Ordu Suriye'ye...

Suriye her gün gündemde ancak Suriye meselesi bizim için ne ifade ediyor?Belirsiz... Suriye meselesi hemen yanı başımızda yaşanan bir insanlık dramından mı ibarettir?yoksa manasız bir mezhep çatışması mıdır Suriye'de yaşananlar. On yılardır süren, son birkaç yılda vahşet boyutuna ulaşan Esat zulmü artık tek başına yaşananları izah etmekte midir?Yaşananların Türkiye açısından yavan bir iktidar muhalefet zıtlaşması ötesinde daha derin bir anlamı yok mudur? Bütün bunların ötesinde daha yaman güç çatışmalarının,hakimiyet mücadelelerinin arenasımıdır Suriye? Belki de hepsidir ve böyle olduğu için karmaşık bir konu ,zor bir meseledir Suriye...

Bakış açılarının farklılığından,belli güçlerce özellikle farklılaştırılmasından,dünyada ne kadar fitne odağı varsa her birinin meseleye dahilinden zorlaşmış bir meseledir Suriye..
Türkiye kamuoyu açısından bu karmaşa içinde önemi yeterince kavranamamış ,hayati bir meseledir Suriye.

Türkiye'nin hem hakim güçler,hem bölgesel oyuncularla girişmek zorunda kaldığı bilek güreşinin arenasıdır Suriye.Türkiye'nin bölgesel bir mesele üzerinden dünyada yeni iddialara soyunacağı bir kapı,yahut Anadolu'da yeni bir varlık yokluk savaşına mahkum edileceği bir savaş alanıdır Suriye..

Dünya ve bölgemiz büyük bir kaos , dönüşüm yaşamaktadır ve Türkiye bölgesindeki gelişmelerin yönlendiricisi olamazsa, kaybedeni olacaktır ve artık ara bir yol,ara bir denge kurma ihtimali de kalmamıştır.Türkiye üzerinde oynanan oyunları avantaja çevirebilecek potansiyele sahiptir, zamanlamalı ,kontrollü riskler alarak kendi oyununu kurmak zorundadır.

Bölgede yüzyıllık suni sınırların fiilen hükmünün kalmadığı bir dönemde Suriye Türkiye'nin arka bahçesidir dahi denemez.Suriye Türkiye'nin kapı önü, avlusudur şimdi.Diyarbakır,Ankara sokaklarında yaşananlarla Halep'te yaşananlar eşdeğerdir bizim için,hem biz farkında olmadığımızda da öyledir.Avlunuzda yangın çıktığında ya söndürürsünüz ya evinizde yanar!

Dünyanın bütün güçleri avlumuzda cirit atarken,kafamızdaki suni sınırların bizi koruyacağını düşünmek aymazlıktan ibarettir.Avlumuzdaki yangınla ne işimiz var diyenler yangın eve sirayet edince yatak odasın sığınalım oraya gelmez diyecek olan , en hafif tabiriyle gafillerdir.

MHP ve ülkücüler bu mesele üzerinden siyasi gündeme ağırlığını koymalı ve gündem belirleyen atak bir politika izlemelidir.Türkiye'nin politikasına yön veren,aktif ,öncü rol oynamalıdır,geç olduğu düşünülebilir,değildir,zamanıdır....
Ülkücüler 900 kilometrelik bir sınır boyu ve arkasındaki derinliğin,bütün dünyadaki fitne odaklarının oyun sahası haline getirilmesinin yarattığı tehlikeyi daha dikkatli analiz etmek,Türkiye'nin bu sahayı her ne pahasına olursa olsun kapatmak zorunda olduğunu,halka ve iktidara anlatmak zorundadır.

Her türlü iç politika meselesinin üzerinde ve ötesindedir bu mesele ve bugün ciddi biçimde vaziyet edilmediğinde, önümüzdeki 30-40 yılda iç meselemiz olarak bizi uğraştıracak, vahim alt meseleler icat etme kapasitesine sahiptir.
Bugün PKK meselesininde,yeni bir ivme kazandırılmaya çalışılan mezhep meselesininde görüleceği zemin Suriye'dir.Batı tarafından kobani meselesi ,Işid meselesi boşuna gündemleşmemiştir,İran ,Esad hayranlığından bölgede citit atmamaktadır.Suriye'de pişirilen her şeyin Türkiye'ye servis edileceği açıktır.

Ayrılıkçı Kürt hareketi Suriye'de boğulmalıdır,bölücü mezhepçilikle birlikte,Işid benzeri hareketlerle birlikte..K.Irak'a çekiç gücün yerleşmesinin çok ötesinde problemler yaratabilecek Suriye'nin kontrolü meselesi ülkemiz için hayati öneme haizken meselenin iç polik kamplaşma,Kürt korkusu! penceresinden analizini aşarak meseleyi ''milli politika'' düzeyine çekme imkanı MHP ve ülkücüleri elindedir.

MHP bu kör düğümün gerekirse ''iskenderi kılıcı'' ile çözülmesini talep eden ,netice alacak siyaseti zorlayan bir tavrın sahibi olmak zorundadır.Güvenli bölge taleplerini savsaklayan batının ayak sürümesi,meseleyi sürüncemede bırakarak durumdan kendine uygun vazife çıkarmasını önlemek üzere,Türkiye'nin kendi güvenli bölgesini oluşturmasını zorlamak bu politikanın ''olmazsa olmaz'' ilk adımıdır.

Dünyada yeni bir oyun kurulmakta,kartlar yeniden dağıtılmaktadır.Suriye bölgenin makus kaderinin kırıldığı yer olmalıdır.batı sömürgeciliğinin,ABD-İsrail ihtirasının kırıldığı nokta olmalıdır Suriye.MHP ve ülkücüler bu meselede halkı bilinçlendiren, iktidarı bulunduğu noktanın ilerisine iten ,öncü güç olmalıdır..

1. Körfez öncesi Türkeş'in Özal'la siyasi karşıtlığı dikkate dahi almayarak K.Irak'a girilmesi ısrarının ıskalamasının bedelini ağır ödedik.akıllı geçinenlerin,devlet adamı geçinenlerin Ortadoğu bataklığına Türkiye'yi batmamakla görevli! ihanet ehlinin çalışmaları sayesinde on yıllarca güneydoğumuz terör batağına dönüştü..Suriye'de oluşan kördüğümü gerekirse ordumuzla çözmeyi göze almamanın bedelini,yarın içerde ordumuzla dahi çözememekle ödeyebiliriz.Yangını avlumuzda söndürmenin bedeli her halükarda daha hafiftir.

Birileri bize meseleyi Alevi-Sünni meselesi,birileri Kürt meselesi, birileri İslami terör meselesi olarak pazarlamakta,birileri Suriyeli sığınmacılar üzerinden ,birileri hükmü kalmamış Suriye'nin iç meselesi argümanından hareketle kamu oyumuzun dikkatini dağıtmakta ,meselenin boyutlarını gizlemekte.

Birileri iç politik kamplaşma üzerinden,Suriye'de iktidarın başarısının bizim kampa olumsuz yansıyacağı algısı ile kamuoyumuzu bölme peşinde.Hemen söyleyelim hükümetin meseleye bakışı bizim açımızdan olumlu ancak yetersizdir ve muhalefetimiz bu yetersizliği belirginleştirmek ve yeterliliğe devşirmek noktasında olmalıdır.Hükümetin ayrıntılarda boğulan politikalarını neticelere yönlendirmek zorundayız.Neticeye yürümeyen,savunma pozisyonunda kalan politikaların başarısız olup ağır bedelinin olacağını kamuoyu ile paylaşmalıyız.

K.Irak'a girmenin önünü kesmek için ,istifa eden ilk genelkurmay başkanı olma şerefine erişen! generallerin milliyetçi! tavrının bu ülkeye kaybettirdiklerini göz ardı eden bir milliyetçilik anlayışı MHP'nin milliyetçilik anlayışı değildir, o CHP'nin ulusalcılık anlayışına özgüdür, ne yazık ki MHP yönetiminin anlaşılmaz politikaları sayesinde son yıllarda kamuoyu algısı ''pınar suyu ile ,lağım suyunu'' karıştırmaktadır.

Türkiye'nin Suriye'de kaybedeceği her mevzi muhakkak ki iktidara olumsuz yansıyacaktır,bunun hiçbir kıymeti harbiyesi de yoktur, ancak kaybedilecek her mevzinin Türkiye'nin bölge ve dünyadan dışlanmasına,sürecin böyle yönlenmesinin Türkiye'nin adım adım Suriyeleşmesine sebep olacağını görmemek,en azından Giray han tavrıdır!

MHP VE Ülkücüler,Giray han gafletini ihanete taşıyan içimizdeki batının truva atları ve bunların güdümündeki CHP'den ayrışarak siyaset yapmalı,Halep'in kaybının Adana'nın Antep'in kaybı ile eşdeğer olduğunu her Türk'e anlatmalı buna göz yummayacağımızı bütün dünyaya ilan etmelidir.ABD-İSRAİL-RUSYA-İRAN-AVRUPA ne derse desin bu güçlerin Türkiye menfaatine aykırı Suriye politikaları önünde boyun eğen ve Suriye'nin kaderini tayin noktasından geri adım atan,gerektiğinde ordusu ile Halep'e yürümeyen iktidarı vatana ihanetle suçlayacağını deklere etmelidir.

MHP'nin bahsedilen eksen üzre bir siyaset staretijisi oluşturması,siyasi gündemi ele geçirmesi demektir.Teşkilatlarını ve bütün ülkücüleri böyle bir gündem ve eylem planı ile motive edecek,yeni nesli,milli bir mesele etrafında milli bir ruhla organize edecek MHP,milli bir muhalefet anlayışını örnekleyerek ,iktidarın yegane alternatifi haline gelecektir.

Zor değil,birkaç aylık ciddi bir hazırlık,ciddi bir kampanya ve eylem planlamasıyla ,hedefe kilitlenme işidir.Önemlisi ülkücüleri ayağa kaldırma işidir ki, onlar hazırdır....

Ne dersiniz..? MHP Genel merkezine sesleniyorum..!

Orada lafı bırakıp iş yapmaya niyetli kimse var mı..?

Orda ,''ordu Suriye'ye'' sloganı etrafında seferberlik ilan edecek,Türk milletinin baş kaldırısına önderlik edecek, yigitbaşlarına baş olacak,cesur bir yürek var mı?

Baki selamlar....

YORUM EKLE