Mümtaz'er Türköne'nin Öngörüsüzlüğü

Aydın kimliği tarafgirliğe dönüşünce, akıl tutulmasını da beraberinde getiriyor.

Cemaatin hükümetle kavgası ne yazık ki, cemaat safında vaziyet alanların da düşünce sistematiklerini bozdu.

Mümtaz'er Hoca, 2.Mahmut dönemine birazda haksızca gönderme yaparak bugün Türkiye’nin Rusya’yla enerji merkezli yakınlaşmasının üzerine kurduğu komplo teorisiyle felaket tellallığı yapıyor.

Aslında söyledikleri yeni değil. Türkiye, Bakü-Ceyhan projesi başlarken de özellikle Almanya kontrolündeki siyasiler ve sözde aydınlarla bu ve buna benzer tezleri ileri sürüyorlardı.

O günlerde Bakü-Ceyhan petrol boru hattı projesinin konuşulmasından bile Almanlar kızacak diye rahatsızlık duyuyorlardı. Bu tavırlarıyla Bakü-Ceyhan projesini 10 yıl ertelenmesine sebep verdiler.

Bugün şükürler olsun ki, Bakü-Ceyhan petrol boru hattı ve üzerine inşa edilen diğer projelerle Türkiye artık bir enerji ülkesi durumda.

Türkiye’de köşe sahibi olan yazar tayfasının bir özelliği de siyaseti hamaset üzerinden okumaları.

Türkiye’nin ekonomik gerçekliklerine bakmadan hatta ekonomik dinamiklerini bilmeden fikir vermeleri kendilerini fikir münafığı durumuna sokuyor haberleri yok.

Türkiye, Rusya ilişkilerini coğrafi gerçeklikler üzerinden bakmazsanız reel sonuçlara ulaşamazsınız.

Hele ki sadece petrolün varil fiyatı üzerinden ekonomi konuşursanız, sadece mavra yapmış olursunuz.

Bir kere şuna dikkat edin. Batının Rusya’ya koyduğu ambargo Türkiye’nin en sıkıntılı kesimlerinin önünü açmıştır.

Türkiye’deki özellikle tarıma dayalı işletmeler belki de son 10 yılın en verimli dönemini geçiriyor.

Rusya’ya girecek tır sayısının üzerindeki tahtinin de kalkması nakliyeci kesiminin ve sanayi üretimi yapan ufak ve orta kesim üreticileri de hareketlendirdi.

Türkiye, Rusya ve Türk cumhuriyetleriyle ticari ilişkisini sadece ikiye katladığı zaman cari açığın neredeyse yarısını kapatıyor ki, bunu petrol varil fiyatlarının da nerdeyse yarıya düşmesiyle ekonomiye vereceği ferahlık belki de 10 yılların fırsat durumu olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye’nin Avrupa’ya sattığı mal çeşitliliğine bakarsanız görürsünüz ki, Avrupa için olmazsa olmaz türlerdir.

Avrupa Türkiye’den aldığı malları Türkiye fiyatları ve kalitesinde Türkiye’nin teslim ettiği hızla başka ülkelerden sağlama imkânı bulsa hiç gözümüzün yaşına bakmaz zaten başka pazarlardan sağlar.

Türkiye’nin söylediği bir başka noktada Avrupa birliği Amerika yakınlaşması ki, Mümtaz'er Hoca burada da yanılmış Almanya’nın güçlü Euro inadı ve ısrarla Ukrayna’ya sahip olma isteği ve başka onlarca sebepte sayılabilir Amerika ve Avrupa’yı bir daha asla bir araya getiremez hale getirmiştir.

Avrupa, Amerika belki de son 30 yılın en kötü dönemini geçiriyor. Almanya’nın tasarruf fonları üzerinden Amerika’yı sıkıştırması Amerika’nın Fed kozunu oynaması bu yüzdendir.

Fed’in faiz artırımına gitmesi gelişmekte olan ekonomilerden ziyada başta Almanya olmak üzere Avrupa’daki diğer Fransa, İtalya, İngiltere ekonomilerini vurur ki bu kadim Avrupa’nın bir daha asla toparlanamaması demektir. Görülecektir ki, Fed faizi arttırımına gitmeyecektir.

Türkiye artık başta ekonomisini ve siyasetini ayrıca eğitim ve kültürel planlamalarını coğrafya gerçeklikleri üzerine kurgulamalıdır.

Buda yetmez Türkiye gümrük birliği anlaşmaları dâhil tüm Avrupa ilişkilerini yeniden değerlendirmelidir.

Türkiye bir müstehlike ülkesi değildir. Türk milleti misyonu olan sosyolojik gerçeklikleriyle kendine has iddialarıyla yaşayan bir büyük millettir.

Yıllardır seçkinci jakobenlerin dayattığı modellerin alternatifleri vardır ve alternatifleri belirlenmesinde bu coğrafyanın dinamikleri ana unsur olacaktır.

Mümtaz'er Hoca’nın saf tuttukları yenilmişlik hissiyle Almanların kucağına oturmuşsa her kesimden aynı tavrı beklemek ve milleti hezeyanlarla ürkütüp acaba dedirtmek Mümtaz'er Hoca’ya yakışmıyor.

Mümtaz'er hoca’nın şahsi kavgalarını proje gibi taşıması ve bunu hükümetin şahsında Türk milletine dayatması şık olmuyor.

Ayrıca Türk İslam kültür kavgacısı olmuş birine de hiç yakışmıyor.

YORUM EKLE