullanılmasına müsaade etmek 2. dünya savaşında Türkistanlı Rus esirlerinden Almanların tarafında savaşsın diye lejyoner birlikler oluşturup daha sonra da Almanya yenilince 3 mayıs 1944'te Türkiye'de vatanseverleri Türkçü Turancı diye tutuklama krizini yeniden yaşatır. Kuzey Kafkasya başlı başına Türkiye Rusya ilişkilerinde bir kilit noktasıdır bunun hiç bir güç tarafından kullanılmasına müsaade etmemek gerekir. Kafkasya'nın geleceği Türkiye'nin elindedir.

DR. HASAN OKTAY
KAFKASSAM BAŞKANI


YORUM EKLE