MHP'de Neler Olacak?

Bugün ülkücüleri kahreden gelişmelerin ayak izleri ilk kez aleni olarak 2010 referandumu ile görülmeye başladı.
2010 referandumu ile Bahçeli ilk kez açıkça MHP’nin oy potansiyelinin genişleyeceği ve kuruluş ilkelerinin birinci hedefi olan siyaset parselini AKP’ye bırakarak CHP’nin yanında konuşlandığı algısını kamuoyuna verdi.
Takip eden yıllarda gerek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gerekse genel ve yerel seçimlerde ortaya koyduğu seçim çalışmaları temposu ve gerekse içe dönük mücadelenin izlerini taşıyan pasif MHP kadroları, seçim meydanlarını ateşlemekten uzak adayları ile her seferinde gücü ve zaferi AKP’ye altın tepside sundu.

Bu hataları siyasi öngörüsüzlüğü ya da yetersizliği, tecrübesizliği yüzünden yapmadı.
Ülkücü kadrolara güvensizliği ve onların devleti yönetmesi ve iktidar olması hâlinde bunu becerebileceklerine olan inancının zayıf olmasından dolayı “vasat akıllı devletin” yaptığı stratejilere bağlı olarak siyaset çizgisini ve konumunu belirledi.

1999 seçimleri sonrası kurduğu DSP tercihli koalisyonla; bugün 7 Haziran ve 1 Kasım sonrası izlediği seçim öncesi taktikleri ile kendi siyaset alanındaki seçmeni kaybederek sanki karşıymış gibi AKP’nin önünü açması, bugün ise tam tersi AKP’nin ve Erdoğan'ın siyaset çizgisine yandaş tutumları arasında kendi siyaset strateji açısından hiçbir çelişki bulunmamaktadır.

Stratejisi basit, kendi açısından kolay ve de risksiz.

--Ülkücüleri iktidara giden siyaset stratejilerinden uzak ve dağınık tut; “vasat akıllı devletin” telkin ve yönlendirmeleri ile siyasi iktidar alanını onun planlamalarına açık hâle getir.

Türk milliyetçilerinin hedeflerinden ve mayasından uzak, edilgen bu siyaset üslubu ve stratejisi bugün MHP’yi iç ve dış siyaset odaklarının bilek güreşi yaptığı savaş alanına döndürmek üzere.

Erdoğan ve AKP iktidarının bugün uluslararası alanda hemen bütün güç odaklarınca istenmediği ve nefrete varan düşmanlıklarla karşı karşıya olduğu artık bilinen bir gerçek.
İçerde ise en az %50’lik bir seçmen kitlesinin kızgınlığının ve nefretinin odağında.

Erdoğan iktidarının sebepleri ve sonuçları uzunca tartışılacak bir konu.
Fakat bugün getirdiği Türkiye tablosunda ondan ve yönetiminden kurtulmanın kilidi durumuna gelen MHP, aynı zamanda kadere bakın ki Erdoğan ve AKP iktidarının da garantisi olma konumunda.
Bahçeli yönetimi devam ederse Erdoğan ve AKP kazanacak, değişim olursa MHP’nin kesin olarak artacak oy yüzdesi ile AKP önü alınamaz ve durdurulamaz bir inişe geçecek. Ve refarandum veya seçimi kazanmak Erdoğan için hayal olacak.

İşte bu yüzden MHP Türkiye'nin istikbali üzerinde oyun kuran iç ve dış; vasat aklı yetmese de dost ve düşman birçok odağın sert geçecek bir mücadele alanı olacak görünüyor.

Erdoğan'ın hedefinde ya 330 rakamını bularak Anayasa’da istediği değişiklikleri yapmak var ya da bu mümkün olmazsa erken bir seçimle eksiğini tamamlamak var.

Bu iki planda da Bahçeli'ye ve MHP grubuna ihtiyaç olduğu çok açık olarak görülmektedir

Bahçeli’nin de parti içi muhalefet dalgasını durdurmak için zamana ihtiyaçı var.
Bugün için bu zamanı kazanacak gibi gözüküyor.

Parti içi muhalefet adına Anadolu yollarına düşen, imza toplanmasına öncülük eden bir seçimli kurultay günü belli olmadığı hâlde adaylıklarını açıklayan,genel başkan adayları bu zamanı Sayın Bahçeli’ye kazandıracak bir stratejiyi devam ettirmekte ısrarlı gözüküyor.

İmzaların Genel Merkeze teslimi ile çok ciddi ve psikolojik baskısı oldukça ağır bir durumu, ülkücünün toplu baskısı ile il, ilçe ve Genel Merkez nezdinde arttırmak yerine mahkeme yoluna girilmesi Sayın Bahçeli’nin orta saha hakimiyetini sağlamasına fırsat verdi.
Potansiyel tepkiyi tedricen göğüsleyerek ihraç ve tasfiyelerin zamana yayılması muhalefeti kontrol edilebilir bir alana soktu.
Bahçeli ve Genel Merkez yönetimine olan kızgınlık ve reddiyenin paratoneri olan imzacı genel başkan adayları arasından, diğer imzacı adayları da rahatsız ederek sivrilen Meral Hanım’ın daha fazla ön planda olması Genel Merkezin elini rahatlatan en önemli argüman oldu.
AKP ve Erdoğan'ın yoğun paralel ihanet kampanyasının tesiri ile tehdit algısı cemaate odaklanan çevrelerin önüne altyapısı hazır olan bu propagandanın hedefi olarak Meral Hanım hemen mevzilendirildi.
Sn.Bahçelinin benzer suçlamaları her kongrede çıkan adaylara yakıştırmış olmasından dolayı bu propaganda sadece MHP merkezli olsaydı önemsiz ve tesirsiz olabilirdi.

Fakat AKP ve Erdoğan karşıtı cemaat dahil birçok iç ve dış odağın aceleci bir tavırla Meral Hanım’ı savunmaları ve desteklediklerini açıkça ortaya koymaları; hem Bahçeli ve ekibinin gitmesinden yana hem de MHP Genel Merkezinin ANAP gibi eğilimler ittifakı değil ülkücü kimlikten olması gerektiğinin hassasiyetini taşıyan tabanımızın önemli bir kesiminde irkilmelere sebep oldu.
Bu durumu da en önce fark eden Sayın Bahçeli oldu. Ve bu yüzden Meral Hanım’ın kamuoyu desteğinin unsurlarının ve MHP dışı sağ partilerde siyaset yapmış “ esnaf siyasetçilerin” ülkücüler tarafından biraz daha fazla fark edilmesi için sabırla hareket edeceğini sanıyorum.

Bu aşamada parti kapatarak görev değişiklikleri süreci ve ardından imza veren il, ilçe başkanları, MYK ve diğer parti adına seçimle temsil yetkisi kazanan ve aynı zamanda delegelik görevleri de olan üyelerin tedbirli olarak ihraç istemi ile disipline gönderilmesi önümüzdeki gündemin önemli gelişmelerinden olacaktır.
Bizzat Sayın Bahçeli bu sayıyı iki yüz civarı olarak ifade etmiş ve cezalandırılacaklarını söylemiştir.

Partinin dağılması, güç kaybetmesi hatta parçalanması tehdidi bu noktada Genel Merkez açısından hiçbir önem arz etmemektedir.Çünkü asıl görev partiyi kongreye götürmeden kazanılması gereken altı en fazla yedi aydır.
İşte imza ve mahkeme yoluyla izlenen ve zaman alacağı baştan belli olan bir yola muhalefetin girmesi Sayın Bahçeli’nin arzu ettiği zamanı da ona istenmese de kazandırmış bulunmaktadır.

Şu durum artık kesin olarak belli olmuştur.
Bir Anayasa değişikliği referandumu veya bir erken seçim öncesinde MHP’de bir yönetim değişikliği gerçekleşmezse ondan sonra bir yönetim değişikliği gerçekleşse bile artık Türkiye için yakın zamanda Türk milliyetçileri için belirleyici olma ihtimali bir nesil sonraya ertelenmiş olacaktır.

Hepimizin açıkça gördüğü bir gerçek var.
Ülkücülerin çok yakın olarak birbirini tanıdığı ve ülküdaşlık hukuku olan birçok arkadaşımız bu süreçte çok parçalı bir görünüm arz etmekte.
Bütün temennimiz, azami dikkat ve çabamız MHP’de özlenen bir değişim için fedakârca yola çıkmış olan bütün ülküdaşlarımızın genel merkez ve genel başkan adaylarına olan mensubiyetlerini ülküdaşlık hukukunu ve ülkücü birliği bozacak, maksadı aşan aşırılıklardan ve de kırıcılıklardan uzak kalmak üzerine olmalıdır.
Ben hiçbir ülküdaşımın genel merkeze karşı ne kadar kızgınlık ve kırgınlık içinde olsa da MHP’de siyaset yapma inanç ve azminden vazgeçmeyeceğine ve kurulacağı söylenen 5. partinin siyaset kurnazı tilkilerinin yemeğine meze olacağına inanmıyorum.

Değişimden yana olan tüm ülküdaşlarımın önündeki tek hedef en erken şekilde bir MHP kongresinin nasıl gerçekleşeceği sorusunun cevabını bulmaktır.
Bunu yolu muhakkak bulunmalıdır.

YORUM EKLE