Millet ve Romantizm

Millet, değerler manzumesi ortak olan, feragat, fedakârlık ve aşkla duyduğu mensubiyet şuurunun birleştirdiği, kader birliği yapmış insan topluluğudur. Millet kavramı, mensubiyet şuuru ile bir araya gelmiş insanları güçlü kılan, yaşama ve yaşatma azmini yükselten, azamet ve yücelik duygusu kazandıran, dinamizmini artıran ve geçmişten geleceğe taşıyan, sevgiyi, saygıyı, sadakat ve muhabbeti devamlı kılan romantizmi de içinde barındırır.

Milletleri yükselten itici güç milliyetçilik dediğimiz işte bu romantizmdir. Bu romantizmi yok etmek isteyenler, ayaklarının altına alanlar millet düşmanıdır. Milletin milliyetçi duygularını, romantizmini yok etmeden vatanı bölünemez, egemenliği tartışılamaz, limanları satılamaz, tersanelerine girilemez, değerleri pazara dökülemez.

Bugün ayaklar altına alınan milliyetçiliğimizle medeniyetler kurduk, üç kıtada, yedi iklime adaletle hükmedip, nizam getirdik. Çağ açıp, çağ kapattık. Küller içinden milli devleti çıkarttık. Yeseviler, Nesimiler, mevlanalr, Hacıbektaşlar, Nizamiler, Fuzuliler, İbnisinalar, Cabirler, Harizmiler yetiştirdik. İdare ettiklerimizi hakir görüp üstünlük sağlamadık, adaletimizle cihan padişahını tebasının karşısında yargıladık.

Milliyetçiliği ayağının altına alanların idaresinde sözde ilim adamı hırsızın fetvacısı, adalet de, hırsızlığın aklayıcısı olma fütursuzluğunda.

Fert bazında ele alındığında romantizm; insanı insan yapan inanç, iman, sevgi, şefkat, merhamet, fedakârlık feragat gibi insani değerlerini yükseltmesine, azmini güçlendirmesine, insanın akılcı ve üretken olmasını sağlayan insanı disipline eden insani bir olgudur. İnsanda romantizmi sayesinde güç ve azamet kazanır.

Türk milliyetçiliği, kavram itibariyle ırk kavramının üzerinde, asabiyeti reddeden, birleştirici, kuşatıcı, tamamen hissiyata dayalı bir anlam ihtiva eder. Türk milleti emperyalist bir millet olmadığı için milliyetçilik anlayışı da asimilasyoncu değildir. Tarih, Türk milletinden başka bir milletin idare ettiği toplumların dil, din, kültür değerlerini koruyup, hürriyet içinde bu değerlerini yaşamalarını sağlayan başka bir milleti yazmaz. Türk milletine asimilasyoncu diyenler emperyalizm beslemesi müfteridir.

Türkiye’de insanı anlamayan, millet tanımına yer bulamayan özürlü zihniyetlerin birleştiği ortak nokta; fert bazında romantizme, millet bazında milliyetçiliğe düşman olmalarıdır.

“Benim yaradılışımda bir fevkalâdelik varsa, o da Türk olarak dünyaya gelmemdir.” Diyerek Türk olarak yaratılmanın fevkaladelik olduğunu dünyaya ilan eden ve bir Türk milliyetçisi olan Atatürkü sömürenlerin, emperyalist besleme terörist bölücü şovenizmin, Marksist sınıfçı sömürücülüğün, liberal ferdiyetçi sömürücülüğün, teolojik sömürücülüğün, karşısında birleştiği tek payda Türk milliyetçiliğidir.

Bu özürlü zihniyetlerin birbirlerine olan bağı, yakınlığı sarı öküzün, boz öküze, boz öküzün de sarı öküze olan bağı, yakınlığı kadardır.

Madem meseleye sarı öküzü kattık, öküzler aleminede bir bakalım.

Şöyle ki; sürüler halinde yaşayan akıldan ari öküzleri bir arada tutan inanç, duygu ve düşünceleri, idealleri değil içgüdüleridir. İlişkilerinde etkili olan ekonomik ve ekolojik şartlardır. Çoğalmaları, beslenmeleri ekolojik denge içinde ve içgüdüseldir. Yeşille beslenirler. Yeşil hem yemleri me değerleridir, dolarla alınır, satılır oldular. Öküzler dünyasında helale, harama yer yoktur, doydukları bilimsede doyacak kadar yedikleri bilimsel rivayettir, yedikçe semirirler, semirdikçe böğürürler. Aynı kolonideki öküzler arasında paralellik içermeyen rekabetleri sınırlıdır. Kin, nefret, düşmanlık bilmezler. Birbirlerini yalamaları örtbas etme romantizmi değil, içgüdüsel güven dayanışmasıdır. Bu bakımdan öküzler arasındaki hiyerarşi bozulmadan devam edip gider.

Allah öküzlere romantizm bahşetmiş olsaydı Allah şahit arzı boynuzunda taşıdığı söylenen sarı öküz değil ayaklarının altına almak, belkide boynuzuna taç yapardı. Hikmetinden sual olunmaz, maatteessüf Allah öküzlere o yüksek değeri kısmet etmemiştir.

YORUM EKLE