ERDOĞAN'I İSTEMEYEN MHP'Lİ SAYISI ARTIYOR...

ERDOĞAN'I İSTEMEYEN MHP'Lİ SAYISI ARTIYOR...
  • 31 Mayıs 2018, Perşembe 11:39
 [Haber görseli]


Büyük sessizlik

“Önceden parti adına, hareket adına konuşan birçok insan olurdu. Abilerimiz, yazarlarımız, başkanlarımız vardı. Sonra konuşanlar, ortalıkta konuşmasına izin verilenler, yüzünü gördüğümüz insanlar azaldı. Kendi aralarında konuşmaya devam ettiler. Seçim süreci başladığında genel merkeze gittim, baktım artık insanlar kendi aralarında bile konuşmaz olmuşlar.” Bir dönem partide yöneticilik yapmış eski MHP’li gazeteci gözlemini böyle aktarıyor. Bahçeli’nin konuşmalarını ve sosyal medya mesajlarını paylaşmak dışında parti yöneticilerinin medyada çok sınırlı göründüğü, bir süredir iştişare toplantılarının bile yapılmadığı da sır değil. MHP’nin söz ve sözcü zafiyeti, Bahçeli’nin sert çıkışlarıyla dengelenmeye çalışılıyor. Partisinin seçim beyannamesini açıklarken: “Türk düşmanları tedavüldedir. 24 Haziran Türkiye’nin tünelden önceki son çıkışıdır, kader anıdır” sözleriyle savaş benzetmeleri yapan Bahçeli, seçimi bir “beka meselesi” olarak sundu. Seçim sonrasına ilişkin de, “Hainler saklanacak, kaçacak delik arıyor” diyerek tehdit çıtasını yükseltti. Bir zamanlar, pasiflik eleştirilerine rağmen tabanını, gençlik örgütünü “sokaklardan” çektiği için tebrikleri kabul eden Bahçeli, MHP’lilerin rol aldığı İYİ Parti ve Saadet Partisi’ne yönelen saldırılar konusunda da sessizliği tercih etti.

İktidarla temas

MHP teşkilatlarında alana yansımayan motivasyonun kaynağı, baraj endişesi olmaksızın seçime girmenin rahatlığı. Cumhur İttifakı’nın yüksek oy alması beklenen (referandumda evet rekoru kıran) merkezlerde MHP’nin milletvekilliği çıkarma garantisi, AKP’lileri rahatsız eden bir rehavete yol açıyor. Bu yüzden bazı merkezlerde Cumhur İttifakı oylarının iç dağılımı ve milletvekillikleri için örtülü bir mücadelenin de yaşanabileceği anlatılıyor. Bahçeli’nin seçim beyannamesini açıkladığı toplantıdaki “Milliyetçi ülkücü hareket, ülkemizin yönetiminde artık tam söz sahibi olacaktır” sözleri, bazen MHP’liler, çok sınırlı olsa da ittifaktan rahatsız AKP’liler arasında özellikle “tam söz sahibi olmak” kısmıyla konuşuluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP seçmeninin Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde farklı oy kullanma olasılığı üzerine başlattığı “münafıklık tartışmasının” da MHP’li seçmenle bir ilgisi olabileceğinden söz ediliyor. Bazı bölgelerde MHP teşkilatlarının seçmen nezdinde iktidar ortağı havası vermesinin MHP lehine olacağını savunanlar da çıkıyor, AKP’ye kayan MHP oylarının artık geri dönmemek üzere gittiğini söyleyenler de. Cumhur İttifakı nedeniyle MHP’nin oy kaybını durdurduğunu ve hatta biraz da artırdığını iddia edenler de çıkıyor, MHP’nin İYİ Parti’ye yönelen kan kaybı yanında AKP içindeki erimesinin de devam ettiğini ileri sürenler de. MHP’lilerin iktidardaki eş teşkilat havasına girdiğini düşünenler de var, AKP’lilerin buna asla izin vermediğini dillendirenler de.

Güvenilmez garanti

İYİ Parti, MHP ile bir milliyetçilik yarışına girmenin sonuç vermeyeceği öngörüsüyle davrandı, AKP Bahçeli’ye geniş bir sözcülük alanı bırakarak MHP’yi sıkıştırmadı, CHP seçim stratejisi nedeniyle ulusalcı söylemi epey geri çekti. Bütün bunlar, milliyetçi hassasiyetleri çok üst perdeden zorlayan MHP’yi ideolojik alanda rakipsiz hale getirdi. Milliyetçiliğin isim hakkını elinde bulunduran MHP , Meclis’e girmeyi ve iktidar ortaklığını da garanti altına aldı. Fakat alandaki gözlemler, bütün bu avantajların sayısal ve siyasal sonuçlarının tatmin edici olmadığını gösteriyor. MHP’de kalmaya devam edelerde de mevcut pozisyondan duyulan rahatsızlık açıkca görülüyor. Parti binalarında havada asılı biçimde görülüyor. MHP milletvekili Atilla Kaya, seçim bu kadar erkene alınmasa, MHP’li, ülkücü bağımsız cumhurbaşkanı adayı çıkartmayı planladıklarını anlatıyor. Kaya, erken seçim nedeniyle bu fikirden vazgeçmiş olmaktan da pişman olduğunu söylüyor. Eğer böyle bir gelişme olsaydı nasıl sonuç çıkardı öğrenemeyeceğiz ama referandumun aksine kendi amblemiyle ittifak listesinde yer alacak olan MHP’nin seçim karnesini herkes görecek. MHP’nin 1 Kasım’da aldığı oyun yarısından azını toplayabilmesi, İYİ Parti’nin de bu oyun iki katından fazla bir destek sağlaması, parti içi muhalefeti tamamen ayıklamış olmasına rağmen MHP’yi Bahçeli için dikensiz gül bahçesi olmaktan çıkartacaktır. Çıkacak bu sonucun İYİ Parti için ne getireceği ise daha da karışık bir soru.

[Haber görseli]

Erdoğan'ı istemeyen MHP 'lilerde  artış

Metropoll araştırma şirketinin ‘Türkiye’nin Nabzı Mayıs’ 18’ anketine göre, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın görev onayı yüzde 46.3’e düştü. Ankete göre Erdoğan’ın görev onayı geçen aya göre yüzde 3.4 düşerken, onaylamayanların onayı yüzde 3.7 artarak yüzde 47.8’e çıktı. Buna göre Erdoğan AKP seçmeninin yüzde 89.2’sinin onayını alırken MHP seçmenininse sadece yüzde 30’unun onayını alabildi. Şirketin nisanda aynı soruyu sorarak yaptığı araştırmada MHP’lilerin yüzde 51.5’i Erdoğan’a onay vermiyordu. Son araştırmada ise bu sayı 66.4’e yükseldi.

Bitirirken...

24 Haziran seçiminde en kalabalık seçmen gruplarından birini oluşturan milliyetçilerin eğilimlerini, milliyetçi seçmeni temsil iddiasındaki partilerdeki durumu gözlemler ve değerlendirmeler eşliğinde sunmaya çalıştık. 24 saatin bile fazlasıyla uzun olduğu bir siyasi atmosferde, seçime sayılı gün kalmışken ortaya çıkan resim şöyle: AKP “yedek anahtar” olarak devreye soktuğu milliyetçilik kartını kullanmaya devam ediyor, İYİ Parti milliyetçi çizgi ile merkez sağ tercihlerinde “arada kalmış” durumda, MHP ise “markasına güvenmek”ten fazlasını yapmıyor. Peki, kafası hayli karışmış görünen milliyetçi seçmen ne yapacak, nasıl bir karar verecek? Yapılan araştırmalar ve alan gözlemleri, milliyetçi seçmenin hangi pencereden bakacağına göre sonuçların değişeceğini gösteriyor. Eğer milliyetçi seçmen ait olduğu siyasi kimlik açısından karar verirse, tablonun fazla değişmeyeceği öngörülebilir. Seçmen içinde yaşadığı koşullar ve gelişen siyasi gündeme göre bir karara yönelirse sürpriz sonuçlar mümkün. Cumhur İttifakı ve özellikle MHP , milliyetçi teyakkuzu, dış düşman algısını canlı tutarak, hatta ekonomik sorunları da bu paranteze sokarak alışkanlıklara oynuyor. Muhalefet ise, kızgınlığın yönünü içeriye çevirip, değişime vurgu yapıyor. Konjonktür birden değişmezse, seçmende milliyetçi hassasiyetleri tetikleyen başlıkların değil, gündelik hayat meselelerinin öne çıkmakta olduğu görülüyor. Ancak, bu dinamik henüz alana yansımadığı gibi, kalan zamanın ne getireceği de belirsiz.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
yukarı çık