Politik 'U' Dönüşü ve Çoban Matı Hamlesi

 Dün diyebilecek kadar yakın bir tarihte, tüm dünyanın terörist olarak kabul ettiği PKK ile barış sarhoşluğu içinde kardeşlik türküleri söylediniz. Yetmedi, bu gün terörist ilan ettiğiniz PYD/YPG’ye de muhabbetle selam gönderdiniz. Yanlarında olduğunuzu en yalın hali ifade ettiniz. Atamız Süleyman Şah’ın türbesini dahi birlikte taşıdınız. Ayn-el Arap’a destek için giden peşmergeleri 29 Ekim günü Cumhuriyet sevgisi ile dolup taşan yüreğimizin üstüne bastırarak, haburda kurban keserek, güzergâhında alkış tutarak yolcu ettiniz. Yetmedi terörist PYD’nin lideri denilen aşağılık herifi Ankara’da, nerede ise devlet protokolü ile karşıladınız. Kanla beslenen bir zihniyetin temsilcilerini barış güvercini olarak gördünüz. Yaralanan köpeklerini de hastanelerimizde tedavi ettirdiniz. Yutkunduk, isyan ettik, kahır eyledik. Bunlar teröristtir, iflah olmaz, terörle müzakere hiç olmaz! En iyi yöntem silahtır dedik, bunlar kanla besleniyorlar diye yaftaladınız.
 
Bu gün ise; kardeşlik türküleriniz ağıda, selamlarınız karşılıklı salvolara dönüştü. Tüm dünyayı terörist olduklarına dair ikna edebilmek için delil peşindesiniz! Milli nutuklar atarak zihnimize format atmaya çalışıyorsunuz! Sizler milli meseleleri politikalarınıza malzeme yaparken; Bayır Bucak’ta, Halep’te, Türkün olduğu her yerde savaşan, mücadele eden vuran vurulan, İbrahim başkanlar, Selami reisler, hamdolsun ki hep bizdendiler… Allah(c.c.) onların mekânlarını cennet eylesin! Sizler nutuk atın, yolumuzda engel olmayın, savaşacak erde biz de yürekte biz de! Sizler sırça saraylarınızda saltanat sarhoşluğunuzu yaşayın, yeter ki bizleri yaftalamayın! Verecek canda bizde, güldürecek imanda bizde.
 
Biliyoruz, sizi tanıyoruz! Yaptığınız yanlışları not ettik! Lâkin tüm bu yanlışlarınıza rağmen ortaya koyduğunuz tavrı da, sorgusuz, yürekten destekliyoruz. Türk Milletinin menfaatine olan her türlü söylemleriniz, ciddiyetle toplumda karşılık bulacaktır. Beklentimiz sadece tavrınızda kararlılıktır, bırakın uygulamayı biz yaparız. Siz iç ve dış politikadaki hatalarınızdan ders çıkarın ve Türk Milletinin menfaatlerine odaklanın! Başkaca stratejik derinliği olan bir politika geliştirmediyseniz en uygulanabilir ve karşılığı olan iç ve dış politika da budur esasında.
 
Geçmişten günümüze, Türk Milleti; dik duran, yalpalamayan, ne istediğini bilen, neden nefret ettiğini, neden hoşlandığını, en yalın hali ile karşı tarafa hissettirebilen kararlı, onurlu bir millet olmuştur. Barışta ve savaşta hep bu özelliğini muhafaza etmiştir. Ancak son dönemlerdeki bu değişken politik uygulamalar, Türk Milletinin sesini duyurmakta güçlük çekmesine sebep olmuştur.
 
Emperyalist Amerikanın zamana göre değişen çıkarcı politikalarını emsal kabul eden bir yaklaşımla, iç ve dış politikaya yön veren bu anlayışın cenderesinde, özünü arayan bir millet haline dönüştük. Güneydoğumuzda, Kerkük’te, Halep’te, Suriye’de, Bayır Bucak’ta, günübirlik, zamana göre uyarlanan çıkar odaklı politikalar bizi başarısız kıldı. Orjinali ABD olan bu yalpalı politikalar Türk Milletine uygun düşmedi! Sırtlanların asırlık planlarını icra etmek için yer aldığı Suriye’de, omurgasız bir duruşla “Çoban Matı” hamlesi yaptık. Tutmadı, tutmazdı da! Türk Milleti’nin mayasına uygun düşmedi.  Savaş ciddiyet ister, strateji ister, düşmanını küçük göremezsin!
 
Neticede, ABD ile Rusya hiçbir ilintileri, sıkıntıları olmayan topraklar üzerinde ateşkes imzaladı. İmzalanan ateşkese Şam yönetimi hemen karşılık verdi, ateşkese hazır olduğunu beyan etti! Görünen o ki; ateşkes görüşmelerinde ağırlıkla masanın etrafında ABD, Rusya ve Suriye olacak. Nedenine gelince, Suriye’de o kadar ilginç bir durum var ki! Kim kiminle müttefik, kim kiminle savaşıyor belli dahi değil! Durumu PYD üzerinden özetleyecek olursak;
 
  1. ABD Suriye’de rejimi yıkmak, söz de o topraklara barış getirmek için orada. Bu eyleminde gizli müttefik olarak PYD yi görüyor ve destekliyor.
  2. Rusya ve İran rejimin devam etmesinden yana, gizli müttefik olarak da PYD yi görüyor ve destekliyor.
  3. Şam yönetimi iktidarını korumak için direniyor ve aleni olarak PYD yi kendi unsuru olarak ifade etmekten de geri kalmıyor.
                           
İşte tam da burada, bahse konu olan devletler zamana göre değişen seküler çıkarcı politikalarını, bir sanatkâr edasında resmediyorlar! Böylesine çarpık bir yapılanma içerisinde oluşturdukları dengelere bakacak olursak, Türkiye’yi ve Türkiye’nin menfaatlerini yok saydıkları aşikârdır.
 
Bizim ise artık özümüze dönüp, büyük fotoğrafı okuyup anlamamız gerekiyor! Yakın zamanda PYD’nin Kontrolündeki toprakları gösteren haritalar birileri tarafından medyaya servis edildi. Bu haritalar son derece tehlikeli bir geleceğe ışık tutar cinsten. Türkiye’nin güneyindeki koridor, kırmızı, mavi, yeşil tüm çizgilerimizi yok sayan cinsten bir haritaya dönüştürülmüş! Bunun yanında doğuda yaşanan olaylar, batıda patlayan bombalar, Türkiye’nin yakın gelecekte daha da gergin ve sorunlu bir dönem geçireceğinin habercisidir! Bu hususu dikkatle okumamızda fayda vardır. Öyle ya da böyle Türkiye masadaki yerini almalıdır! Masada yer bulamayacak olursa da; bedeli ne olursa olsun oluşturulan koridoru yıkmalı, tehlikeyi uzaklaştırmalıdır! Bu tavrını da kararlılıkla sürdürmelidir. 24.02.2016
 
Allah(c.c.) yar ve yardımcımız olsun
YORUM EKLE