Ölmeyi Bilmek

Ölmeyi bilmeyenler yaşamayı da beceremezler.Beceremezler çünki hayat ancak ölümü anlamakla bir mana kazanır.Hayatı maddi,manevi hazlardan ibaret bir zevk arayışı sanan çağımız insanı,kendi ölümünden kaçarken hayatı ıskalar da farkında bile olmaz.

 Hayatın her anını değerli kılan ölüm gerçeğidir halbuki.Kendi ölümümüz,bize has, biricik ölümümüzdür anımızı değerli kılan,aldığımız her nefesi önemli kılan. Bizler ise kendi ölümümüzden kaçarız! Onun önünde kendimizi tanımaktan kendimizle yüzleşmekten kaçıştır bu,faydasızdır.Hayatımıza mana vermekten onu anlamdırmadan bir kaçıştır bu,hayatın bütününe mana veremeyenin de anı değerlendirme ,onun tadına varma,hazzını duyma tatmin olma imkanı yoktur.

Dünya bir imtihan dünyasıdır,zevk ve haz dünyası değildir aslında ve onda bir haz ve zevk varsa oda insanın kendi hakikatini anlaması ile ilgilidir ki;varlık sebebimizi idrak ve anın geçiciliğinde o hakikate uygun davranmaktır hayat.Ölümse o anın kaçırılmaz ,tekrarı mümkün olmayan bir fırsat olduğu gerçeğinin hatırlatıcısıdır ki,anı değerli kılan o dur.

 Her nefes son nefes gibi yaşanmadıkça,ahlaki,insani tavır almak zordur aslında.Her iş ,her eylem ,son işimiz son eylemimiz gibi düşünülmedikçe  ,nefsimizin,dünyevi arzu ve emellerimizin,çıkar ve küçük hesaplarımızın,hakikatimizle aramızda perde olmasına mani olmamız,işlerimiz ve eylemlerimizin safiyetini korumamız imkansız gibidir.

 Ölümü anlamak hayatı anlamak ,ölümü sevmek hayatı sevmektir aslında ve birini diğerine tercih etmek,birini diğerinden değerli, ayrı tutmak kendi gerçeğimizi ıskalamak,insan olmayı anlamamaktır sanki.

 Yaşamayı değerli kılan andaki işlerimiz ,fiillerimizdir ve o iş ve fiiller için yaşıyorsak onlar için ölebilmemiz de gerekir.Ölemiyorsak ,ölmeyi göze alamıyorsak ,iş ve fiillerimizin değerini sorgulamamız gerekir.Ölüm karşısında değersiz olan her iş ve fiilin ,yaşamda da değersizdir ve onun için yaşanmaya değmez.Uğrunda ölebileceğimiz işler için yaşamaktır hayat..

  Ne için ölebileceğimizi belirleyebilmek ve onun için yaşayabilmektir hayat.. Bunun içindir ki ,ölümden korkanlar,ölmeyi bilmeyenlerler yaşamayı da bilmeyeceklerdir.Hayatı anlama ,anlamlandırmada eksikliği her anlarında yaşadıkları boşluş duyguysuyla,tatminsizliklerle ödeyecekler,anın dolayısıyla hayatın kıymetini bilemeyeceklerdir.

  Biz...Ülkücüler,değer verdiğimiz ve şuurunda olduğumuz her cümle için ölebilmenin imtihanını yüzakıyla vermiş bir geçmişin Aklın ,menfaatin,küçük hesapların uğramadığı bir iklimin çoçuklarıyız.Geçmişimizde hayat ve ölümü birlikte kucaklayan ,bunun içinde derin izler bırakan iş ve eylemlerin sahibi idik.Bu geleneği yarına taşımanın yoluda, söylediğimiz her cümlenin,yapacağımız her işin bedelini hayatımızla ödeyeceğimiz şuurunda olmak  ve buna hazır olmaktan geçer.

 Şimdilerde ülkücüler ve ülkücülük hakkında çokça cümleler kuruluyor,çokça şeyler söyleniyorsa da hakikat; bu millet ve ona ruh veren değerler için yaşadığımız ve onlar için canımızı kurban edeceğimiz gerçeğinden ibarettir.

 Bunun karşılığı ne şan ve şöhret,ne ikbal ve istikbal,ne de iktidardır.Beklenti ve umudumuz yüce Hakk'ın rızasından ibarettir ve bunun dışındaki her beklenti arzu ve emel bir aldanış ve sapmadan ibarettir.

 Şüphesiz dünyayı cennet etme çabalarımızın dünyaya katacakları,bizim haz ve mutluluk sebebimizdir,milletimizin bu noktada kazanacağı şeref bizim hak nezdinde ibadetimiz ve iftiharımızdır,rıza ümidimizdir.Ancak fert olarak bizim sorumluluğumuz ve mutluluğumuz; çabamız,cehtimiz,gayretimiz ve samimiyetimizdir.Dikkat ve hassasiyetimizi yoğunlaştırmamız gereken konular bunlardır. Netice ise,hakk'ın takdiridir ve bunun karşısında boynumuz kıldan incedir.

 Hakk adalet sahibidir,yolundaki hiçbir çabayı karşılıksız koymaz, merhametlidir her hata ve kusuru affeder ve bağışlar.Yoluna kurban olmuşların dua'sını tasdik eder ve kutsar.İnancımız budur,bunun için yaşar ve bunun için ölürüz.

İnançlarımız için ölmeyi bildiğimiz için ,onlar için yaşamayı da biliriz,ancak bu bilgi ,yaşamın anlamını Alp'lerde kayak,cennet adasında denize girmek,güç ,kudret ,iktidar ve ihtişam sanan(zamanımızda kendini ülkücü sananlarcada talibi çoktur.)sığ anlayışın idrak seviyesinin çok ötesinde bir bilgidir ki ;ancak hakk ehline,ülkücü'ye malumdur.

 Baki selamlar...

YORUM EKLE