MHP'de Değişim ve Diriliş Süreci

 1 Kasım seçimleri sonrası MHP’deki değişim ve yeniden diriliş heyecanı artarak devam ediyor.

Artık bir tarafta yönetim bir tarafta muhalefet yok.

Bir tarafta Ülkücü hareketin emanetlerine halel getirdiği için meşruiyetini kaybetmiş bir yönetim, diğer tarafta emanetlerini geri almakta kararlı Milliyetçi Hareketçiler var.

Ülkücü hareketin geleceğini dolayısıyla Türk milletinin geleceğini belirleyecek çok çok önemli bir süreçten geçiyoruz.

Gönüllerde meşruiyetini kaybetse de hukuki olarak yaptırım gücünü temsil eden MHP yönetimi öncelikli olmak üzere; değişimin ve dirilişin heyecanını duyan Ülkücüler büyük bir sorumluluk içinde davranmak mecburiyetinde olduklarını bu süreçte asla unutmamalılar.

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki ülkücü hareket, varlığı ve potansiyel gücüyle Türk milletinin gizli, açık tüm düşmanlarının bu topraklar üzerine kurduğu hayalleri kabusa çevirecek olan en güçlü ve teşkilatlı tek sivil güçtür.

Türk devletinin resmi savunma güçlerinin içinden de azimle, kararlılıkla ve büyük bir moralle cephede savaşan kahraman ülküdaşlarımızın da varlığından hepimiz gibi devlet ve millet düşmanlarının da haberdar olduğunu ayrıca hatırlatmakta fayda var.

Bu değişim ve diriliş sürecinde ilk ve değişmez önceliğimiz, birlik ve beraberliğimizi bozacak hareketlerden, söz ve davranışlardan uzak durmak olmalıdır.

Sayın Bahçeli’nin ve Divanının bu noktadaki hassasiyeti ve dikkati en üst düzeyde olmak mecburiyetindedir.

Sertlik, hakaret, iftira, tahrik ve rest çekme hakkı olmayan tek makam yönetim makamıdır.

MHP’yi ve ülkücü hareketi bölmek, parçalamak ve dağıtmak için her zaman hazır bekleyen Türk düşmanlarının fitnesine fırsat verilmemelidir. Onların fitnelerinin sızacağı fay hatlarının ortaya çıkmasının sorumluluğu sadece ve sadece genel merkezindir.

Çünkü birlik ve beraberliğin sağlanması bir yönetim sorumluluğudur.

Kongre isteyen ve değişimin kaçınılmaz olduğuna inanan ülküdaşlarımızı hain, cemaatçi, diasporacı, iktidar uşağı gibi alçaltıcı, hakaret dolu ifadelerle suçladıktan sonra bir de hesap sorulacak gibi açıklamalarla tehdit etmek cinnet hâlinden başka bir sözle açıklanamaz.

Geçmişte bilenler bilir. Boşboğazlıkla yapılan tehditler ve gevezelikler yüzünden üstlerine ihale kalanlar ve bu yüzden yıllarını cezaevlerinde geçirenler olmuştu.

Genel Merkezin kendilerine olan muhalefeti, MHP’ye ve ülkücü harekete yapılıyor iddiası ile savunma yapması tam bir şark kurnazlığıdır.

Beceriksizliğin, kötü yönetimin ve bir düzine seçim yenilgisinin sorumluluğunu alması gerekenlerin MHP ve Ülkücülük kalkanının arkasına saklanması hiç şık olmuyor ve çok sırıtıyor.

Ülke bu hâlde iken MHP ile uğraşmayı hainlik ve düşmanlık olarak ifade edenler önce şu sorunun kendilerine sorulacağını bilmeleri gerekir.

Siz, ülke bu hâle gelene kadar 18 yıl boyunca ne yaptınız?

“Tek başına iktidar olamadık halk bize oy vermedi ki icranın başı olarak gereğini yapalım.”

savunması ülkücü hareketin tarihini bilmemek olur ki bu durum daha da feci bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzun resmidir.

Adaylığını açıklamış ve imza yoluyla tüzük değişikliği için olağanüstü kongreyi toplamaya çalışan arkadaşları demokrat bir olgunlukla karşılamak yerine “düşman“ algısı ile reddedip mücadeleye hazırlanmak ülkücü harekete yönetim eliyle tuzak kurmaktır.

Değişim isteyen adayları yeterli ve hak sahibi görmemek başka şey; hakaret, karalama suçlama, tehdit ayrı şey.

Bu durum adayları tenkidi aşar, birliği, bütünlüğü tehdide, tehlikeye sokar.

Bu hususu ilk bilmesi gereken Genel Merkez olmalıdır.

Muhalefetin de çok dikkatli olması gerekir.

İki temel stratejik hatayı yapmaktan kesinlikle kaçınmalıdırlar

Birincisi, hedeflerinin demokratik ve adil bir kongre olduğunu, kendilerinin genel başkan olma hedeflerinin önceliğinin ikinci sırada olduğunu, birinci hedeflerinin kesinlikle değişim olduğunu açık ve kesin olarak ifade etmeliler ve yakın çalışma arkadaşlarını da bu öncelikler konusunda sürekli uyarmalıdırlar.

İkincisi ise safları dağıtıcı ve birbirlerini suçlayıcı sözlerden ve de kendi çevrelerinden yayılan ve birbirlerini tenkit eden ifadelerden kesinlikle uzak durmalıdırlar.

Genel Merkezin, benden sonra tufan yaklaşımı ile muhalefetin, gitmezseniz MHP baraj altı kalır, artık size oy yok yaklaşımı, birliğimize ve bütünlüğümüze yönelik aynı şiddette bir tehlikeyi işaret eder ve aynı yanlışın farklı cephe ve ifadelerle tekrarından başka bir anlam taşımaz.

Ülkücülerin ve Türk milliyetçilerinin tek bir partisi vardır o da MHP’dir.

Adamdan vazgeçmekle, partiden vazgeçmek arasındaki farkı görmeyi engelleyen tek şey nefsin perdesidir.

İmza yoluyla değişim sürecini gerçekleştirmenin geçmiş tecrübelerle zor olduğunu hepimiz biliyoruz. Partilerde yönetim değişikliklerinin normal kongreler ya da genel başkanın istifası yoluyla yapılabildiğinin örnekleri var. Fakat olağanüstü kongre ile hem de üst üste iki kongre aşaması ile yönetim değişikliği yapıldığının, değil siyasi partilerde dernek ve sivil toplum kuruluşlarında bile bir örneği bulunmamaktadır. Kanun koyucu partilerin tüzel kişiliklerinin yönetim kadrolarına bu konuda kendilerini korumak için çok büyük yetkiler tanımıştır.

Bilinen bu gerçeklerin ışığında girilen yol, uzun, yıpratıcı ve neticesi kesin olmayan bir süreç olmasına rağmen bu yolu tercih eden arkadaşlarımız tüzüğün kendilerine verdiği bir hakkı kullanmaktadırlar.

Artık bir şey iyice belli olmuştur. Ülkücü hareketin ortak aklı ittifakla Bahçeli yönetiminin istirahatına karar vermiştir.

Ve ülkücü hareket meselenin sadece bir yönetim değişikliği ile halledileceğine inanmamakta çok daha etkin fikri ve kurumsal hazırlıkların yapılması gerektiğine de ayrıca inanmaktadır.

MHP’nin yeni genel başkanı, kongre salonuna girmeden önce, genel başkan olacağını bu çalışmaları ve hedeflerini ülkücü hareketle paylaştıkça çoktan göstermiş olacaktır.

Kongre ise sadece resmi prosedür olarak kalacaktır ki bu tablo milletimizi de heyecanlandıracak MHP iktidarı için sabırsız bir beklentiye sebep olacak, belki de bir erken genel seçimin kapısını açacaktır.

İşleri düzeltecek, birliği sağlayacak, adil bir yönetimle MHP’yi iktidara taşıyacak bir genel başkanı milletimiz elbette ki ve kesinlikle fark edecek ve AKP’nin artık kendisine ağır gelen ve çaresizlikten evet dediği iktidarının, sonradan görmeliklerinden, sığlığından ve başımıza açtığı belalardan kurtulmak isteyecektir.

Göreceksiniz aynen böyle olacaktır.

YORUM EKLE