Putin, Erdoğan Bakü'de

7 Haziranda gerçekleşen seçimler üzerinde yapılan bir çok analiz yorum değerlendirmeler okuduk, dinledik. İktidar beklenmedik bir fiili durum ile karşılaşınca bütün gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çevrilmiş oldu. Bu seçimin esas kaybedeninin Erdoğan olduğu görüşleri ağırlıklı olarak her bir televizyon kanalında açıkça dillendirildi. Durum bu minvalde iken ve hükümet/koalisyon kurulmadan Cumhurbaşkanının planlanmış bir yurtdışı gezisi söz konusudur. Fakat seçimlerde böyle bir tablo ortaya çıkması üzerine bu gezi bir anlamda gizeme karışmış oluyordu. Zira seçim sonrası daha hükümeti kurmakla görevlendirilme yapılmadan Cumhurbaşkanı yurtdışına çıkıyor ve Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de Erdoğan Putin görüşmesi gerçekleşiyor.

Kremlin sözcüsü, görüşmede çeşitli güncel konuların ele alınacağını belirterek, “Görüşmede Suriye ile ilgili durum, iki ülke arasındaki ticari, ekonomik işbirliği ve enerji dahil dev projelerle ilgili ortak çalışmalar ele alınacak.” bilgisini verdi. Türkiye'de kurulacak olası hükümet hem Rusya açısından ve hem de Türkiye Rusya ilişkileri açısından son derece önemlidir. Özellikle AB parlamentosunda Akkuyu Nükleer Santrali hakkında yapılan açıklama Rusya'yı iyice tedirgin etmiştir. Türkiye açısından ise iç işlerine karışma mesabesinde sayılan bu açıklama karşısında nasıl bir tavır ortaya konacak merakla beklenmektedir.

AB-Rusya rekabetinde enerji önemli bir argümandır Rusya için. Türkiye üzerinden enerji güvenliğini sağlamaya çalışan Rusya Putin Erdoğan görüşmesine büyük önem vermektedir. Türkiye gelecek 10 yılda da sağlıklı bir geleceğe yelken açmak için sağlam adımlarla yürümek, bu bağlamda da Rusya'yı dengelemek zorundadır. Rusya gelecek 10 yılda Türkiye ile gireceği iyi ilişkiler sayesinde ayakta kalmak gibi bir seçenekle baş başadır. Erdoğan Putin görüşmesi bu anlamda büyük bir değer içermektedir.

SSCB döneminde gerginleşen ilişkiler coğrafyanın ve tarihin bir zorunluluğu olarak şimdi normalleşecek ve gelecek yıllarda daha sağlıklı bir inşaa süreci başlayacaktır. Türk dünyası açısından Türkiye Rusya ilişkileri önemli bir aşamadır. Bir medeniyet tasavvuru yapan nesil ancak tarihin ve coğrafyanın gerçeklerini göz önünde bulundurarak başarı elde edebilir. Türkiye sıkıştırılmış coğrafyada aynı Ergenekon'dan çıkış gibi hamlenin vakti zamanı gelmiş, bilimsel yönlendiricilerle bu kutlu yürüyüş gerçekleşecektir.

Bakü görüşmesi aynı zamanda Türkiye ve Rusya arasında 1915 olaylarının 100’üncü yılı törenleri nedeni ile yükselen tansiyon sonrası üst düzeyde ilk ikili buluşma oluyor. Zira Erdoğan'ın Ak-saray'da Putin'in Erivan hamlesinin ne anlama geldiğini göremeyen bazı tarihçilerle yediği akşam yemeği sonrası basına yansıyan haberler çok sağlıklı değildi. Şimdi gerçekleşmiş olan Erdoğan Putin görüşmesinde mesele daha iyi anlaşılmış olacaktır. Ukrayna üzerindeki Papa-Putin rekabetinin yansıması olan Putin'in Erivan hamlesi artık Bakü'de masaya yatırılmıştır. Kaldı ki geçen gün Putin Papa ile gecikmeli bir görüşme yapmış, ve Ukrayna krizi bir sefer daha konuşulmuştur.

Putin’in, Bakü ziyaretinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le bir araya gelmesi Yukarı Karabağ sorunu başta olmak üzere ikili ilişkiler ve bölgesel sorunları ele alması bekleniyor. Güney Kafkasya'da var olan ve dondurulmuş gibi gözüken bir çok sorun belki bu toplantıda gündeme gelmez ama gözüken o ki artık Putin Türkiye'nin önceliklerini anlamıştır.

İster istemez bu buluşma seçim atmosferinin gizemiyle irtibatlandırıldığında çok daha önemli olduğunu söylemek gerekir. Bakü'de gerçekleşen 2015 Avrupa Oyunlarının açılış törenlerini müteakiben 13 Haziran'da Bakü'de yapılan bu görüşme Türkiye'de kurulacak olası hükümetin de görüşüldüğü muhtemeldir. Zira Ortadoğu'daki Suriye'deki durum, enerji nakil hatları TANAP, TAP projeleri, Türkiye'nin güvenliği Akkuyu nükleer santrali gibi büyük proje ve problemlerin olduğu bir coğrafyada kurulacak hükümet Rusya açısından da önemlidir.

Erdoğan Putin görüşmesi bu anlamda değerlendirildiğinde bile başlı başına büyük bir olaydır. AKP sempatizanları tarafından Erdoğana ve Putine karşı harekata geçtiği iddia edilen güç odaklarının Türkiye'ye önerdikleri hükümet modellerine karşı Erdoğan Putin ikilisinin kuracağı hükümet modeli hakkında fikir yürütmek gerekir. Yeni kurulacak hükümet hem Erdoğan Putin birlikteliğinin oluşturduğu kazanımları göz önünde bulunduracak, açılan bu kapı daha da genişletilecek, ve hem de aynı zamanda batı dünyasının da endişelerinin giderilebileceği bir program üzere hareket etmelidir.

Buna en yakın programı AKP MHP koalisyon hükümeti uygun olabilir. Bakü'de gerçekleşen olağan bir görüşme üzerinden yapılan bu değerlendirmeler 7 Haziran seçimleri sonrası oluşan tablonun bir neticesidir. Erdoğan Putin görüşmeleri daha sıklıkla olmalı ve dünya dengesinde yeni bir ağırlık merkezi oluşturulabilir. Bu dengeye AB içerisindeki bazı devletler de katılabilir. Gelecek 10 yıl artık daha iyi olacaktır.

YORUM EKLE