MHP Siyasetin Dışına İtiliyor

7 Haziran seçimlerinin üzerinden bir ay geçti. Geçen sürede yapılan tartışmalardan seçimin ortaya çıkardığı sonuçları siyasi partilerin ve siyasete ilgi duyan odakların isabetli okumalar yapmadığını anlıyoruz. Bu sebeple de Türk siyasetinde yeni bir devrenin başlangıcı sayılacak seçimin ortaya koyduğu sonuçların tartışılması yeni seçimlere kadar devam edecektir.

7 Haziran seçimlerinde seçmenin verdiği mesajların başında CHP dâhil, topyekûn sol bir araya gelse bile Türkiye de solun iktidar olmasının hayal olduğudur. Diğer bir mesajda Tayyip Erdoğan’ın mevkii ve makamı ne olursa olsun yasal çerçevede kalması, kişisel arzularının rejim dayatmasına dönüşmesinin yolunu kapatmasıdır. En önemli mesajda 3 Kasım seçimleri ile milletin siyasette kızağa çektiği MHP’nin Devlet Bahçeliye rağmen yeniden siyasette belirleyici fonksiyona kavuşmasının yanı sıra; Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP ye milletin iktidarı vermeyeceğini göstermesidir.

PKK‘nın siyasi organizasyonunun barajı problemsiz aşması seçimden bağımsız olarak değerlendirilmelidir. Seçimleri fırsat olarak değerlendiren iç ve dış güçlerin ittifakı, her dönemde Türkiye’nin huzur ve istikrarını bozmak için kullandıkları provokatör kripto unsurlarla ve devşirme, maniple oylarla bölücülüğü meşru siyasi zemine oturtmak için HDP’ye baraj aşırılmıştır. Başbakanlığı döneminde terörü Kürt meselesine dönüştüren Tayyip Erdoğan’ın Kürt meselesi yoktur sözü artık bir mana ifade etmemektedir. Teröre siyasi zeminde meşruiyet kazandırmak isteyen güçlerin, sermaye çevrelerinin HDP’yi cilalamaya devam etmeleriyle bu noktadan sonra terör ve bölücülük, çok daha tehlikeli bir boyut kazanacaktır.

Terörü ve bölücülüğü, etnik bir mesele olarak gören ve Kürt meselesi olarak algılayan, ayaklar altına aldığı Türk milliyetçiliğini seçimde oy avcılığı için kullanan AKP’nin, yaptığı yanlışları geçte olsa anlamış olmasını temenni ediyoruz.
3 Kasım 2002 erken seçimi ile 7 Haziran seçimleri MHP açısından önemli dönüm noktalarıdır. 28 Şubatın devamı olan, 2001 yılında yaşanan Cumhuriyet döneminin en büyük ekonomik kriziyle Türkiye’nin ekonomik dengelerinden çok siyasi dengeleri de alt-üst edilmiştir. O dönemin siyasi partilerden yalnızca sistemin hizmetkârı CHP ve o dönemde henüz ideolojik kimliğini kaybetmemiş olmasından dolayı MHP, bugün ideolojik kimliğini kaybetmiş olmasına rağmen siyasi varlığını devam ettirmektedir.

O dönemin siyasi partilerini siyaset dışı bırakan, tamamen proje olan ekonomik kriz operasyonunun parçası olan 3 Kasım erken seçim kararının mimarı Bahçeli, AKP’nin doğmasının yolunu, Deniz Baykal da siyaseten bitmiş Tayyip Erdoğan’ın yeniden doğmasının yolunu açtı. Bugünse bu üçlünün içinde en güçlü figür Erdoğan, siyaseti dizayn eder durumda.

Yazının başında belirttiğimiz Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP ye milletin iktidarı vermeyeceği konusuna dönersek; net bir veriyi iyi tahlil etmemiz gerekir. Prof. Dr. Özer Sencar'ın başkanlığında çalışmalarını yürüten Metropol Araştırma şirketinin partilere verilen oy içinde seçmenin Parti lideri için verdiği oy oranını tespit araştırmasında; MHP seçmeninin ancak % 8 inin Devlet Bahçeli için oy verdiği tespit edilmiştir. Bu şu anlama gelir; 7 Haziran seçimlerinde MHP’ye verilen 7.519.103 geçerli oyun ancak 601,530 u Devlet Bahçeli’nin liderliği için oy vermiştir. 6.917.575 oy, partinin terk edilen temel fikirleri ve AKP karşısında iktidar alternatifi gördüğü için ve diğer sebeplerle oy vermiştir. Bu oranı kullanılan toplam geçerli oy oranına teşmil edilirse; 46.161.049 geçerli oy içinde Bahçeliye verilen oy oranı %1,3 tür.

Türkiye genelinde % 1,3 karşılığı olan, halktan kopuk, tabandan kopuk, kucaklayıcılığı olmayan, tabanını despotik yönetim tarzıyla baskılayan, dışlayan, sevgi, şefkat sergileyemeyen, sinerjiden uzak, adeta mahkeme duvarı bir liderle iktidar düşünülemez.

Seçim öncesi yapılan araştırmalarda MHP, Bahçelinin her türlü olumsuz duruşuna rağmen, bölücülük girdabına düşmüş HDP tabanı haricindeki Kürt seçmenin, AKP ve CHP seçmeninin ikinci parti olarak en çok ilgi duyduğu, sıcak baktığı parti olarak % 35 in üzerinde gerçek potansiyele sahip olduğu görülmüştür. Seçmenin bu geçişkenligin temelinde, her türlü yıpratma ve algı operasyonuna rağmen MHP’nin, Türkiye’yi bütünleştirecek temel fikirlerine milletin duyduğu güven vardır. Bu veriler üst üste konduğunda; 7 Haziran seçimlerinin en önemli sonucunun Devlet Bahçeli ’siz MHP’nin iktidar alternatifi olduğu gerçeğidir.

Bu noktada Bahçeli gerçeklere gözünü kapatmadan Ülkücü hareketin ve Türkiye’nin önünü açmak için başarısızlığını kabul edip, vicdanının sesini dinleyip Türkiye’nin daha fazla zamanını israf etmeden istifa etmelidir.
Birileri hemen koalisyon ortağı olması beklenen partinin genel başkanının istifa etmesini istemenin zamanımı? Diyebilir.

Hemen söyleyelim ki MHP, AKP tabanı böyle bir koalisyonu istiyor, ancak Bahçeli bu koalisyonu istemiyor. AKP-CHP koalisyonu da seçim hükümeti olacaktır. Yapılacak erken seçimlerde de MHP bölünerek siyaset dışı bırakılacaktır. İstifa etmesi koalisyonun yolunu açacağı gibi, bölünme operasyonunun da yolunu kapatacaktır. Bahçeli onun için istifa etmelidir.

Bu soruyu soracakların şu tabloyu da görmeleri gerekir; Bahçeli seçim sonuçları belli olmaya başladığından itibaren ortaya koyduğu olumsuz tavırla MHP’yi iktidar ortağı yapmamak için manevralar geliştiriyor. Oysa millet MHP ye hükümet olmanın kapısını aralamıştır. 18 Nisan 1999 seçimlerinde milletin verdiği Başbakanlığı Ecevit’e ikram ettiği gibi, şimdide koalisyon ortaklığını CHP ye ikram edeceği görülmelidir.

Erdoğan-Baykal görüşmesi sonunda; CHP, Erdoğan’ın planına tabi olmuş, MHP’nin oy vermeyeceğini bildirdiği Baykal figürünü oynatarak meclis başkanlığını AKP ye vermiştir. Bahçelinin olumsuz tavrı ve gereksiz çıkışları sonunda fatura da MHP ye kesilmiştir.


Vasat akıllı derin devlet destekli Erdoğan-CHP işbirliği ile MHP’yi muhtemel bir erken seçimde siyasetin dışına itme operasyonu başlamıştır. Bu operasyonun olası hedefi iki bloklu siyasi yapı oluşturmaktır. Oluşacak iki bloklu siyasi yapının temel hedefinin Erdoğan’ın hayali olan başkanlık sisteminin yolunu yeniden açacağını görmemek için kör olmak gerekir. Mevcut sistem içinde iktidarı rüyasında bile görmesi hayal olan CHP, başkanlık sistemine ikna edilmiş, umut bağlamış görünüyor.

MHP’nin başına geldiği günden beri dağıtmaktan başka bir vasfı olmayan Bahçelinin, görevde kalmaya ısrar etmesi MHP’nin siyasetin dışına itilmesini kolaylaştıracaktır. MHP’nin milletin yüklediği görevi yerine getirebilmesi ve Türkiye’nin meselelerine çare olabilmesinin yolu Bahçelinin görevi bırakmasına bağlıdır da onun için istifa etmelidir diyorum.

Ülkücüleri siyasetin dışına iten, iktidarın yolunu tıkayan, koalisyonun önünü kapatan Bahçelinin muhalifiyim.

MHP’yi siyasetin dışına çıkartmak için görevlendirildiği, iki teyitle sabit olduğu için Bahçelinin muhalifiyim. (Mahir Kaynak hakkın rahmetine kavuştuğu için ismini açıklamakta beis görmüyorum)

Dün Başbakanlığı Ecevit’e ikram eden, bugün CHP ye iktidar yolunu açan Bahçelinin muhalifiyim.

İkiz yasaları imzalayan Bahçelinin muhalifiyim.

Bazıları bize muhtelif yakıştırmalarla, muhtelif yaftalar takmada kendilerini görevli sayabilir. Onlara siyasetten ve siyasilerden şahsım adına bir beklentim olmadığı için, beklenti içinde olanlar gibi karnından konuşanlardan olmadığımı bilmelerini hatırlatır, inandığım ve gördüğüm doğruları söylemekten başka bir amacım ve Ülkücü hareketin geleceğinden başka bir kaygımın olmadığını bilmelerini isterim.

YORUM EKLE