Lüzumsuz Parti... !

Bahçeli tüy dikti...

İnce politikalarla ülkücüleri etkisizleştirme,Türkiye'nin gündeminden düşürme, ülkenin geleceğini belirleme potansiyelini gemleme politikalarından vazgeçti...! Artık ince işlere gerek görmüyor ,işi aleniyete döktü..!
7 Haziran seçim sonuçları MHP yönetimi hiç istemese de MHP'ye kilit bir rol yükledi.Türkiye'nin birinci meselesi mevcut iktidardan kurtulmak idi ise ki ; katılmasam da seçim öncesi MHP'nin stratejisi bu idi...Bu iktidardan Türkiye 'yi kurtarmak seçim sonrası MHP 'nin elinde idi...

Değil ,Türkiye'nin menfaatleri seçim sonrası değişmiş ve AKP'nin siyasetleri restore edilerek,yanlış eğilimleri dizginlenerek ,bir yerlere varılacağı düşünülüyorsa,seçmen bu imkanı da MHP'ye dibine kadar vermişti.
Hemde AKP ile arasında ki temel ayrım olan Kürt politikalarında ve PKK'ya bakışta ,son 7-8 aydır ,HDP'nin efendilerinin emriyle yürüttüğü ,kandildeki efendilerinde,Apo 'yu dahi es geçip doğrudan batılı efendilerinden emir alarak,çözüm sürecini teröre zemin,güç olarak kullanma arzuları ile AKP 'de, MHP politikalarına,belli bir yakınlık oluştuğu bir dönemde.

Seçmen tabanlarının benzerliği geçişkenliği,bu tabanın iktidar olanın yönlendirmelerine daha çok kulak verdiği gibi argümanlara girmiyorum bile..Reel politik gerçekler MHP 'nin ülke içinde ,kendi varoluşu içinde bir an önce iktidar ilişkileri içinde olmasını gerektiriyor..Eğer önündeki ilk seçimde tek başına iktidar olma şansın yoksa ,bu ancak bir koalisyonla mümkündür.

Hem sağ seçmen nezdinde,hem hareketin zinde tabanı nezdinde ,hem devlet kadrosu içinde ( Türkeş korumasından yoksunlukla) ezilmiş ,itilmiş, kakılmış ülkücü memur,bürokrat nezdinde hayati öneme haiz olan iktidar ilişkileri ne adına reddedilmiştir?

ülkeyi 13 yıldır yöneten %40-45 düzeyinde bir oyla cumhuriyet tarihinin en güçlü iktidarlarını oluşturabilmiş ,dış operasyonlarla yalnızlaştırılarak gücü kırılmış akp 'yi ,dışarının kucağından kurtaracak ,çok daha milli çizgilere çekebilecek ,onu içten denetleyebilecek,dışarının Türkiye üzerindeki saldırı umutlarını zayıflatabilecek %60 lık sağlam bir taban desteğine sahip bir hükümete ortak olma imkanını ,elinin tersi ile itmenin mantığını birinin bize anlatması gerek...
İki -üç ay sonraki seçimlerde tek başına iktidar umudumu var? Yoksa CHP'nin iktidar olmasının ülkeye çok büyük katkısı mı?Bahçeli ve MHP sözcülerinin AKP, CHP koalisyonuna bu partilerin mensuplarından daha hevesli olmasındaki sır nedir? seçim sonrası tüm politikanın bu koalisyon üzerine bina edilmesinin ,onca çabanın hikmeti nedir?

Bahçeli böyle bir koalisyonu ülke için gerçekten olmaz sa olmaz olarak mı görüyor? Sebebini bize de anlatsa da anlasak..Ülkeye bu koalisyonu dayatan çevrelerin analizini yaptığımızda ,bu çevrelerin sabıka dosyalarının hayli yüklü olduğunu ,ülkenin siyasi hayatına her melanetin bu çevrelerden geldiğinin tesbiti bu kadar mı zor ?

MHP,anap ,dsp koalisyonu ile bir taşla birkaç kuş vuran,ülkeyi dibe vurdurup, bu siyasi yapıları tasfiye eden çevreler aynı çevreler değil mi? Hani AKP'ye boş alan oluşturan çevreler?,AKP kontrolden çıktı yeni bir AKP mi lazım? Bunun için ülkenin dip yapması ,siyasetin tasfiyesi ,güç odaklarının doğrultusunda yeni yapılar oluşturulurken ülkenin soyulması mı gerekli? malum çevreler bir hayli aç...

CHP etrafına kenetlenen iç ve dış odaklarının ne yapıp edip son enstrümanlarını hükümet etme gayretlerini normal buluyorum da, biz niye kraldan çok kralcıyız onu anlayamıyorum?

MHP ' de felaket sonrası iktidar olma beklentisi mi var? Böyle ham bir hayalin beklentisi ile siyaset yapmayı Bahçeliye dahi yakıştıramam...O halde ne?

Şu toplumsal yarılma meselesi kritik...irdeleyelim ; kutuplaşmanın ,ülkeye verdiği zarar malum çünkü batıda %51 lik iktidarların tepesinde bir batı yok...! oradaki siyasi yapıları maniple ederek menfaatleri için kullanabilecek bir emperyalizmle tanışık değiller.Bizimse asli derdimiz bu ,ABD 'den referans almadan değil iktidar ,meşru bir siyasi kimlik dahi olamıyorsunuz neredeyse...

Bizim gibi ülkelerde güçsüz iktidarlar makbuldür,halkın ensesinde boza pişirenler ,güç odakları yardımı ile ayakta duran ,onların emrinde olan,emirden çıkınca ya da çok yıpranınca kolayca değiştirilebilenler..Halkta diş tutturamayacak kuklalar..Basın ,aydın denilen işbirlikçi yancılar da değişim denilen devirme görevine katılır, ,düzenden payını alır..

Bu tespitleri yapma sebebimiz şu; önce her şeye rağmen milli noktalarda hassasiyete sahip %60 lık bir kitlenin yarılmasını engellemek ve onlardan ,güç alarak ,onlarla fikir ,düşünce ,iman alıverişinde bulunarak siyaset yapmanın, ne derece önemli olduğunu ,bu kitlenin itibarsızlaştırılarak,bölünerek,dış tesirlere kapatılarak siyaset yapılması gerektiğini hatırlatmak... ve bu kitleyi yanlış temsilden korumak...Önce bu kitlenin yarılmasının önüne geçmek..
Kürtler, aleviler,solcu ,Kemalist diğer benzer grupların ne inancını sorguluyoruz ne ülkeye bağlılıklarını.Ancak hedef kitle edilerek ,aydın ve önderleri ,bin bir yolla devşirilerek batı menfaatleri doğrultusunda kullanılma noktasında,hassasiyetlerinin istismar edildiğine inanıyoruz..Toplandıkları siyasi,ideolojik grupların ülke menfaatinden önemli başka menfaat Saikleri ile hareket ederek,bu grupları istismar ettiğini düşünüyoruz.
Yarılmanın önüne geçmek ,aklı selimi hakim kılmakla olur,yanlışa prim vermekle değil,bu grupların istismarının önüne geçmekle olur ,onlar üzerinden menfaat devşirenlere iktidar rüşveti vermekle değil...Türkiye'de yarılma denilen olgunun kaynağı halk değil, güç odaklarının hakimiyet mücadelesidir.Bu odakları etkisizleştirmektir yarılmanın önüne geçmenin yolu,iktidar rüşveti ile beslemek değil...

Her şeyden öncede bu yarılmanın siyaset diliyle siyaset yapmamakla olur...

CHP-AKP koalisyonunu toplumsal yarılmanın panzehiri olarak satmak Bahçeli'ye MHP sözcülerine mi düştü ?

CHP-AKP koalisyonu fikri Türkiye'nin karar alma mekanizmalarında zayıflayan batının Truva atı planıdır.Arzuları güçlü hükümet değil,kendi içinde çatışmalı karar alamayan,etkisiz hükümettir.O zaman etkili olacak olan hükümet dışı güç odaklarıdır.Tek kelime ile batının,güç merkezlerinin hamlelerine cevap veremeyen eski, parçalı,siyasi düzen özlenmektedir.

Burada bir parantez açalım,Erdoğan'ın zaaflarına ,özerklik safsatalarına ,diktatörlük palavralarına kurban edilerek,layıkı ile tartışılmasının önüne geçilen başkanlık sistemi iyi organize edildiğinde, Türkiye'nin siyasi istikrarını sağlayacak ,küçük siyasi grupların,etnik yapıların istismarı ile siyasi sistemin kilitlenmesinin önüne geçebilecek,dışarıdan takviyeli güç odaklarının etkisini minimaliz edebilecek tek yoldur.

Bu odaklarca da Erdoğan'ın şahsi meselesi gibi pazarlanarak, tartışılmasının dahi önüne geçilmiştir.MHP 'nin temel tezlerindendir,zamanlaması,muhtevası,şartları tartışılabilir. MHP yönetimince MHP tabanına özerklik tartışmalarına bulayıp kara propaganda konusu haline getirilerek sunulması,ironik,ancak oldukça da manidardır.

Başa dönelim,Bahçeli'nin MHP 'Yİ değil de CHP'yi iktidara taşıma arzusunun,anlattıklarımız ışığında, ne anlama geldiğini bir defa daha soralım?

Bizce ülkücü hareket ve Türkiye'nin menfaatlerinin bu derece özdeşleştiği bir vasatı ,ülkücüler planlasalar başaramazlardı,seçim sonuçları bu vasatı ,iktidarın kilidi olma şansını sağladı...

Ve... Bahçeli harakiri yaptı...Bahçeli yönetimine rağmen iktidar olma potansiyeline ulaşan seçmenini resmen harcadı....

Siyasette ,''ben oynamıyorum''un anlamı olabilir mi? siz oynayın ,derseniz ,size o zaman ,sana ne gerek var? diye sorar birileri, en başta da halk...

Bahçeli kritik dönemlerde aldığı ve sonuçları harekete hayati zararlar veren ,akıl almaz siyasi kararlarına yenilerini ekledi,zırva da zirve yaptı. İzaha muhtaç, ne adına? ,kimin adına?Ülkenin hangi menfaati adına? ülkücülerin hangi menfaati adına?

Herkese ağzını payını verdik efelenmesini siyaset veya ideolojik tavır sananların bu suallere bir cevaba ihtiyaç duymayacağını biliyorum..Bununla tatmin olan gitsin banyoda tatmin olsun..

İnancını ,siyasi duruşunu hayatının manası kabul edenlere sözüm..Ülkenin kaderini kendi siyasi inanç ve anlayışlarında,çözümü ülkücülerde görmeyen bir anlayışın ürünü bu tavrın kabul edilebilir bir yanı var mı dır?

Başbakanlık talep edemeyen bir anlayışın,2015 versiyonu iktidar ortaklığını da reddediyor,başka partilere nasıl iktidar olacaklarına dair akıl satıyor,yol açıyor.Bu notada tavır koyuyor..İzaha muhtaç değil..!

Şimdi... önümüzde seçim var..

Bahçeli tezlerine gerçekten inanıyorsa ,yarılmanın önüne geçmek için! halka gidip ülkenin ali menfaatleri için AKP-CHP koalisyonuna oy mu isteyecektir? Y a da ikisinden birini iktidar edin ben ikisiyle de olmam mı diyecektir?

Böyle bir garabet mümkün mü dür? diyenlere soruyorum, yaşadığımız bu değil mi?

MHP hangi vaat ve umutlara destek isteyerek ,hangi söylemle halk karşısına çıkacaktır?

Seçim öncesi '' Bizimle yürü TÜRKİYE '' yazısında bir sual sormuştum.. Nereye? Şimdi bütün halk soracaktır..sahi nereye???

MHP nereye yürüyor? Bahçeli seçim meydanlarında ,seçim sonrası benzer seçim sonuçlarında aynı politikaları izleyeceğini söyleyebilecek mi dir?

Bu söylemin siyaseten manasının bana oy vermeyin,ben lüzumsuz bir partiyim demek olduğunu bahçeli bilmez mi?

Partisini ,destan yazmış bir hareketi halk karşısında söz söyleyemez hale getirmek ,bilge liderliğin şanından olsa gerek..!

BAKİ SELEMLAR...


YORUM EKLE