Men bu yerde yaşamadım

 Kırımlı kızımız Camala Avrupa Evrovizyon Yarışması 2016’da Cumartesi gecesi “Adalet Volkanı” patlattı. “1944” şarkısıyla eski kıtayı ayağı kaldıran güzel sanatçı, Stalin kasabının 1944’te Kırım Tatarlarını yerinden yurdundan kovmasıyla yaşanan insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden birini 72 yıl sonra tün yayaya bir daha duyurdu. Genç neslin Birincilik Ödülüne Laik Gördüğü bu muhteşem eser aynı zamanda 2014 yılı Martında Kırım Tatar Müslümanlarının Anavatanı – Kırım Yarımadasının Putin militaristleri tarafından ilhak edilmesine, Rusya Federasyonu’na katılmasına karşı da son derece sert bir tepkidir. Kırım, Türk Dünyasının güzeller güleli diyarı, Karadeniz incisidir.

Yaşlılığıma doyamadım
Ben bu yerde yaşamadım

Şarkı, Avrupa halklarını Moskova’nın askeri güce dayanarak Kırım’da, Doğu Ukrayna, Abhazya ve Kuzey Osetya’da ilhak siyaseti uygulamasını lanetledi. Trajik bir olayı -Kırım Tatarlarının katledilmesini, topraklarından kovulmasını İngilizce ve Türkçe olarak yaşatan bu eser aktüel anlam yüklüdür. Stokhol’de volkan gibi patlayan 1944 Kırım gerçeği, 72 yıl sonra aynı saldırgan militarist güçlerin bu defa da daha modern ve yıkıcı silahlarıyla Suriye’de binlerce insanı evinden barkından ettiğini canlandırdı. Suriye’de anaokullarını, ilk okulları, hastaneleri ve yaşlı evlerini bombalayan Rus askeri uçaklarının barbarlığı en sert bir şekilde kınanıp lanetlendiği gibi, halklara barış, sığınmacılarla dayanışma çağrısı oldu. Şarkı Türkiye ve Avrupa’daki sığınmacı çadırlarının hepsinde izlendi ve dinlendi. Bugün artık “Yaşlılığıma doyamadım, Ben bu yerde yaşamadım” mazlumları birleştiren bir hit oldu.

Camala büyük ölçüde Avrupa’da yaşayan ve çalışan Türklerin ve Müslümanların, Bulgaristan Türklerinin, Türkiye gençliğinin oylarıyla kazandı. Türk dünyasında böyle bir dayanışma daha önce görülmemişti. Bu başarı, birlik olunca dağları deviririz çağrımızdır. Türklük ve Müslümanlığın yeni büyük uyanışında parlak bir ufuk müjdeledi.

Ben de Camala güzelimizi dinlerken çok eski bir öykü anımsadım. Anlatsam, ham beyinleri olgunlaştırır, dedim. İnsanların ne zaman ne neden ders alacağı belli olmaz. Hep umutla yaşıyoruz.

Öykü şöyle:
Üsküp‘e uğramış olanlar bilir. Şehri ikiye bölen Vardar ırmağının sol yakasındaki büyükçe meydanda en heybetli heykel at üstünde Aleksandır Makedonski/Bütük İskender heykelidir. İskender Makedonya imparatoruyken, M.Ö. 331’de dünyada en büyük olan Pers İmparatorluğuyla savaştıktan sonra emrindeki kalabalık askerlerle Orta Doğu ülkelerinden birine girdiği zaman, ölen yakınlarının mezarlarını kapılarının önüne yapmış bir grup insanla karşılaşır. Bu kavmin başkanlarını çağırtır ve kendisine mezarlarını neden bu şekilde yaptıklarını sorar. Başkan, “Halk evine girip çıktıkça mezarlarını görüp ölümü, katliamları unutmuyor. Bu şekilde birbirine karşı haksızlık ve kötülük yapmıyorlar” diye cevap verir.

Daya sonra kavminbaşkanı kendi konağından bir tepsi üzerinde çürümüş bir insan kafası getirir ve “Bu kafanın sahibi bizim önceki sahiplerimizden biriydi, halkına haksızlık ve zülüm yapardı. Sonunda bu şekle döndü ve cezasını çekmektedir. Benim hizmetimde bulunanlar zaman zaman bana bu kafayı tepsi içinde getirir ve gösterirler. Bu sayede ben de dünya hırsından ve halkla hırsızlık yapmaktan geri dururum. Daha mütevazi olurum” der.

İmparator İskender’in bu fikir çok hoşuna gider ve bu şahsa müşavirlik teklif eder.

Öykü, Kırım’da 1944 soy kırım kahramanlarının aziz hatıralarının hayatta çağırdı ve Camala’nın en kötü anıları bütün dünyaya bir daha yaşatırken katil Stalin’i lanetledi. Katiller mezarda huzur bulamaz. Stalin de mezarından 3 kez çıkarıldı, yeri değiştirildi ama ruhu Kırım katliamını asla af etmediği için, debelenip duruyor.

Zamanımızdan hemen hemen 2330 yıl önce yaşanan bu olaydan çıkaracağımız ders şudur: İnsanlar yaşadıkça hiç bir şey unutulmaz. Büyük İskender’den sonra Yakın Doğu’da 200 Elen kültür şehri kuruldu ve Anıtlarından en büyü de Üsküp Meydanını süslüyor. Kırım Katliamı anıtını Camala 14 Mayıs 2016/Cumartesi gecesi Stokholm’da dikti. En yakın zamanda Kırım Başkenti Akmecit’te de dikileceğine inanıyorum. Bulgaristan Türklerinin 27 yıl önce yaşadığı “Büyük Göç” trajedisinin anıtı da dikilemedi, ama mutlaka dikilecektir, çünkü analarımız ve babalarımız ata ocağımızda yaşlılığını yaşayamadı, yaşlılığına doyamadı! Adaletin yaşı yoktur.
YORUM EKLE