Liderler Zirvesi ve Bakanlar Kurulu

Cumhuriyet tarihinin en karanlık hadisesinden sonra, liderler zirvesi ve peşine bakanlar kurulu icra edildi. 15 Haziran devleti yok etme, milleti köle yapma operasyonunun dumura uğratılmasından sonra yapılan bu iki toplantı elbette çok önemliydi.

Türk milletinin bağrından çıkan milleti ve devleti yönetme iddiasıyla varlıklarını devam ettiren siyasi partilerimizin genel başkanlarının böylesine günlerde birlik beraberlik içinde olması yüce milletimiz için en büyük teminattır.

Arkadan bakanlar kurulunun toplanması da hükümetin konuyu ciddiyet ile takip ettiğinin göstergesidir. Bu iki toplantının sonunda milletin bu toplantılardan beklentisinin karşılandığını düşünebilir miyiz?

Hayır…

Ne yazık ki, açıklamalar beklentileri karşılamadı.

Yoğun günlerde kafa karışıklığının önüne geçmek için iki sahada yoğunlaşılması gerekir. Güvenlik ve ekonomi üzerine tüm planlama kurulmalı alınan kararlar, coğrafi gerçeklikle ve reel ekonomi ile örtüşmelidir. Bu kahpe örgütün, özellikle bundan önce kurduğu ekonomik tuzaklar iyi anlaşılmalı, hızla bu tuzakların bozulup telafisi için adımlar atılmalıdır.

Bu kahpe örgütün geçtiğimiz iki yılda kurduğu en büyük tuzaklar; esnafı ve köylüyü sokağa dökecek tuzaklardır. Bu oyunu hızla bozacak irade hemen kendini göstermeli ufak esnaf rahatlatılmalıdır.

Ekonomik tedbirlerin hızla alınamaması, sonra alınacak tedbirleri geçersiz kılar. İcranın başındaki bürokratın ayak diretmesine rıza gösterilmemesi gerekir. Finans ve bankacılık sistemi alınan kararlara hızla uymalı ekonominin tüm aktörleri rahatlatılmalıdır.

Bugün kendini hissettiren en büyük tehlikede, yıllardır özellikle yabancı istihbarat örgütlerinin kontrolünde ki cinayet şebekelerinin suikast hazırlığında olmasıdır.

Üç gündür Güneydoğu’da kendini hızla hissettiren katil sürülerinin batı şehirlerinde ve metropollerde uzun yıllardır hazırlık yaptıkları artık herkesin malumu. Yıllardır silah ve istihbarat yığınağı yaptıklarını sağır sultan bile biliyor.

Toplumu infiale sürükleyecek olaylara karşı şimdiden önlemler alınmalı, özellikle iş adamlarının, siyasetçilerin, gazetecilerin, akademisyenlerin ve spor adamlarının potansiyel hedef oldukları unutulmamalıdır.

Türkiye’nin önündeki yüzyıl planlaması gereken günlerde ipleri yurt dışında olan grupları kökünden imha emekten başka çaresinin olmadığı bilinmelidir.

Tüm bu yaşananlardan elde edilen tecrübeye de, bundan sonraki dönemlerde ihanet edilmemelidir. Tarih ile kavga edilerek yön bulunmaz. Tarihler ancak ders çıkarılmak için vardır.

Allah (c.c) bu zamanda hepimizin yar ve yardımcısı olsun…

YORUM EKLE