Nuh'un Gemisi, Anadolu..

Her ülkücü Pkk karşıtıdır ,nasıl olmasın ki,milli birliğimize düşman hiç bir örgütü,hiç bir faaliyeti ,çıkış noktası ne olursa olsun kabul edebilmemiz mümkün değildir.Dolayısı ile doğrudan,dolaylı bilerek veya bilmeyerek Pkk'ya hizmet eden her yapıda ülkücülerin düşmanıdır.Pkk son 30 yıldır Türkiye'nin kan kaybı yaşamasından  birinci derecede sorumlu olan bir örgüttür.Kurulduğu yıllarda,Öcalan'ın ilişkide olduğu kişi ve çevreler dikkate alındığında da ,hayli şaibeli devlet içi mahfillerle ilişkide olduğunu artık sağır sultan bile bilmektedir.Bu gün bu durumun fazla bir anlam ve önemi yoktur ancak,Türkiye'nin devlet içi odaklarından şu veya bu yolla ,şu veya bu sebeple güç devşirdiğini  belirtmeden,Pkk'nın nasıl semirdiğini de anlayamayız.Yeteri kadar semirtilip ele avuca geldiğinde de, ipleri içerdeki abilerden dışarıdaki müttefiklerimize! devredilmiş,içeride ki abileriyle eşit oyuncu statüsü ile batının Türkiye üzerinde kullandığı önemli bir enstrüman ,dahası giderek en önemli enstrümana dönüşmüştür.

 Batılı istihbarat çevrelerinin bu enstrümanı devlet içindeki,sivil toplum içindeki,iş çevreleri içindeki diğer enstrümanlarla koordineli olarak ,uyum içinde kullanmadığını düşünmek safdillik olur.

 Bu kısa girişten sonra hemen ilk cümlemize dönelim ve şunu söyleyelim; her ülkücü Pkk karşıtıdır,evet öyledir..Ancak her Pkk karşıtı ülkücü değildir, hatta bazı konjükltürel Pkk karşıtlarının, Pkk'dan daha zararlı olabilmektedir.Bu gün bu cümlenin altının kuvvetle çizilmesi gerektiği kanaatindeyim.

 Açıklayalım..Türkiye'de bir terör örgütü meselesi olarak gündeme gelişinden bugüne PKK meselesinin gelişmesi incelendiğinde Türkiye için en önemli kaybın ,bu meselenin Türkiye ve dünya gündeminde kürt meselesine dönüştürülmüş olmasıdır.Bu pratikte şu demektir; yöntemi olan terör kabul edilemez olsa da Pkk kürt haklarını savunan bir örgüttür.Batılı dostlarımızın !iki yüzlülüğünü perdeleyen  argümanları budur ve el altından pkk'yı desteklemesini sağlayan vasat böyle sağlanmıştır.Pkk gerçeği bu mudur? katiyetle hayır.. Peki bu algı nasıl gerçekleştirilmiştir?

 Türkiye'de mevcut sistemin belli bir azınlık dışında herkesi memnuniyetsiz kılan uygulamaları zaten istismara uygun bir vasatı her türden gayrı milli faaliyete açık tutmaktadır.Hele yanlışlıklar sözde milli devleti koruma adına ,istismarı arttıracak biçimde yapılırsa çalışana! zemin hazır demektir.Devreye giren ''muhalif '' aydınlarımız! ,ideolojileri ne olursa olsun ortak biçimde kalanını halletmişlerdir.PKK her zeminde  batı taşeronu bir terör örgütü olması üzerinden değil ,devletin hataları üzerinden tartışılarak Kürt meselesi ile Pkk meselesinin  iç içe geçiştirilmesi başarılmıştır!ki ;nice iyi niyetli tartışmacıda bu kervana katılmak zorunda kalmıştır .Siyasi yapılarda bu meseleleri ayrıştırma gücünden yoksun,bu hataların taşıyıcısı, aldıkları tavırlarla bu propagandaların destekçisi fonksiyonu görmüşlerdir.Terör dışında, işleyen bu mekanizmanın kurulması ve yürütülmesinde Pkk'nın rolü nedir? sorusuna verilecek cevap önemlidir, çünkü hemen hemen hiçtir...

  PKK'nın üstlendiği rol  terörü giderek  arttırmaktan ve meseleyi her daim sıcak tutmaktan ibarettir,işin önemli kısmını ,sıcak tutulan terör gündemini kürt meselesine eviren güç kimdir? sorusu hayatidir ve Türkiye'nin topyekun meselelerinin çözümü için ,cevabın doğru verilmesi gerekir.

 Türkiye'deki her türlü gayri milli faaliyeti, ihaneti örten ,reel bir soruna bağlayarak perdeleyen,gerçekleri sis perdesi gerisine gizleyen,ters yüz eden birtakım güç odakları vardır ki ,hala Türkiye'de demokrasinin sonsuz nimetlerinden istifade hakkı sadece bu çevrelerin tekelindedir.

 Bugün  inisiyatifini yanlış ve doğrularıyla kendimizin tuttuğu bir süreç yürütüyoruz bence adı bile yanlış, bir barış süreci..Ancak terörün gölgesini tartışmanın üzerinden kaldırması bakımından bile son derece önemli sonuçları olabilir.Tartışma zeminini zehirleyen en önemli unsuru ,silahların susmasını sağladığı oranda ,meselenin salim kafalarca doğru değerlendirilmesine hizmet edecektir.PKK meselesini kürt meselesine eviren ortamı yok edecektir.

  Bu konu üzerinde çok söz söylenebilir ve söylenmektedir de.Gerçek muhatabı halktır, Halkın rahat nefes alması,her türlü baskının ortadan kalkmasını sağlamak ve devlete güveni tesis etmek bu sürecin ana konusu olmalıdır.Pkk'nın mevcut  gerçekliği işin diğer yönüdür ve bu iki yönü ayrı değerlendirmek gerekmektedir..Silahların sustuğu ortamda Pkk zihniyetinin ve ideolojisinin halkı temsil kabiliyetinin kalmayacağı açıktır.Pkk'nın silahı bırakma ve varsa temel haklar ve demokrasi talebi konusu dışındaki hiçbir siyasi talebinin dikkate alınmaması gereklidir.Silah konusunda,elinde silah bulundurması bakımından muhatap alınmasını gerektirmektedir.Bu manadaki muhataplığın dahi sakıncaları ve psikolojik huzursuzlukları yaygınlaştırdığı gerçektir,ancak anlaşılabilir.

  Yazı konumuz barış sürecinin ayrıntıları değil,Pkk üzerinden batıya servis veren çevrelerin bu süreçle ilgili tavırlarını irdelemektir.On yıllarca bitmesini bekledikleri ''kirli savaşın'' bitme ihtimaline verdikleri katkıya! bir bakalım dedik, önemlidir.

 Dün komünist-devrimci ,olup sonra birdenbire liberalleşen ve aniden milletin Müslüman olduğunu fark edip bir nevi İslamcı liberale dönüşen ve AKP'lileşen,son birkaç yıldır ise AKP'nin milliyetçiliğe kaydığı iddiası ile Erdoğan'nın can düşmanı kesilen aydın! takımının ,ana akım medyanın! savruluşlarını ibretle izliyoruz.Bu savruluşun mimarlarının batıdan esinlenmenin çok ötesinde,dünyadaki hakim hegomonik düzenin Türkiye içindeki adamları,doğrudan bu odakların hizmetinde olduğu dikkate alındığında ,bu'' rüzgar güllerinin ''ne dediği önem kazanmaktadır.

 Bu Truva atlarının bir kısmı açıkça kandil üzerinden Pkk'yı savaşı sürdürme çağrısı yapmaktadır.Türk devleti sizi kandırıyor modun da Apo'nun kandırılmasından ihanetine varan söylemle ,Pkk'yı kışkırtma derdine düşmüşlerdir.Diğer bir kesimi ulusalcılık kisvesine bürünmüş hedefinde Türk kamuoyu,Pkk üzerinden kışkırtma denemelerinde.Her türlü provakatif haber ve yorum Pkk ötesinde ,Kürt düşmanlığı oluşturmaya ,kamuoyunda KÜRT-PKK  özdeşleştirilme çalışmaları yapmaktalar.

  Birbirlerini rüyada görse hayra yormayacak çevreler,kişiler işte ,fikirde birlik sağlamış kadim dostlara! dönüştü.Her gün onlarca kişinin öldüğü ,her gün polis asker şehitler verdiğimiz günlerde,Pkk'ya toz kondurmayıp,bölgenin geri bırakılmışlığından,insan haklarından,devletin hak gaspı yaptığından,işkenceden,devlet işbirlikçisi katillerin bölgede cirit attığından bahisle kamuoyunun kafasını bu ''kirli savaş bitsin'' provokasyonu ile bulandıranların ,şimdilerde devleti şahinliğe davet etme sebeplerini iyi okumak gerekiyor.Apo'ya mehdiyeler düzüp,Atatürk ile kıyaslayanların,Türklerden ümidini kestiğini ,Apo  önderliğinde Kürtlere ümit bağladığını ilan edenlerin, birdenbire Kemalist, ulusalcı kesilip,Pkk düşmanı kesilmelerini sevindirici bir durum olarak mı görmemiz gerekiyor?

 Pkk'nın en etkin olduğu dönemlerde dahi Pkk'yı bir tehdit olarak görmeyen Pkk ile mücadele eden özel timden,devlet görevlilerinden,ülkücülerden türlü propaganda ile vatan haini yaratmaya çalışıp,milletin gözünden düşürme çabalarının başını çekenlerin,bugün birdenbire Cizre'nin kenar mahallelerindeki örgüt sempatizanlarının devlet kurma noktasına geldiğini manşetlerine taşıyıp ,kahrolmalarına! inanalım mı?

 Son zamanlarda bu çevrelerin kültürümüzün sinir uçlarını tahrik edecek ne kadar kavram varsa hepsini kullanarak psikolojik bir savaş başlattığını görüyoruz.Vatan ,devlet ,bayrak ,millet, kavramlarını tahkir etmek dışında ağzına almamışlar,vatansever kesildi aniden,aşağıladıkları vatan-millet edebiyatına sarıldılar! ki,sebebini bir durup düşünmek gerek..

 Barış sürecinin nereye evrileceğinden,neye çevrileceğinden endişe duyan vatandaşları anlayışla karşılamak gerekir.Hele ülke bütünlüğü ve milli birliğimize uzanan her elin kırılası olduğunun şuurundaki ülkücülerin kaygılarına ve itirazlarına kimsenin bir şey deme hakkı olamaz.Ancak bahsi geçen malum çevrelerin gerçek endişelerini iyi tespit etmek,iyi okumak,iyi analiz etmekte görevimiz.

   Hayatları boyunca her türlü gayrı milli gelişmeye zemin oluşturmayı görev edinmiş,gafletlerini bir yana koyduk ihanetleri sabit kişi ve çevrelerin barış süreci ile alıp veremediklerinin ne olduğunu doğru tespitimiz gerekiyor ki;bence tek kelime ile bu sürecin gerçekten barışla bitmesidir...

  Evet biz barış sürecinden adı dahil türlü rahatsızlıklar duyuyoruz ve sürecin bizim için hazmı zor yanları bir haylide fazla.Otuz yıldır bu milletin hak etmediği biçimde yönetilen, yürütülen her aşamasında akıl almaz hataların işlendiği mücadelenin,bugün gündeme taşıdığı konuların her biri milli vicdanı kanatacak konulardır.Sürecin ''kardeş kavgasını '' sonlandırmak dışındaki varsa amaçlarını kabul edilemez buluruz.Gönüller kırılmışta olsa,birlikte yaşama ,ortak geleceğe birlikte yürüme,oluşan yaraları sarma adına ,''kan kustuk kızılcık şerbeti içtik'' diyebiliriz.Bunun dışında sonu ayrılığa açılabilecek her kapı bizim için kapalıdır.Bizim için kapalı olan her kapı, bu millet içinde kapalıdır,ortak vicdanın kabul etmeyeceği bir şeydir,şartlar ne olursa olsun bu millet gereğini yapar.

   Türk'ler için Nuh'un gemisidir Anadolu ,batmaz ,parçalanmaz...Dört bir yandan çekildik hep birlikte ,ona sığındık.Son tufan'ın üzerinden de neredeyse yüz yıl geçti ,verilecek verildi ve Anadolu'yu beraberce bir kez daha vatanlaştırdık.Bu mirastan öz kardeşe dahi verilebilecek bir karış toprak yoktur,ortak alacaklarımızsa baki....Hele düşman kışkırtması ile ayrıcalık iddia eden, otuz yıldır can yakan aldatılmış kardeşe ,biraz zorlanarak açacağımız kardeş kucağı hariç verebilecek bir şeyimiz yok.

 '' Devlet baba''nın yüz yıllık müflisliğinden,hatalarından bütün kardeşler çok çekti.Hepimiz onun adına birbirimize özür borçluyuz.Hegomonik dünya düzeninin içerdeki uşaklarının emrinde ,bedel ödemeyen kalmadı.            O'nu yanlış arkadaştan ,yanlış kılavuzdan kurtarmak ,evi adalet ve liyakatle yönetmesini sağlamak hepimizin vazifesi ,O ayrı konu..Bu sebeple aileyi dağıtıp güçsüzleştirmek isteyen zorba ''kardeş''e karşı çıkmak da ayrı konu...Bunun herkesçe iyi anlaşılması gereliyor..

  Bizim süreçle ilgili endişelerimiz,sürecin ayrılık kapısına   yönelmede bir basamak olarak kullanılmasıdır ki ,mümkündür,her şeyin kullanılabileceği gibi ,birileri nasıl terör'ü bu işte kullandılarsa..Ancak bu ihtimal var diye denemememiz gerekmiyor .sürece hakim olup kullanırlarsa?bölünürmüyüz?Asla...Buna kimsenin gücü yetmez,sadece kan daha şiddetli akar ,demokratik hak,tabii haklar ,kürtlerin insani hakları kılıfları da kullanılamaz olur.Ülkenin kan kaybı sürer,birilerinin bunu arzuladığıda açık..

     Beni şaşırtan üzerinde ülkücü kimliği taşıyan kimilerinin ,yandık, bittik edebiyatını bölündük'e  kadar götürmesidir,yanlıştır. Siyasi kazanım uğruna hükümeti eleştireyim derken,bu cümleye milleti alıştırmanın alemi yoktur,tahribatı büyüktür.Meğer bölünmüşüz,millet de bunu kabul etmiş tepki koymuyormuş!Bölünmüşüz ama bak birşeyde olmuyor,gündelik hayat sürüp gidiyor,herkeste keyfinde , öyle mi?  Kaale alacak bir ifade tarzı değil ,ama ülkücüler arasında ''laf''ın yaygınlaşması  dahi yanlıştır.Böyle bir kabulün  ülkücünün ağzından çıkması dahi kabul edilemez.

 Biz hayrı duyar,hayrı temenni ederiz,dostu da ,düşmanı da uyarmak görevimizdir ancak hakikate nazar eder, iman cümlemizi söyleriz ki, bu konuda ''vatan bölünmez'' dir,günü gelir,gereğini yaparız ki;uğruna şehadettir.Vatanın masada kazanıldığını  sananlar, masada kaybedilebileceğini düşünebilir, bizler değil...

  Ortada bir süreç varmış şartlarını bilmiyormuşuz,pazarlıklar belirsizmiş?Lafa bak! Savaşla açlıkla kırılmış,perişan durumdaki durumdaki milletin başındaki 600 yıllık hanedanın padişahı masada kaybetti de ne oldu?Bu millet yırttı attı..Şimdi bir eli yağda bir eli balda iken Pkk'ya mı teslim olacak? B u milletin barışının şartlarını bu millet tayin eder,başkaca hiç bir güç değil,yöneticilerine zaman tanır hepsi o..Aksi ; günah bizden gitmiş, iş başa düşmüş olur hepsi o , daha fazla değil...

  Bu manada bizim için barış sürecinin başı da sonu da bellidir ve rüzgarın nereden ve nasıl estiğini  düşünmek  bizim değil esen batı rüzgarına göre tavır belirleyen ''rüzgar gülleri''nin işidir.Onlarda bizimle ters taraftan endişeleniyorlar,hakikaten barış olmasından ve ellerinden geldiğince yangına su taşıma derdindeler.

  Gerçekten barış bazı batılı ülkeler ve içerdeki batıcı çevreler için tam bir felaket anlamına gelebilir.Türkiye'nin daha uzun yıllar kan kaybını sürdürmesini ve sonunda kucaklarına  aciz biçimde düşecek,devamı için kendilerine muhtaç bir Kürt devleti hayali için uzun yılardır kaynak ve emek harcayan bazı müttefiklerimiz için ,kabul edilemez bir şeydir ,barış.-Onlar bilirler ki böyle bir barış,Türk'ün yeniden yükselişinin ateşlenme rampası olur.Yüz yıldır tarihten kovulmuş Türk'ün yeniden tarih yazma savaşı başlar.İçerdekilerin de dışarıdakilerin de yırtınması,bölgenin tüm fay hatlarının tetiklenmesi ,hatta kırk yıllık takiyyecilerini bile savaşa soyundurmaları ! boşuna değildir...

   Ülkücüler İslamın yüce değerlerini,Türk milletinin hedef ve menfaatlerini nefs'i yerine kaim kılmıştır.Dava adamlığı bizim için ömrü bu uğurda vakfetmenin adıdır.Bu süreçte  her aktörü dikkatle incelemeliyiz,izlemeliyiz,neyi yapıp neyi yapmadığını kimin neyi amaçladığını,kimin kiminle gizli açık ittifakta olduğunu,kimin iyi niyetli kimin hain ,kimin nankör ,kimin cahil olduğunu,kimin işbirlikçi,kimin menfaatperest hasılı neyin ve kimin ne olduğunu iyi tesbit etmeliyiz, lazım olacak...Tüm iyi niyetimizle doğrunun,hakkın yanında olup,hak söz söylemeli,hakkı dilemeliyiz,hakkı güçlü etmenin gayretinde olmalıyız..Meseleden ucuz siyaset devşirmekte bize yakışmaz,felaket tellallığı da...Nazarımız akıbetedir, son sözü ülkücülerin önderliğinde millet söyleyecektir.Hain de ,gafil de,cahilde herkes ondan hak ettiği payı alacaktır.Duamız ve gayretimiz budur.

Baki selamlar.


YORUM EKLE