MHP'de Kongre Süreci

 Sekiz tane nota var. Do,re,mi,fa,sol,la,si ve do(ince).
En muhteşem senfonilerin hepsinin temelindeki dil sadece bu 8 simgeden ibaret.
Mozart da bunları  kullandı, Dede Efendi de.
Kulağı tırmalayan nefsi azdıran protest müzikte ve ruhumuzu dinlendiren sufi müzikte aynı notaların farklı diziliminden başka bir şey değil.
 
Harfler, kelimeler de öyle.
Bilgi; ete, kemiğe bürünmüş harflerin kelimeleşmiş hâlinden başka bir şey değil.
 
Konuşuyor fakat anlaşamıyorsak, yazıyor fakat anlatamıyorsak bildiğimiz harfler ve dizdiğimiz kelimeler ölmüş demektir. Yani ruhsuz yani  hikmetsiz.
 
Bilgi, hikmet elbisesini giymezse  sahibini “ kitap yüklü merkebe” döndürüyor.
 
Öğretmenlerimizi niçin çok severiz biliyor musunuz?
İlk defa öğrettikleri  her şeyi, bizden daha çok bildiklerine sevgi ile   inandığımız ve onlara öğrettikleri şeyler üzerine her şeyi rahatça kaygısız sorabildiğimiz için.
Danışılacak oldukları için, yol gösterdikleri için.
 
Notaları, yüksek matematik bilmemesine rağmen, kulağında hissettiği  ses tonları sayesinde  İlahi sırrı fısıldar gibi ritme sokan besteci ile harfleri ve kelimeleri kendi bulmasa da bir kuyumcu hassasiyeti ile ruhumuza mıhlayarak işleyen şair ve yaratma fiilinin sırrını bilmese bile eşyadaki şeklini ve rengini tuvale döken ressam hep aynı şeyin peşindedir: Hikmetli bilgi.
 
Bizim unuttuğumuz ve bugün en çok ihtiyacımız olan şey.
 
Şaşkın ve tarumarız.
Hikmetli bilginin hazzını tatmış bir nesil, imamesi kopmuş tespih taneleri gibi dağılmış durumda.
Hikmetli bilginin hazzını duymuş  fakat  tatmamış bir nesilde kendini imameli tespihin taneleri zannediyor.
Kalabalıklar hâlinde herkes birbirlerine  karşı. Sevgisiz, saygısız.
Tam bir fetret hâli.
 
39 milletvekili, 15 divan üyesi,14 merkez disiplin kurulu üyesi,77 merkez yürütme kurulu üyesi,80 il başkanı,729 ilçe başkanı,153 belediye başkanı,3059 belediye meclis üyesi ve 28.315 il ve ilçe yönetim kadrosu. 1232 genel kurul delegesi.
Toplam: 33.698  tüzel kişilik temsil yetkisine sahip kişi. Bazılarında dört şapka, üç şapka aynı başta.
 
13 yılda 10 seçimde  mağlup olmuş Meclis'in en solunda, taca çıkmış bir partinin mevcut kartvizit sahibi bugünkü kadrosunun sayısıdır yukarıdaki rakam.
 
Bu kadro sessiz.
Bu kadronun yüzde biri 336 kişi eder.
Bu yüzde birin onda biri ise, yani toplamın binde biri 33 kişi eder.
Olağanüstü genel kurul isteyen adayların yanında siz hiç aynı anda  açıktan ve cesurca ben buradayım diyen bu binde bire dahil bir görevdeki yetkili görebildiniz mi?
 
Peki bu 33.698 kartvizitli kişinin sessizce seyrettiği olağanüstü kongreyi isteyenler kim?
 
Baştan beri, Bahçeli ile olmaz diyenler,sonradan Bahçeli ile olmaz diyenler, Bahçeli'nin ihraç ettikleri,uzaklaştırdıkları, uzak tuttukları,tekrar milletvekili  yapmadıkları,yönetimlere gel deyince gelip  git deyince gönderdikleri, seçim başarısızlıklarından illallah diyen ülkücüler ve artık seninle olmuyor, varsan biz yokuz diyen  MHP'li milyonlarca seçmen.
 
Bu 33.698 tüzel kişi sebebi ne olursa olsun, bir kısmı  gündüz Bahçeli'ye, bir kısmı gece karanlığında muhalefete ve kahır ekseriyeti de lal olmuş tedbirli yüksek siyasi bilge pozunda pusuda sessiz dururken değişim beklemek,kongre beklemek ne akıl işidir ne de sıhhatli bir ruh hâlidir.
 
Bu binlerce kişi rengini, kokusunu ve duruşunu gizlerken toplanacak imzaların sayısı  ki çok anlamlı ve değerlidir, 621 olsa bile tek bir şeyin sonucuna gebedir: itikat var, takat yok.
 
Peki o zaman kim haklı? Kim vebal altında?
Bu 33.698 kişi mi?  yoksa muhalefeti temsil için ben varım diyerek ortaya çıkanlar mı?
İki taraf  da kendince haklı.
Fakat vebal hepimizin.
Ciddi analize  muhtaç bir tablo.
İçeridekiler sessiz, dışarıdakiler isyan hâlinde.
 
Mizahi görüntü şu:
Dışarıdan gelecek olanlara kapıları sımsıkı kapalı bir kalede,  oligarşik bir yaşam süren azınlık.
Kalenin vatan demek olduğuna inanan milyonlar ise surların dışında.
Kalenin surlarından her salı  günü bağıran bir  kral.
Surların dışında tutulan kale aşıkları, seçimden seçime kalenin tapusunu yenilemek ve krala sunmak için “öğretilmiş acizlik” içinde bıkmadan usanmadan sandığa gidiyorlar. Sonra tekrar kale duvarlarının önüne gelerek “kral istifa” diye bağırmaya başlıyorlar.
 
Müesses bir nizamı ayakta tutan  sistem kendi içinde “simbiyotik bir” yaşama dönüşmüş ise sistemin çoğunluğu yeni bir  yaşam alanından emin olmadıkça saf değiştirmez ve harekete geçmez.
 
MHP’de değişim ve yeniden diriliş için iki aşamalı tek bir yol var.
Birinci  aşama  “tüzel kişiliğin”  içinden,  parlamento ve divan hariç (özellikle),  görev ve yetki sahibi ciddi sayıdaki kadroların önderliğinde bir dip dalgası ile birlikte   oligarşik  yönetimi açık ve net istifaya çağırmak ve gereği için kongre talebinin bu kesimlerce  ısrarlı bir şekilde gündemde tutulmasını sağlamaktır. Üç beş kişiyi ihraç edebilirsiniz, fakat aynı anda yüzlerce kişiyi ihraç edemezsiniz.
 
İkinci aşamada, bu ısrarlı kongre talebi devam ederken birleştirici bir aday etrafında, sorunun sadece genel başkan ve yönetim kadroları ve üslubu olmadığının şuuru ile fikri yoğunluğu yüksek yeni bir teşkilat ve icraat programını hazırlayarak normal il kongre sürecine hazırlanmaktır.
Birinci aşamada Bahçeli'nin istifası ile seçimli kongrenin önünü açması bir sürpriz olup böyle bir durumda da karşımızda en çok dikkat edilmesi  gereken  problem bir “değişimden” çok bir “devir teslim”in olma ihtimali olacaktır.
 
Bilindiği gibi mevcut adaylardan kesin aday Dr. Selim Kaptanoğlu hariç muhtemel adaylığı beklenen  üçü, tüzük değişikliği ile delege imzasına dayalı olağanüstü kongre istemektedir. Fakat buna karşılık  birkaç gün önce bir grup adına yapılan açıklamada imzası olan ve  sonra aday olacağı söylenen arkadaşımız ise öncelikle “istirhama ve ricaya “  dayalı,  bizzat  Sayın Bahçeli’nin kongre sürecini başlatmasını istemesi, ister istemez aklımıza yukarıdaki ihtimali getirmektedir.
 
Bu demektir ki dün, bugünkü sorunun kaynağı olanlar gelecekteki çözümün odağı olmak üzere hazırlık yapıyorlar.
Partinin içinde olmalarına,  her makam ve odaya görevdekilerin arkadaşları olmaları hasebiyle rahatlıkla girmelerine rağmen bugüne kadar fikri eksen kaymalarında sessiz kalanlar, Türk dünyasını öksüz bırakan tüm uygulama ve yasaklara duyarsız olanlar, adaletsiz ve liyakatsiz oligarşik yapıya rıza gösterenler, N. Tandoğan hatırlatması ile “ Bir değişim gerekli ve kaçınılmaz ise o muhalefette bizden sorulur.”  tavrı; muhaliflere, muhalif olma çizgisi tehlikeli bir devir  teslimin habercisidir.
 
Bilinen klasik bir laf dolanır eskiden beri komplo teorisi sevenlerin dilinde.
“ Türkiye, Türklerin yönetimine bırakılamayacak kadar önemli bir ülkedir.”
Kim bilir, belki de bu lafın saklanan gizli girişinde öncelikle,  “ MHP, ülkücülerin yönetimine bırakılamayacak kadar önemli bir partidir” diye yazılmış, fakat galiba aşırı dikkat sarf edilerek söylenmemektedir.
 
Hilal dönüşünü muhakkak tamamlayacaktır ve ülkücüler bu dönüşün öncüleri olacaktır.
YORUM EKLE