MHP Nereye ?

Kongreler hemen hemen bitti.

İstanbul zaten Anadolu demek. İstanbul kongresi ne kadar güçlü, heyecanlı ve muhteşem ise Anadolu da o kadar iktidara kilitlenmiş ve hazır demektir.

Sonuçlar malum.

Hiçbir kongremiz İstanbul dahil HDP kongreleri kadar kamuoyunda ve basında yer alamadı.

Her HDP kongresi Kürtlerin kitlesel heyecanını ateşlerken  ve gücüne  güç katarken MHP kongreleri Türk milletinin gelecek endişelerini silen ümit ve heyecanın kaynağı olamadı.

 

Çünkü HDP yönetimi Kürtçü, kabileci Kürtleri toplarken, MHP yönetimi Türk milliyetçilerini ve ülkücüleri dağıtmaya devam etti.

 

İstanbul'da MHP camiasında il başkan adayı olması istenen ve ümit olarak görülen arkadaşa bizzat Bahçeli müdahale ederek “ Ben senin baban yerineyim artık.Ülkemiz  zor günlere gebe. Dengeler var. vs. “ diyerek Adaylıktan çekilmesini istemiş.

Adaylığını koymaması için de ikna edildiğini arkadaşın basına verdiği açıklamalardan öğrendik.

 

Hangi “ dengeler” MHP'nin birliğini güçlendirmemek için heyacansız  kongreler ister acaba? 

 

Türkiye'nin gelecek zor günlerinde MHP'nin büyüyerek , birliğini sağlayarak güçlü bir yapı ve potansiyele ulaşmasının yolunun , girdiği her seçimde iktidar partisine 12 yıldır yenilmiş bir genel merkezin işaret ve destek verdiği tek adaylı kongrelerle başarılabileceğine  inanmaya ne yaşımız ne de siyasi tecrübelerimiz müsade etmez.

 

Türk milliyetçilerinin ve ülkücülerin 2015 seçimleri sonrası yeni anayasa ve düşünülen yeni Türkiye'de sahada olması istenmiyor. Türibinlerden istedikleri gibi bağırıp çağırabilirler.

 

Çok tecrübeli ve fikri potansiyelinin yüksek olmasına fazla gerek  olmayan 40-45 yaşlarında gençliğinden beri MHP de siyaset yapmış sahadan gelen samimi ve sade bir ülkücüye  tek bir hedef gösterip MHP'nin başına getirseniz ve ” 2015 seçimlerinde MHP nin çıkarabileceği azami millet vekilinin çıkabilmesi için ne yapılması gerekiyorsa onu yapmanı senden istiyoruz deseniz “ sonuç inanın 2015 Haziran'ında karşılaşacağımız tablodan daha mükemmel olur.

Hatta konuyu daha da uç bir örneğe taşıyalım.

Türk olmayan yabancı, fakat organizasyon ve pazarlama ile müşteri ilişkileri tecrübesi yüksek bir profesyonel yöneticiyi ithal edip başarıya endeksli maaş ve prim teklifi ile MHP'nin sadece seçim sürecinde başına getirseniz yine sonuç, önümüzdeki seçimde alacağımız neticeden çok daha iyi  olacaktır.

Niçin mi ? 

Çok basit.

Çünkü her iki örnekteki sorumlu kişi tek bir şey yapacaktır: Her il bazında kırk yıllık mazisi olan hareketin ortak aklının sahibi tüm ülkücülere soracaktır. Ne yapmamız lazım?

 

Söyledikleri mi test etmek isterseniz yapacağınız şey çok basit.

Elinize bir kağıt kalem alın ve on maddeyi geçmeyen seçimler için yapılması gereken stratejik adımları ve yapılması gerekenleri yazın.

Seçimler olup bittiğinde yazdıklarınızla yapılanları karşılaştırın. Şaşırıp kalacaksınız.Yapılması gerekenlerin onda dokuzunun yapılmadığını göreceksiniz.

 

Örnekteki sorumlu kişiler kesinlikle şunu demeyeceklerdir: “ Ben size ne yapmamız gerektiğini sormuyorum.Sizin sorgusuz sualsiz benim istediklerimi yapmanızı istiyorum.Sizin aklınıza ve tavsiyenize ihtiyacım yok.”

 

Bu durumda ne olacağı malum."Sen bildiğin gibi yap.Hadi bize  eyvallah” diyenler çoğunlukta olmak üzere , yanın da sadece “ samimi çaresizler” , “ya tutarsa” diyenler ve mevcudu paylaşmak bana yeter diyenler ile belki artanlardan bana da bir pay düşer diyenler kalır.

 

Bu seçimlerin kader seçimleri olduğunu herkes yazıp çiziyor.Aslında her seçim ülkenin ve milletin kaderindeki en önemli virajdır.

Bu seçimin önemi Türkiye Cumhuriyeti'nin  bu seçimden sonra yeni bir kalıba dökülmek istenmesinden kaynaklanmaktadır.

MHP yapılan her ankette hem CHP'li hem de AKP'li  ciddi orandaki seçmenin ikinci partisi konumundadır.Bu durumda MHP kendi potansiyelini tek çatıda toplamayı becerdiği ve milletin AKP'den kurtulma ümidi haline geldiği anda yeni Türkiye ülkücülersiz inşa edilemez demektir.

 

Buraya kadar yazdıklarımızın  gerçekleşmesinin  mümkün olamayacağını bile bile yazmamızın sebebi herkesin bildiğini kısaca tekraren özetlemekten ibarettir.

 

Şimdi sadede gelelim. Bu seçimlerde “ Bahçeli ve ekibinin tek bir görevi var: AKP’yi her zaman olduğu gibi sağ, muhafazakâr ve MHP'ye rey atma ihtimali olan milliyetçi seçmenin gözünde tek parti olarak tutmak ve Anayasa'yı değiştirecek sayıya ulaşması için hiçbir engel çıkarmamak.

Her seçim, anayasa oylamaları ve cumhurbaşkanlığı seçimleri dahil değişmeyen yaşadığımız gerçek bu. Seçim öncesi yapılması gerekenleri yapmayarak sadece kuru gürültü sözlü hakaretlerle AKP seçmenini birbirine kitlemek ve her başarısız seçimden sonra, bir dahaki kritik viraj ve seçime kadar hakaret ve kuru tehdit saldırılara devam ederek sanal muhalefet yaparak görüntüyü kurtarmak.

Haa! Bir de soğan, patates çuvalları ve vuvuzela ile bugün olduğu gibi Meclis Genel Kurulunda canlısını deviremediğin hırsızların, Meclis bahçesinde kendi yaptıkları kardan adam modellerini basın önünde tekmeleyip devirerek müthiş muhalefet görüntülerini de unutmayalım.

Elbette mizahın da politikada yeri var.Fakat unutulmamalı ki etkili her mizah bir zeka pırıltısıdır. Ağaçkakan gibi konuşarak bayağılığa kaçan sığlıkta mizah yoluyla propaganda yapmaya kalkarsanız komik olmaktan öte temsil ettiğiniz davayı da yerlerde süründürürsünüz.

 

Türk milliyetçilerinin ve ülkücülerin 68 ve 78 kuşağı bir yolunu bulmalı bu seçimlerden önce diri diri gömülmeyi kabul etmeyerek Türk milletinin gelecek endişesini ve muhalefetin sebeb olduğu  "öğretilmiş acizlik sendromunun” zincirlerini kırmalıdır.

 

Bunun için ilk adımı MHP Yönetimi'ne karşı olmanın ve  onların yanlış politikalarını reddetmenin ülkücülüğümüze ve davamıza ihanet algısının kelepçelerinden düşünce dünyamızı kurtarmaktır.

Sizce MHP milletvekillerinin ülkenin kaderinde bizde varız demesi için kaç kişi olmaları gerekiyor?  50 ,100, 150, 276 ya da 330 ne dersiniz? Ve istediğiniz sayıya ulaşınca neleri yapabileceklerine inanırsınız?

120 oldular. Sonra 0 oldular. Sonra tekrar 70 oldular. Sonra 50 oldular.

Ve ülkemiz “Bölünmenin eşiğine geldi. Ülkemizi sattılar.Hainler ülkemizi yönetiyor. Bölücü Kürtçüler devleti güneydoğudan kovdular" şikâyetinden başka aklınızda ne kaldı?

Bugüne kadar başaramadıklarını, işler daha da kötüleşip iyice batağa gittiğine göre kaç kişi olurlarsa ülkemizi  kurtarabilirler acaba?

 

Millet bize iktidarı verirse öyle mi?

 

Bizim neslimiz 1, 3, 16 milletvekiline  sahipken MHP'nin gücünü gören ve dosta ümit, düşmana korku veren yıllarını yaşamış nesildir.

Benim sözlerim de o nesillere.

Bir yolu bulunmalı. İlk önce kendi esaret zincirlerimizi kırmalıyız ki millet kendisine vurulan ve vurulmaya çalışılan prangalarının zincirlerini de kıracağımıza inansın.

Kritik soru şu: Meclis'te MHP milletvekillerinin yapamadıklarını "ülkücü” kaç  milletvekili yapabilir?

 

 Hakkı Şafak Ses

YORUM EKLE