Kirlenen AKP İktidarı Dağılma Sürecinde

AKP çizgisine sonradan eklenen Davutoğlu’nun, Erdoğan’ın kendinden sonra AKP ile ilgili ince hesaplarını bozarak, Erdoğan’ın kader birliği yaptığı çekirdek kadrosunu aşıp öne çıkması AKP de ideolojik kırılmanın son aşaması, Erdoğan’ın ilk inisiyatif kaybı sayılabilir. Yandaş medyada yaşananlar da temel itibariyle AKP de ki ideolojik kırılmanın başka bir boyutudur.

İktidarlar en derin krizleri en güçlü olduklarını zannettikleri zaman yaşarlar. Davutoğlu’na karşı, Sayın Erdoğan’ın basına yansıyan gölge kabine kurmaya çalıştığı bilgilerini değerlendirdiğimizde; Davutoğlu ile Erdoğan arasında ki krizin derinliğini görebiliriz. Bu gelişmenin henüz su yüzüne çıkmayan AKP deki iç çekişmeleri hızlandıracağı muhakkaktır. Bu aynı zamanda iktidar partisinin çözülme sürecine girdiğinin de işaretidir.

Görünen, görünmeyen güçlerin koalisyonu AKP iktidarı bir proje olarak 13 senedir siyasi hayatımızda. Yeterince yorulmuş ve oldukça da kirlenmiştir. Daha önceden masa altında başlayan güç çatışmalarında cemaat 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet olaylarını, arkasından da hükümet ortaya çıkan yolsuzlukları örtbas etmek için paralel yapılanmayı ortaya çıkarttı. Koalisyonun iki büyük ayağı böylece ayrışmış oldu.

AKP, iktidar yolunda kurduğu ittifakları bozmaya devam ediyor. PKK, KCK, İmralı üçgeninde düştüğü makasta Kürtleri bölücü örgütün kucağına iterek Kürtlerle, Türk milliyetçiliğini ayağımızın altına aldık söylemleriyle yetinmeyip Davutoğlu’nun milliyetçilikle hesaplaşma başlatacağını ilan etmesiyle milli değerlere bağlı kesimlerle, AB üyeliğini koz olarak kullandığı liberal kesimin temsilcisi TÜSİAD’ı karşısına alarak liberallerle, son olarak cemaatleri karşına alması bu koalisyonun ana iskeletinin dağılmaya başladığını gösteriyor.

1974 seçiminin dışında 1950 seçimlerinden bu yana Türkiye’de sağ iktidarların alternatifi sağ olmuştur. Kirlenen AKP iktidarının, iktidar yorgunluğunun yanına parti içi hesaplaşmalar eklendiğinde, AKP’nin 2015 seçimlerinde istediği sonucu alması beklenemez. Her türlü zorlamayla %28 i aşamayan CHP’nin dolaysıyla da solun iktidar olması şansa kalmış gibi. CHP’nin bütün zamanların ana muhalefet partisi olacağı artık kesinleşmiş görünüyor. BDP veya HDP gibi etnisiteye dayalı siyaset yapan partilerinse ancak koalisyon şatlarında fonksiyonları olabilir, tek başlarına iktidar olamayacakları bir gerçek.

Geriye kalan en kötü şartta bile meclise girme problemi olmayan MHP’dir. 1980 den sonra ki iktidarları sırtında taşıyan kadrolar, MHP kadroları olmasına rağmen MHP tek başına iktidar olmaya muvaffak olamamıştır. 1997 seçimlerinden koalisyonun büyük ortağı olarak çıkmasına rağmen bu kadroları gerektiği şekilde istihdam edip, yeterince değerlendiremedi. Zamansız erken seçim isteği ile kendi ayağına balta vurarak, AKP’yi iktidara taşımış oldu.

2015 seçimleri Türkiye için cumhuriyet döneminin en kritik seçimi olacaktır. AYM’nin seçim barajını kaldırması halinde bölücü PKK uzantısı, terörden beslenen partilerin daha fonksiyonel hale gelmesi söz konusu olursa Türkiye daha da vahim bir sürece girecektir. Bazı çevrelerce 2015 seçimlerinin koalisyonları geri getirecek seçim olarak dillendirilmeye başlamıştır. Şimdiden bu koalisyonlarda PKK uzantılarına yer aranmaya başlanmıştır.

MHP, millet nezdinde vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün teminatı, ülkenin sigortası olarak görülmekte. Bu bakımdan MHP’nin omuzuna şimdiden tarihi, büyük sorumluluk yüklenmiştir. Umarız MHP yönetimi bu sorumluluğun idrakinde olur. Ancak MHP yönetiminin bugün ki çalışmalarına bakıldığında iktidara gelme, sorumluluk yüklenmek gibi bir iştahı görülmemekte. MHP yönetimi içinde bulunduğu bu rehavetle milletin umudunu kırmaktadır.


YORUM EKLE