Mottaynay

Akio Morita, Japonya’nın Vehbi Koç’u olarak bilinir.

Kitabı ülkemizde “Japon Mucizesi” adıyla yayınlandı. Kurduğu dev'şirketin hikâyesinde Japonya’nın büyük gücünün kaynağını anlatıyor. Japonya’nın olağanüstü kalkınmasının temelinde “Japon millî kültürü var” diyor. Bu söz ülkemizde çok söylendi. “Japonlar törelerine bağlı oldukları için kalkındı” denildi. Törelere bağlı olmak her zaman kalkınmaya yardımcı olur mu? Töresine göre değişir.

Bir de ileri sürülen iddianın ispatı gerekir. Nasıl olmuş da, Japon kültürü, Japonların mucizevî gelişmesini sağlamış? “Yamoto Damaşi” diye bir kavram var, “Japon ruhu” demek. Japonları en çok heyecanlandıran söz.
“Mottaynay” ise bir başka tılsımlı söz Japonlar için. Akio Morita bu söz üzerinde çok duruyor. Mottaynay kavramı olmasaydı Japon kalkınması olmazdı. Ne demek Mottaynay? Yeryüzünde ne varsa hepsi Yaratıcı’nın insana hediyesidir. Bir bardak su da, bir avuç pirinç de. Onların israfı büyük günahtır. İsrafın önlenmesi için en etkili çare. İsraf önlenirse ne olur? Kaynak tasarrufu olur. Maliyetlerden düşme olur. Verimlilik artar. Sermaye birikimi olur. Biriken sermaye yatırımlara yönelir. Daha ne olsun...

Japonlar çok çalışıyorlar, az harcıyorlar, mütevazı yaşıyorlar. Kimseye muhtaç olmuyorlar. Sıkıntıları da oluyor tabii. Dış ödemeler dengesi fazla veriyor. Dışarıda döviz harcamanın yollarını arıyorlar. Dışarıya turist göndermeyi teşvik ediyorlar.

Asıl soru şu: Japon kültüründe Mottaynay var da, bizde yok mu?

“İsraf edenler şeytanın kardeşleridir”, “Bütün israflar haramdır”, “Irmak kenarında abdest alacak olsan da, suyu yeteri kadar kullan” hükümleri bizim kültürümüzün temel kurallarından değil mi? Ama nerede? Biz çoktandır kültürümüzle barışık olmayan bir toplumuz.

Şu gün ortasında gerekli gereksiz yanan elektrik lambalarına bakınız. Kimse seyretmediği halde çalışıp duran televizyonlara bakınız. Hiçbir iş yapmadan devletten binlerce dolar alan, içerideki ve dışarıdaki müşavirlere bakınız. Ülkenin en yetişmiş memurları oldukları halde bir kenara atılan merkez valilerimize bakınız. Ülkenin genç yaşta emekli edilen yetişkin memurlarına bakınız. Görevini unutup mahke- mecilik oyunlarına dalan yasama organımıza bakınız. Milletin emaneti olan zamanlarını gereksiz işlere ayıran yürütmecilerimize bakınız.

Şu “vakit öldürmek” sözünün geçerliliğine bakınız.

Kendi kendimizi kandırmayalım. Biz israf toplumuyuz.

Sırf israf ve tasarruf sözlerinin anlam ayrımını bilmeyen bazı aydın- lanmıza bakarsanız halimizden de memnunuz.

Tabii ki elektriği, suyu, kâğıdı çok kullanmalıyız. Ama “kullanmalıyız”, israf etmeden. Yani ihtiyaç olan yere sarf etmeliyiz ama israftan kaçınmalıyız.

YORUM EKLE