ÖZELEŞTİRİ VERMEDEN DEĞİŞEN ÜLKÜCÜLER (!)

    Son zamanlarda sosyal medya ideolojik kimliklerin pornografik olarak nasıl değişime uğradığını bizlere net bir şekilde gösteren bir mecra haline geldi.
    Öyle ki geçmişte birlikte teşkilatlarda görev yaptığımız Ülkü Ocağı Başkanlığı yapmış, hatta genel başkanlık yapmış bazı arkadaşlarımız bugün dünkü pozisyonları ile tamamen çelişki içindeler. Bu ciddi bir yozlaşma ve lümpenleşme eğilim. Ekonomik olarak sınıf atladığında kültürel ve sosyal olarak da başka sınıflara ait değerleri benimseme ve içselleştirme halidir.
    Bu durum sadece ülkücülerle sınırlı değil. Sert siyasal kimlikler olan İslamcı ve Sosyalist kimlikler için de geçerli. Ben tabii ki içinde bulunduğum camia olarak ülkücü arkadaşlarımızın bu durumunu analiz etmek istiyorum.
    Son zamanlarda sosyal medyadan takip ettiğim bazı eski ülkü ocağı başkanı arkadaşların CHP ve HDP’nın temsil ettiği siyasal tutuma benzer bir tutum aldıklarını görüyorum. Örnek vermek gerekirse Boğaziçi Üniversitesi'nde PKK, DHKP-C ve benzeri aşırı sol terör örgütü uzantısı gençlik örgütlerinin rektör ve idareye karşı yaptığı eylemleri destekleyen paylaşımlar gördüm.
    Oysa bu arkadaşlarımız 10-15 yıl öncesine kadar Ülkü Ocakları'nda görev alıyorlardı ve üniversitelerde sol örgüt mensupları ile mücadele içinde olan ülkücülere başkanlık yapıyorlardı!
   Şimdi ise tam tersi bir tavırla üniversitedeki sol örgüt mensuplarının mücadelesini demokrasi insan hakları özgürlükler noktasında destekler bir pozisyona gelmişler.
     Bunu yaparken geçmişlerine dönük ciddi bir özeleştiri yapıp “biz geçmişte kandırıldık bizim yaptığımız çocukça bir milliyetçilikten başka bir şey değildi, yaptığımız mücadele yanlıştı, sol örgüt mensupları o zaman da demokrasi mücadelesi veriyor ve demokrasinin çeşitlenmesine katkı sunuyorlardı,biz devlet adına onlara karşı çıkıyorduk”dememişlerdir.
    Öte yandan bu arkadaşlarımızla ilgili PKK, FETÖ ve sol örgütler ile paralel olmalarına yönelik eleştiriler yaptığımız zaman kendilerini meşrulaştırmak için geçmişteki ülkücü mücadelelerini örnek gösterme küstahlığında bulunuyorlar. Geçmişteki tutumunuz doğru ise bugünkü tutumunuz yanlış değil mi? Geçmişte aşırı sol, PKK, LBGT vb.konulardaki görüşleriniz doğru ise bugün bunlarla paralel görüşler savunmanız nasıl doğru olabilir? Buna sosyalist literatürde diyalektik çelişki denir!
     Bu durumun nedeni tabii ki sosyal medya değildir. Sosyal medya bu durumu görmemizi sağladı.Sosyal statü ve iktisadi olarak sınıf atlama aşamasına gelmiş,
hatta atlamış olmaları sonucunda yaşadıkları kültürel dönüşümün siyasi izdüşümüdür! Geçmişte çok üst seviyelerde görevler yapmış ülkücü arkadaşlarımızın
dünkünün tam tersi bir şekilde “demokrasi, insan hakları,LBGT hakları,Kürt meselesi” vb. konularda ileri liberal görüşler savunması ve bunu da bir ölçüde Kemalist dogmatizmle eklektik bir mantıkla yapmaları bunun adına da “doğru ülkücülük” demeleri siyasetin değil de patolojinin ve psikiyatrinin konusudur.Çünkü bu arkadaşlarla geçmişte şahsen liberal demokratik değerler konusunda tartışmışlığım vardır. Beni fazla demokrat ve liberal bulurlardı.Şimdi kendileri büyük
bir ideolojik sapma ve savrulma içindeler.Ülkücü Hareket bunlarla arasına kalın bir çizgi çekmelidir!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Şemsettin Şeker
Şemsettin Şeker - 4 hafta Önce

Beğendim

Metin elçi
Metin elçi - 4 hafta Önce

Ekonomik olarak sınıf atlarken, sermaye olarak kullanılan değerlerin yoksunluğunun yarattığı travmalardır.Bence LGBT uygun bir sığınak arkadaşlar için

Kemal Çelebi
Kemal Çelebi - 3 hafta Önce

Sonuna kadar katılıyorum, ya geçmişte yanlış yaptılar bir heves ile Ülkücü oldular yada bugün asıllarına rücu ettiler kendi kimliklerine kavuştular, biz biliyoruz ki bu zatlar bugün Devlet Bahçeli ve Tayyip Erdoğan düşmanlığı ile siyaset yapıyorlar.

Recep Ali KÜÇÜK
Recep Ali KÜÇÜK - 3 hafta Önce

Genelde sonuç tek sebebe dayanmaz. KendilerinI “eski Ülkücü “ Olarak tarif edenlerin de bu günkü pozisyonlarının altında çeşitli sebepler vardır. Bunları;
- ülkücülüğü tam anlayamamış olmaları,
-bilgi eksikliğinden kendilerini diğer fikirler karşısında savunamamaları ( ezik olmaları),
- maddi, manevi menfaat, makam ve rütbe peşinde olmaları,
- teşkilatlarda kendilerini en yetkili olarak görme arzuları,
-muhaliflerin algı operasyonuna kapılıp nifak çıkarmaları,
-kısaca; hislerinin, akıllarının ve mantıklarının önüne geçmesi olarak da özetleyebiliriz.