MHP ve Başkanlık Sistemi


Beyinler fikri ve fikrin oluşturduğu hedefleri kaybettiler mi kendilerini güvensiz kıldıkları gibi fikirlerini de değersiz kılırlar.

Türk milliyetçiliğinin en dinamik hedefi “Güçlü Devlet, Milli İktidardır.

Güçlü devlet, milli iktidar gücüyle Türk İslam birliğini kurmaktır.

Hedef budur; inananlar gelir, inanmayanlar başka mahallerde bulunurlar.

Biz Başbuğ Türkeş’e Milli Devlet, Güçlü İktidar vadettiği için inandık. Biz ancak Milli Devletle ve Güçlü İktidarla Turana varacağımızı ve Turandan hep beraber Hilal Medeniyeti oluşturacağımıza iman ettik.

Bu hedefe nasıl gidilir?

Başbuğ Türkeş şöyle söylüyor “Milliyetçi Hareket, milli bünyenize ve şartlarımıza uymayan, temeli Avrupa’nın liberal ve sosyal demokrasisine dayanan bugünkü Anayasayı başından sonuna kadar değiştirecek, milli demokrasiyi bütün müesseseleri ile kuracaktır. Bu cümleden olmak üzere parlamenter hükümet sistemi yerine Başkanlık Sistemini getireceğiz. Bu sistemde Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık yetkileri bir şahısta toplanacak. Temelinde otorite, güven, disiplin olan bir hükümet doğacaktır. Milli demokrasinin diğer müesseselerini bilhassa TRT’yi, Anayasa Mahkemesini, Danıştayı, Yargıtayı, Üniversiteleri, Yüksek Hakimler Kurulunu milli menfaatler ve güvenliğimize uygun olarak değiştirip yeniden kuracağız.”

Böyle devam ediyor. Orjinal metne bakmak isteyenler Alparslan TÜRKEŞ’in bizzat kendi ismi ile yayınladığı “Temel Görüşler” kitabına bakabilir, hatta bakmalıdırlar.

Biz Türk Milliyetçileri, Ülkücüler; inançlarımızı ve doğruluğunu test ettiğimiz fikirlerimizi bakışlara, gruplara, kitlelere göre değil, hedeflerimize göre belirleriz.

Başbuğu’muzda hem o günkü siyasetine uygun olarak hem de tarihe not oluşturmak adına inandığı yönetim şeklimizi “Temel Görüşler” kitabında kaleme almış, Türk Milletinin sosyolojik ve dinamiklerini ve coğrafyanın doğurduğu şartları da inceleyerek Başkanlık Sistemini tavsiye etmiş ve bu fikrinde de inat etmiştir.

Peki MHP’ye ne oluyor?

Bugün iktidardakileri gömlek değiştirdi diye eleştirenler, çaktırmadan gömlek değiştirdilerde haberimiz mi olmadı? Böylesine hayati bir konu şahıslar üzerinden o günkü siyasi şartlar üzerinden okunabilir mi?
Gerçi bu tavırlar Devlet Bey’in Genel Başkanlığındaki MHP için anormal değil.

Dünde ikiz yasaları imzalarken, Kemal DERVİŞ gibi bir ajana Türkiye’nin ekonomisini teslim ederken, bugün eleştirilen Güneydoğu politikalarının temelini atarken de farklı davranmamışlardı. Gücünü kendini var eden fikirlerden o fikirlerin yetiştirdiği kadrolardan almazsanız, düşeceğiniz durum da budur. Kıymete aldıklarınız Ülkücüler yerine Vatikan’ın kucağında yetişmiş biraz liberal, biraz Müslüman cemaat müptezelleri olursa gün gelir kasetleriniz ortalığa dökülür. Gün gelir fikirlerinizden ve inançlarınızdan vazgeçersiniz.

Yetmedi mi yaşadıklarınız?

Yetmedi mi 2000 yıllık tecrübelerin ışığında Türkeş’in dizinin dibinde yetişmişlerle kavganız?

Yetmedi mi Türk İslam davanız?

Yetmedi mi ölümüne verilmiş kavgaların tecrübesi ve birikimi?

Yetmedi mi?

Hala aklınızı başınıza almıyorsunuz.

Yazık…

YORUM EKLE